İstihbarat28 Temmuz 2005 00:00

‘CIA Havayolları’ ve Avrupa’da terör - Yücel Özdemir

7 Temmuz’daki Londra bombalamasının hemen ardından, İsrail’in uyarıldığı iddiası üzerinde kimse fazla duymadı. Gerçekten, saldırı sırasında Londra’da bulunan İsrail Maliye Bakanı’nın bütün planlarını iptal ederek otele kapanması bir tesadüf müydü? CIA’nın bundan haberi var mıydı? CIA’nın Avrupa’da elini kolunu sallayarak dolaştığı, istediği adamı kaçırıp istediği ülkeye götürdüğü gerçeği ortadayken, insan olup biten terör saldırılarının istihbarat örgütleriyle bağlantısının olup olmadığını sormadan edemiyor. buscopan link buscopan plusabilify link abilify

Birkaç hafta önce Avrupa basınında İtalya ve Almanya savcılarının CIA ajanlarına karşı açtığı soruşturmayla ilgili çıkan haberler, ABD istihbarat örgütü CIA’nin Avrupa’da nasıl da kural tanımadan, uluslararası anlaşmaları ihlal ederek, suç işlediğini gözler önüne seriyordu.
Haberlere göre; Şubat 2003’te İtalya tarafından iltica başvurusu kabul edilen ve Milano’da yaşayan Mısırlı İmam Ebu Ömer, CIA ajanları tarafından kaçırılarak Mısır’daki işkence zindanlarına götürüldü. İmam, bir yıl sonra İtalya’daki eşini arayarak CIA tarafından Mısır’a kaçırıldığını, işkenceden geçirildiğini haber verdi. Bu telefondan sonra kendisinden bir daha haber alınamadı.
Afganistan’daki El-Kaide kamplarına katıldığı tespit edilen Ebu Ömer, İtalyan istihbaratı tarafından yakından izleniyordu. Hatta, bir habere göre İtalyanlar imamı gözaltına almak üzereyken CIA erken davranarak kaçırmış. Önce Avriano’daki NATO üssüne, sonra CIA’nin helikopteriyle Almanya’daki ABD üssüne, oradan da Mısır’a götürülen Ebu Ömer’in, İtalya’dan hangi hak ve hukukla çıkarıldığı tartışılıyor.
İtalyan savcılar bunun açık bir adam kaçırma olduğunu tespit ederek, 13 CIA ajanlı hakkında suç duyurusunda bulundu. Bush’un suç ortağı Berlusconi, bu büyük skandal karşısında şimdilik sessiz.
Geçen hafta Alman ARD kanalonda yayınlanan Monitor programında yer alan bilgilere göre Ebu Ömer’i Almanya’ya götüren helikopter, Ramstein’deki ABD askeri üssüne inmişti. Almanya’daki ABD askeri üsleri sadece savaş bölgelerine lojistik amaçlı yardım nakliyatı için kullanılabiliyor. Ancak görülüyor ki, bu üsler aynı zamanda Avrupa’da adam kaçırma işlerinde de kullanılmakta.
Şimdi Alman savcıları soruyor: Almanya topraklarında CIA suç işledi mi? Zweibrücken Yüksek Savcısı Eberhard Bayer, soruşturma açacaklarını, Milano Savcılığı ile ilişkiye geçeceklerini vs. anlatıyor.
Almanya’da CIA’nin benzer bir kaçırma olayı daha önce de basına yansımıştı.
Kaled El-Mazri adındaki Lübnan kökenli Alman vatandaşı 2003’ün sonunda Üsküp’e gitmek üzere iken, Makedonya’nın başkentinde gözaltına alındı. Üç hafta bir otelin bodrumunda işkence gördükten sonra, Afganistan’daki işkence merkezlerine götürüldü. Kabil zindanlarında El Kaide konusunda çalışmalar yapan CIA ajanları tarafından sorguya alındı, işkenceden geçirildi. El-Mazri, bir yıl sonra, yani 2004’ün sonunda önce Arnavutluk’a sonra yeniden Almanya’ya getirildi. Newsweek’e göre El-Mazri, CIA’nın “Premier Executive Transport Services“ adlı paravan firmasına ait bir Boeing 737 ile kaçırılmıştı. Almanya, bu olay nedeniyle ABD’den özür dilemesini talep etti, ama bugüne kadar bir yanıt alabilmiş değil.
Benzer bir kaçırma olayı Kanada’da yaşandı. Suriye kökenli Kanada vatandaşı Mahir Arar, bir yıl boyunca “kayıp” olduktan sonra, suçsuz olduğu ortaya çıkınca serbest bırakıldı. Der Spiegel’in ilgili haberinde, “Uzmanlara göre, 11 Eylül olaylarından sonra bu şekilde 100’den fazla kaçırma olayı var. ABD’de bu türden kaçırma olaylarına ‘CIA Havayolları’ adı verilmiş” deniliyor.
 ‘CIA Havayolları’; İtalya, Almanya, Kanada, İsveç’e seferler düzenlenmiş. Almanya’daki ABD üslerinin merkez olarak kullanıldığı görülüyor. CIA’nin kaçırma olaylarını açığa çıkaran gazeteci Stephen Grey’e göre, “Almanya, CIA’nın işkence politikalarında önemli bir kavşak işlevi görüyor. Aynı şekilde Almanya, operasyonların da merkezi. CIA merkezinden emir alan uçaklar, Almanya’dan kalkarak görevlerini yerine getiriyorlar. Bu görevler arasında, kaçırılan kişilerin Ortadoğu ve Afganistan’daki cezaevlerine götürülerek işkence yapılması bulunuyor” diyor. (Monitor, 21.07.05)
Milano merkezinden, bir insanı karga tulumba Almanya’ya, oradan Mısır’a götürme kudretine ve özgürlüğüne sahip CIA’in, ‘eski Avrupa’da daha bir çok eyleme kadir olduğu açıktır.
7 Temmuz’daki Londra bombalamasının hemen ardından, İsrail’in uyarıldığı iddiası üzerinde kimse fazla duymadı. Gerçekten, saldırı sırasında Londra’da bulunan İsrail Maliye Bakanı’nın bütün planlarını iptal ederek otele kapanması bir tesadüf müydü? CIA’nın bundan haberi var mıydı?
CIA’nın Avrupa’da elini kolunu sallayarak dolaştığı, istediği adamı kaçırıp istediği ülkeye götürdüğü gerçeği ortadayken, insan olup biten terör saldırılarının istihbarat örgütleriyle bağlantısının olup olmadığını sormadan edemiyor.
Çünkü, terör ve korku üzerinden hayata geçirilenlere bakılacak olursa, kazananın egemenler ve karanlık güçler; kaybeden ise emekçiler, halklar olduğu görülüyor.
Gericilik içeride ve dışarıda, uzun süreden beri yapmak istediklerini terör ve terör korkusu üzerinden gerçekleştiriliyor. Bu kadar saldırı olmasaydı ülkeler hangi gerekçeyle işgal edilecek, demokratik haklar hangi bahane ile yok edilecekti?
Avrupa terörden kurtulmak istiyorsa önce CIA’nin yasal ve yasadışı faaliyetlerine karşı önlemler almalı, suç işleyenlere hak ettiği cezaları vermeli.