Siyaset23 Temmuz 2005 00:00

GENELKURMAYIN '2020 RAPORU'; YENİ BİR 28 ŞUBAT HAZIRLIĞI MI?

Londra  ve Mısır'ın şehirlerini kana bulayan bombalar henüz patlamamıştı. Türkiye'ye yönelik hain PKK terörü de  hortlamamıştı. Şehit cenazeleri de ortada yoktu. Başbakan Erdoğan 'terör toplantısı' için Genelkurmay Başkanlığı'na davet edildi. 28 Şubat'tan sonra ilk defa böyle bir toplantı yapılıyordu. Bilgilendirme 5 saat sürdü. Mesaj açıktı: 'Hükümette gevşeklik var. Devletin terör ile mücadele politikalarına sahip çıkın'. Bu arada Genelkurmay'ın bir 'karşı raporundan' söz edildi, 2020 raporundan... buscopan link buscopan plusarcoxia 90 mg wikipedia site arcoxia cena

 

‘2020 RAPORU’  YENİ BİR 28 ŞUBAT HAZIRLIĞI MI?

 

Londra  ve Mısır'ın şehirlerini kana bulayan bombalar henüz patlamamıştı. Türkiye'ye yönelik hain PKK terörü de  hortlamamıştı. Şehit cenazeleri de ortada yoktu. Başbakan Erdoğan 'terör toplantısı' için Genelkurmay Başkanlığı'na davet edildi. 28 Şubat'tan sonra ilk defa böyle bir toplantı yapılıyordu. Bilgilendirme 5 saat sürdü. Mesaj açıktı:
'Hükümette gevşeklik var. Devletin terör ile mücadele politikalarına sahip çıkın'.
Bu arada Genelkurmay'ın bir 'karşı raporundan' söz edildi, 2020 raporundan.

Siyasi iktidar içindeki 'bir kesimin' 2020 yılına kadar ekonomi, yargı ve yürütmeyi içine alan devletin kurum ve kuruluşlarını, 'tamamiyle ele geçirme' planını deşifre etmeyi hedefleyen, bu konuda sivil inisiyatifi, devletin kurumlarını 'demokratik yolla uyarma' raporuydu bu.


Yeni bir 28 Şubat hazırlığı mı?

Bu rapor alıştığımız türden yeni postmodern bir darbe hazırlığı değil. Olsa olsa post post modern darbe hazırlığı olabilir. Yargı, yürütme ve bürokrasinin oluşturduğu devlet yapısını, siyasi partileri, sivil toplum kuruluşlarını açıkça demokratik tavır almaya teşvik çalışmasıdır. Güç kullanma yeteneğine sahip kurumları ve dengeleri harekete geçirmektir. Bilgilendirmektir, ortak akıl ve refleks oluşturmaktır. Bence doğru da bir tavırdır. Ortak bir refleks için harekete geçilmiş görünüyor. Yoksa iki ay içinde bu kadar çok ortak argüman kendiliğinden oluşamaz. Nasıl mı?


13 Haziran 2005: Erzurum Atatürk Üniversitesi'nde Ayşe Çınar ve Sabire Karakaş başörtüsü taktığı için çocuklarının mezuniyet törenine alınmadı. Genelkurmay soğukkanlı bir davranış ile annelere sahip çıktı. Orgeneral Büyükanıt Erzurum'da, 'Toplumun tansiyonunu yükseltmekten kaçınmak lazım. Abartıldı, eşarba kimse bir şey diyemez' dedi. Böylece 28 Şubat sürecinde 'karıştırılan' türban ve başörtüsü ayırımı ortaya konuldu. İnanç ve siyasallaşma çizgisi net bir şekilde çizildi. Başörtülü kadınlarımız, kızlarımız askeri tesisleri alınmaya başlandı.


20 Haziran:  Kamuran Zeren'in haberine göre ÖSS'nin, YÖK Başkanı Teziç'in talimatıyla, İmam Hatip Lisesi mezunlarının üniversiteye daha kolay girebilmelerini sağlamak için bir katsayı değişikliği çalışması yaptığı ortaya çıktı. YÖK, 'Türkiye'nin tehlikelere karşı kapatılan güvenlik kapaklarını açıyorsunuz' eleştirileri arasında toplandı. Katsayı indirilmedi, hatta imam hatiplinin işi daha da zorlaştırıldı.

 
21 Haziran:  MGK Genel Sekreteri Yiğit Alpogan, MGK Siyaset Belgesi için Genelkurmay'a 'dış tehditleri tespit eden görüşlerinizi iletin' diye yazdı. Cevabi mesaj kararlı ve net oldu: 'Genelkurmay Başkanlığı görev alanına sadece dış tehdit değil, iç tehdit de giriyor.'
Hükümet, MGK siyaset belgesinin görüşülmesini iki ay, yani Ağustos sonuna erteledi.


30 Haziran: CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, hükümeti 'ne yapacağı bilinmeyen tavır ve keyfi idare var' sözleriyle uyardı. Vatandaşlara da, 'Cumhuriyete sahip çık. Kaderine ve Türkiye'ye el koy' çağrısında bulundu. Baykal'ın, 'günlük politika kaygısıyla' böyle bir söz sarf etmesini kimse beklememeli.


1 Temmuz:  Yargıtay Başkanlar Kurulu'ndan hükümete 'yargının, siyasallaşmaması ve laikliğin zedelenmemesi' uyarısı geldi.


6 Temmuz:  Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarihinde ilk defa Adalet Bakanı Çiçek'in bütün çabalarına rağmen yargının siyasallaştığını belirten bir açıklama yaptı.


21 Temmuz :  Yargıtay Başkanı Nuri Ok, yargının siyasallaşmasından dert yandı. En önemlisi, yargının ve dinin siyasete alet edilmemesini istedi.


23 Temmuz:  Cumhurbaşkanı Sezer, bu sene daha coşkulu anılan Lozan anlaşması yıldönümü öncesi, halkı Cumhuriyete sahip çıkmaya çağırdı.


Peki bütün bunlar ne anlama geliyor?
Bekleyelim ve görelim.