Ekonomi30 Temmuz 2005 00:00

Yabancıların çıkarı her şeyin önünde - İ. Sabri Durmaz

Özelleştirmeciler; her gün yeni bir hamle yaparak amaçlarına yürüyorlar, doğrudan yapamadıklarını dolaylı yoldan yapmaya yöneliyorlar; Meclis’te tıkanırlarsa, mahkemelerden engel çıkarsa, bu sefer hükümete, orada tıkandıklarında da bakanlıklar üstünden hamlelere yönelerek aynı amaca yürüyorlar. En son marifetleri de; Maliye Bakanlığı’nın sigaralardan alınan vergiye yüzde oranlı olmaktan çıkarıp “maktu” vergiye yönelinmesi ve paket başı alınacak vergide, yerli tütün bileşimi ve TEKEL’in konumunu gözeten önlemlerden tümüyle vazgeçilmesi oldu. discount card prescription discount prescription coupons prescription drugs discount cardskamagra kamagra wikipedia kamagra gel

Dünkü Evrensel’in haberinde de açıkça belirtildiği gibi; yeni uygulama yürürlüğe girdiğinde; paket başına vergi paket fiyatının yüzde 58’’i oranında olacağı gibi paket başına alınacak vergi miktarı da 1.2 YTL’den az olamayacak. Bu durum; paket başı en az 1.6 YTL vergi bekleyen yabancı sigara tekellerine büyük bir avantaj ortaya çıkarırken, TEKEL ise yabancı sigara tekelleri karşısında tüm avantajını yitirmiş olacaktır. Hatta birçok bakımdan da koşullar TEKEL’in aleyhine gelişecek. En başta da; ucuz sigaralar konusunda yabancı tekellerle mücadele sürdüren TEKEL, en düşük sigara fiyatının 2 YTL’nin üstüne çıkmasıyla bu alandaki mücadeleyi de kaybedecektir. Buna piyasanın yüzde 60’a yakınının zaten yabancı tekellerin elinde olduğu eklendiğinde, Maliye Bakanlığı’nın (elbette hükümetin) bu kararı TEKEL’in, özelleştirilmesi başarılamayan sigara bölümünün, pazardaki payının sıfırlanarak bitirilmesi için yabancı firmaların önüne atılması anlamına gelmektedir. Başka bir söyleyişle bu, bir türlü özelleştirilemeyen TEKEL sigara fabrikalarının fiyatının “üçotuz para”ya düşmesi demek olacaktır. Belki de hiç kimse, sigara üretmek için bu fabrikaları almaya yanaşmayacağı için fabrikaların tıpkı Sümerbank’ın birçok fabrikasında olduğu gibi arsa fiyatına satılmasıyla TEKEL tasfiye edilecektir.
Elbette ki bu karar sadece TEKEL ve onun sigara fabrikalarında çalışan işçileri etkilemeyecek; milyonlarca ve zaten “kota” baskısıyla bunaltılmış yerli tütün üreten üretici köylülerin de iyice boğazı sıkılmış olacaktır. Çünkü, bugüne kadar yerli tütün katkısı fazla olan “harmanlar”dan imal edilen sigaralar vergi indiriminden yararlanıyordu. Bu yüzden de TEKEL mümkün olduğu kadar çok yerli tütün (Şark tipi tütün) kullanırken, yabancı firmalar da, vergi indiriminden yararlanmak için yerli tütün katkısını yüksek tutmaya çalışıyorlardı. Şimdi onlar bu sınırlamadan da kurtulmaktadır. Dolayısıyla; yerli tütün üreticileri için yeni bir sorun daha ortaya çıkacaktır. Çünkü, yerli tütün tüketimi şimdi daha büyük bir hızla gerileyecektir.
Tek başına bu karar bile sadece özelleştirmeye karşı olmak ya da bunu söylemekle yetinmenin ne kadar yetersiz olduğunu göstermektedir. Çünkü; bu örnekte açıkça görüldüğü gibi, TEKEL sigara fabrikaları özelleştirilmese bile önümüzdeki birkaç yıl içinde, bir bir kapılarına kilit vurulacak; yerli tütün üretimi de “eser miktara” inecektir. Gerekçe olarak, “Ürettikleri tütünü, imal ettikleri sigarayı içen kalmadı!” denecektir. Hatta dönülüp; “Biz vaktiyle şu kadar milyara satacaktık ama özelleştirmeye karşı çıkanlar engel oldu. Memleketi zarara soktular” diye demagoji yapacaklardır.
Demek ki, sorun şu ya da bu alanda özelleştirme, şu ya da bu paraya özelleştirme değil; uluslararası sermaye güçleri tarafından yönetilen ve AKP’nin uyguladığı ekonomi politikasının kendisine karşı çıkmak; özelleştirme, sosyal haklar, sosyal güvenlik, sağlık ve eğitimdeki kazanımların korunması gibi tüm alanlardaki saldırı politikalarına karşı mücadeledir. Aksi halde sermaye güçleri birer birer alanlarda, en öne çıkan talepler etrafında karşı koyuşları yenilgiye uğratarak, bazen doğrudan, bazen arkasından dolaşarak kendi amaçlarına yürümek için pek çok yol ve yöntem bulabilir, bulmaktadır da.