Dış Politika26 Temmuz 2005 00:00

Tarihi Yanlışa Adım Adım... - Hasan Ünal

Son haberlere göre ''Ek Protokol'' Başbakan Erdoğan ile İngiliz meslektaşı Blair arasında yarın yapılacak görüşmenin ardından imzalanacakmış. Bizim taraf Protokol''ü Brüksel Büyükelçimiz Oğuz Demiralp''e imzalattıracakmış. Ama yetkiyi Dışişleri Bakanı verecek. Yani sorumluluk AKP hükümeti ve hasseten de Erdoğan-Gül ikilisinde olacak.Protokol''le birlikte bir de deklarasyon yayımlayacakmışız: Protokol''le Rum Kesimi''ni ''Kıbrıs Cumhuriyeti'' sıfatıyla ve bütün adanın yegane hükümeti olarak tanımadığımızı ifade edecekmişiz. AB tarafı bu deklarasyonun yumuşak ifadeler içermesini, Protokol''ün imzalanma amacına aykırı cümlelerden oluşmamasını; Türkiye''nin liman ve havaalanlarını Rum gemi ve uçaklarına kullandırtmayacağı gibi ifadelerin bu açıklamada yer almasını istemiyormuş. new prescription coupons free prescription cards discount online cialis couponssymbicort turbuhaler 200 6 cena symbicort symbicort cenabuscopan link buscopan plusabilify idippedut.dk abilifymicardisplus 80/25 mg click micardis plus 80 12.5 mgdiscount card prescription discount prescription coupons prescription drugs discount cards

Sızan haberlere göre, AKP hükümeti Protokol''ü imzaladıktan sonra 3 Ekim tarihine kadar bekleyecek ve müzakerelere başlayıp başlayamayacağını görecek. Eğer müzakerelere başlamışsa, Protokol''ü Meclis''e getirecek ve tasdik edilmesini isteyecek. Burada da bir tatlandırıcı kullanacak. Protokol''e, Türkiye''nin KKTC''yi tanımaya devam edeceğini ifade eden bir başka metin de ekleyecek ve böylece Kıbrıs''ta her hangi bir kayıp olmadığını göstermeye çalışacak.

Oysa bunların hepsi kurnazlık. Gerçeklerle alakası olmayan şeyler. Kısaca söylemek gerekirse, bu Protokol''ü netameli hale getiren, bu belgenin imza ve onayının Rum Kesimi''ni ''Kıbrıs Cumhuriyeti'' olarak tanıma anlamında yorumlanmasına yol açacak unsurlar ihtiva etmesi değil. Tanıma ile ilgili tartışmalar ve Protokol''ün bu manada yaratacağı etkiler elbette çok önemli. Ancak gerekleri yerine getirilmedeiği takdirde, Türkiye bu Protokol''ü imzaladıktan sonra da Kıbrıs Rum Kesimi''ni tanımadığı iddiasını sürdürebilir.

Fakat hiç bir halükarda Protokol''ün yükümlülüklerinden kaçamaz; çünkü bu taahhütlerin hiç biri tartışmaya açık değil. Üstelik Protokol devreye girdikten sonra bu taahhütlerden kurtuluş ancak yeni bir uluslararası anlaşma ile bunları kaldırdığımız zaman mümkün olabilecek. AKP hükümeti değişse veya AKP Kıbrıs ve AB politikalarını değiştirerek milli bir çizgiye gelse de bu tahhütlerden kurtulamaz.

Bu Protokol mutad, teknik ve basit bir belge değildir. Sadece Gümrük Birliği''ni AB''ye yeni giren ülkelere genişleten bir belge hiç değildir. Bu Protokol Ankara Anlaşması''nı yeni şartlara uyarlamakta ve Kıbrıs Rumlarını ''Kıbrıs Cumhuriyeti'' sıfatıyla Ankara Anlaşması''na taraf yapmaktadır. Bunu uygulamaya koyduktan sonra Rum gemi ve uçaklarına yasaklar koymamız mümkün olmaz. Protokol ile Kıbrıs Rumlarını adanın tamamı ile yapılan dış ticarette belge almaya ve vermeye yetkili tek hükümet olarak tanıyoruz. Bizim KKTC ile yaptığımız dış ticaret bu Protokol ile ''illegal'' hale geliyor.

Türkiye''den bir şirket KKTC''deki bir başka şirkete mal sattığı zaman, Rumlar AB Komisyonu''nu devreye sokarak, bu illegal ticarete son vermemiz gerektiğini söylettirecekler, durdurmamamız halinde AB Adalet Divanı''nda Türkiye aleyhine tazminat davaları açacaklardır. KKTC''ye mal satan Türkiye şirketi aynı zamanda AB ülkelerine de mal satıyorsa, söz konusu şirket AB Komisyonu tarafından Avrupa içerisinde sıkıştırılacak, cezaya çarptırılacak ve sonuçta KKTC ile doğrudan ticaret yapmasına izin verilmeyecektir.

Bundan dolayı son zamanlarda KKTC''deki Türk şirketleri güneye geçip, kendilerini ''Kıbrıs Cumhuriyeti''ne tescil ettirmeye başlamışlardır. Çünkü bu Protokol ile ticari hayatlarının sona ereceğinin fevkalade farkındalar. Sonuçta KKTC bir tabela devleti haline gelecek ve içi tamamen boşalacaktır. Durum buyken, bu Protokol''ü imzalamak hangi amaca hizmet eder? Ve yine durum buyken, muhalefet partileri neden AKP''nin tuzağına düşerek tartışmayı hep tanıma-tanımama üzerinden yaparlar? Acaba Protokol''ü incelemediler mi? Ve de üç denizde etkili olmamız gereğinden bahseden Genelkurmay Başkanı Özkök neden Protokol''den hiç söz etmez? Yoksa biz Akdeniz''de değil de Pasifik''te, Atlantik''te ve Antarktika''da mı etkili olmayı planlıyoruz?