PARANOYAK DİYE DİYE!…
Son zamanlarda Lozan’ın delindiğini, devletimizin bütünlüğünün tehlikede olduğunu ve Sevr’in hortlatılmaya çalışıldığını somut olaylara dayanarak anlatmaya gayret eden insanlara karşı toplu bir saldırı başlatılmış durumda. Öyle ya da böyle, memleketin tehlikede olduğunu söylerseniz hemen yaftalanırsınız “Sevr paranoyası görüyorsun” diye! Bir şekilde Avrupa’nın namusundan şüphe etseniz hemen alnınıza vuruverirler darbeyi “medeniyet düşmanı” diye! Ya da ABD ile kar-zarar ortaklığına dayanan stratejik müttefikliğimizde(!) karı ABD, zararı ise hep Türkiye üstleniyor derseniz en iflah olmaz “stratejik okuma özürlü” ilan edilirsiniz.Ey bize paranoyak diyen zihniyet!Birlikte madde madde bakalım da görelim eğriyi-doğruyu, yalanı-yanlışı:fusidinezuur voetschimmel fusidinezuur creme fusidinezuur acne
1. Bugün, AB'nin ilerleme raporlarında Kürt ve Alevi kökenli vatandaşlarımız, "azınlık" olarak değerlendirilmiyor mu? Evet değerlendiriliyor. Peki, Lozan Antlaşması'na göre Rumlar, Ermeniler ve Musevilerden başka azınlık var mı bu ülkede? Yok! Bu durumda, bu raporları hazırlamak açık açık Lozan'ı delmeye çalışmak değil midir?
2. Yine aynı ilerleme raporlarında Fırat ve Dicle'nin uluslararası bir komisyona devredilmesi istenmiyor mu? Pekâlâ isteniyor! Peki, bunun Lozan'a ruh veren "bağımsızlık" anlayışıyla bağdaşır tarafı var mıdır?
3. Yine bugün, resmi plakalı devlet araçlarıyla PKK cenazesi taşınmıyor mu? Taşınıyor. Bu araçlara PKK paçavrası asılmıyor mu? Asılıyor! Tek bir devlet görevlisi de "ne yapıyorsunuz siz, köpeksiz köyde değneksiz mi geziyorsunuz?" diye sorabiliyor mu? Hayır soramıyor! Bu Sevr'in hortlatılmaya çalışılması değil midir
4. Güneydoğu ve Doğu illerimizde birileri "demokratik konfederasyon" istemiyle imza toplamıyor mu? Topluyor! Peki, bu garabet durum, "misak-ı milli temeli üzerine bina edilmiş" Lozan'a ve anayasamızda ifadesini bulan " Türkiye Cumhuriyeti, devleti ve milleti ile bölünmez bir bütündür" ilkesine kafa tutmak değil midir?
5. Bugün, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin, Eyüp Kaymakamlığına bağlı olan Fener Rum Patrikhanesi, İstanbul'un(onlara göre Konstantinopolis) ortasında şeriat mahkemesi kurmuyor mu? Kuruyor! Hiçbir yasal dayanağı olmamasına rağmen Ekümenik sıfatını kullanmıyor mu? Bal gibi kullanıyor! O halde Lozan hallaç pamuğu gibi atılmış olmuyor mu?
Az biraz dikkatle ülke gündemini takip eden herkes "bağımsız devletimize" ruh ve şekil veren Lozan Antlaşması'nın ciddi tehditler altında olduğunu görebilir. Hala daha birileri, "Türk ve Türkiye sevdalılarını" paranoyaklıkla suçlayabiliyorsa ya bu dünyada yaşamıyor ya da "sahibinin sesi" vazifesi görüyor demektir. Her iki durum da birbirinden vahim ve ülkemiz adına zararlıdır.
İçinden geçtiğimiz süreçte belki de en büyük tehlike "İKİ ULUSLU DEVLET YARATMA" projesidir! Demokratik Konfederasyon talepleriyle ortaya çıkan kimileri, anayasamıza "Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Türk ve Kürt halkları tarafından ortaklaşa kurulmuştur" ibaresini ekleme gayretindedir. Uzun vadede etnik Federasyon ve daha sonra kendi topraklarımız içinde bağımsız bir Kürt Devleti kurmak amacıyla hareket eden bu kişiler kendilerine kalkan olarak da "demokrasi" ve "insan hakları" gibi kutsal kavramları kullanmaktadır. Ama ne gariptir ki aynı odaklar TERÖRE başvurmaktan da kaçınmamaktadır!
Devletimizi yıkmaya yönelik bu tarz projeler kimler tarafından, nerelerde üretilmektedir? Bu "bölücü odakları" içerde ve dışarıda kimler koruyup kollamaktadır? Bütün bunları hassasiyetle ve dikkatle takip etmek her vatanseverin birincil görevidir!
Gelinen nokta gösteriyor ki, gün artık Sevr "paranoya mı", "realite mi" tartışmasını çoktan aştığımız gündür. AB büyükelçilerinin Diyarbakır'a gelip "zafer işareti" yaptıkları, Öcalan'ın posterleri altında "halay" çektikleri ortamda asıl paranoyaklar, '-hiçbir tehlike yoktur!' Diyebilenlerdir.
Gün bir an önce tedbir alma günüdür. Bilinmelidir ki bugün göz yumduklarımız, yarın göz açtırmayacaklardır!
Son olarak, bölücü odakların değirmenine bilerek ya da bilmeyerek su taşıyanlara da hatırlatıyoruz: "Emperyalizm ilk önce kendi çocuklarını yer". Bugün bu memleketin parçalanması için var gücüyle çalışan kimi işbirlikçiler, bizzat işbirliği yaptıkları çevreler tarafından günü geldiğinde buruşturulacak ve tarihin çöplüğüne atılacaklardır. Zira emperyalizmin ADALETİ ve VİCDANI yoktur.
Aziz Türk Milletinin teker teker her ferdine de tüm nefesimizle sesleniyoruz:
Unutulmamalıdır ki doğru safta taraf olmayanların ber-taraf olacağı mukadder bir süreç içinden geçiyoruz! Tarih önünde suçlu duruma düşmemek için vatanın birliğinden, milletin bütünlüğünden yana taraf ol!
SAFINI BELLİ ET!
Lozan'dan yana saf tut ki, Sevr sevdalılarının başına yıldırım olup " TÜRKÇESİNE-ATATÜRKÇESİNE " inebilelim!!!