İstihbarat26 Temmuz 2005 00:00

Amerikan patentli cinayetler - Arslan Bulut

Lafı dolandırmadan, son söyleyeceğimizi baştan söyleyelim. İnsanlığın kaderini terör belirliyor! Afganistan ve Irak, 11 Eylül olayları gerekçe gösterilerek işgal edilmedi mi? Bugün de Londra ve Kahire''deki terör olayları, başka bir saldırı için gerekçe olacaktır! Demek ki bizim politikacılarımızın, "Terörün ırkı, dini olmaz" gibi sözleri fasaryadan ibarettir!Mesele uluslararası terörün kimler tarafından yönlendirildiğidir.Bugün, hemen hemen bütün dünya, bu işin içinde bir gariplik olduğunu sezdi ve açık açık konuşmaya başladı. discount drug coupons is-aber.net printable coupons for cialisnaproxennatrium zygonie.com naproxen kruidvatsymbicort turbuhaler 200 6 cena blog.phmglobal.com symbicort cenasymbicort turbuhaler 200 6 cena blog.phmglobal.com symbicort cenarenovation vejle link renovaoxcarbazepine dosage bilie.org oxcarbazepin

1993 yılında "Türklüğün Yeni Dünya Düzeni"nde şöyle diyorduk:
"Biz, gelişmiş ülkelerin, islâm ülkelerindeki dinde aşırı giden grupları organize ettiği görüşündeyiz. Başlangıçta ABD''nin görüşü; Türkiye, İran, Pakistan, Afganistan şeridinde bir yeşil kuşak oluşturarak komünizmi durdurmaktı. Sovyetler çözüldükten sonra ise bu kuşağın zayıflatılmasını isteyen yine ABD''dir."

Yalçın Doğan, da aynı günlerde "İslâm teröründen bir senaryo" başlıklı yazısında bu durumu şöyle izah ediyordu:
"İslam toplumunun önemli bir özelliği var. ''Bir lokma, bir hırka...'' Tüketim toplumu ile taban tabana zıt bir yaşama anlayışı. Komünist sistem çökünce, Asya''dan Avrupa''ya uzanan milyonlarca kilometrekarelik alanda yeniden tüketim toplumu yaratmak gerekiyor. Yani ''İslâmi kuşağın kaldırılması'', siyasal rejimlerin normalleşmesi gerekiyor.
''Terör yöntemiyle gelen islâm, işte şimdi yeniden terör yöntemleriyle geri püskürtülmek isteniyor...'' Yeşil kuşak ülkelerinde islâmi tehlikenin ortadan kaldırılması gerekiyor. İslâmi tehlikeyi ortadan kaldırmak için, terörün islâm kaynaklı olduğunun ''yayılması'' gerekiyor.
''Terörün islâm kaynaklı olmasına toplumun inandırılması'' gerekiyor. İslâma tepki yaratmak gerekiyor. Dolayısıyla, son zamanlarda işlenen önemli cinayetlere ''islâm damgası'' vurmak gerekiyor.
Oysa, olmayabilir! Tam tersine, ''İslâm görüntüsü altında Amerikan patentli cinayetler'' pekala olabilir! Shultz''un anıları ve Amerikan dergileri de bu senaryoları işlediğine göre..."

O Amerikan dergisi "Newsweek"ti ve 1993 Şubat''ının ilk haftasında yayınlanan nüshasında, "İslâmcı militanları ABD, İsrail ve Arap ülkeleri ortaya çıkardı. Şimdi de korkuyorlar" yolunda bir yorum yapmıştı.
10 Şubat 1993 tarihli Milliyet gazetesinde yayınlanan konuyla ilgili haberde şöyle deniliyordu:
"Newsweek dergisinde yer alan ve islâmcı grupları konu alan bir yorumda, ABD, İngiltere, Fransa, Suudi Arabistan ve Kuveyt''in bugün terörist ilan edilerek kınanan islâmcı gruplarla geçmişe dayanan yakın ilişkileri bulunduğu ve kendi yarattıkları islâmcı militanlardan bugün kendilerinin de korktukları kaydediliyor. Hamas''ın ABD''den yönetildiğini, örgütün militanlarının -Arap- Amerikalılar''dan emir ve para aldıklarını öne süren ve bu konudaki haklılığı yorumda doğrulanan İsrail''in de islâmcı gruplarla eskiden beri ilişki içinde olduğu belirtiliyor.

Yorumda, Körfez ülkelerinden sağlanan para yardımlarıyla Hamas dahil çeşitli köktenci grupların oluştuğu ve bugün artık gerilla şebekelerini islâmcı yardım örgütlerinden ayırmanın mümkün olmadığı vurgulanıyor.

Yıllarca Batı''nın, komünizm, solcu Arap ulusları gibi düşmanlarına karşı çıkan ve Filistin Kurtuluş Örgütü''ne besledikleri düşmanlıkla İsrail''in böl-ve-işgal et stratejisine katkıda bulunan köktencilerin, Batı''nın kendisine petrol sağlayan başlıca Arap müttefiği Suudi Arabistan''la da uyum içinde olduğuna dikkat çekiliyor.
Yazıda, Batılı ülkelerin, kendi istedikleri yönde ilerlediği sürece, aşırı dinciliğe karşı hiçbir şey yapmadığı kaydediliyor. İsrail''in ise FKÖ''ye karşı bir denge oluşturacak Müslüman Kardeşler örgütünü 1970''lerde desteklemeye başladığı ve İsrail birliklerinin Lübnan''daki Şii köktencilerle çarpışmaya başlamalarından sonra da bu tutumunu sürdürdüğü ifade ediliyor."


Demek ki, kimin islâmı, kimin CIA islamını temsil ettiği belli değildir. Daha sonra geliştirilmek istenen ''ılımlı islam"ın da ABD kontolünde olduğu, artık reddedilemeyecek bilgi ve belgelerle ortaya çıkmıştır.
Bugün de değişen hiçbir şey yoktur!