Siyaset22 Temmuz 2005 00:00

Yalan Söylüyorlar! Server Tanilli

Son yolcu gemimiz de gitmiş... ''Ankara'' nın, ''İstanbul'' un, ''Samsun'' un arkasından, son yolcu gemimiz ''Karadeniz'' de elimizden çıkarılmış; üstelik ciddi kazanç sağladığı halde, bu gemi, ''bedava denilecek bir fiyata'' , 4 milyon dolara birine satılmış; alan da, yüzde yüz kârla, 8 milyon dolara Yunanlılara satmış. Ege ve Akdeniz'de bayrak dalgalandıran tek Türk gemimiz de yok artık. Öykünün acısı, 16 Temmuz günlü Milliyet 'te Hasan Pulur ustamızın hassas kaleminden, içimize daha da işledi... discount drug coupons is-aber.net printable coupons for cialissitagliptin phosphate and metformin hydrochloride sitagliptin phosphate monohydrate melting point sitagliptin phosphate side effects

Bu tür haberleri son birkaç yıldır gazetelerde sık sık okuyoruz: Gelir sağladığı halde, devlet teşebbüsleri, arka arkaya satılıyor. Zarar ettiğinde, elbette elde tutmamalı, özelleştirilmeli; peki kazanç getirdiğinde, devlet girişiminden huylanmak neden? Hükümet, gözleri kapalı bir ezberi okuyor; medyanın kaşarlanmış kalemlerinde de bir alkış!

Nedir, nedendir derken, postadan bir kitap!

A. Başer Kafaoğlu ile Yıldız Sertel 'in, Kaynak Yayınları'ndan çıkan yeni eseri: Yalan Söylüyorlar! Alt başlığı da, Güçlü Amerika - Alternatifsiz Piyasa Yalanları.

**

Alanlarında gerçekten uzman olan bu iki aydının önemli saptamaları var.

Ve yalanların üstüne gidip teşhir ediyorlar...

Kitapta, önce Sertel, ''Büyük ve güçlü demokratik Amerika'' nın nasıl -dibi delik- bir ''masal'' ; ''Tek süper güç Amerika'dır, ona karşı çıkılmaz'' iddiasının da gerçeklerden ne denli uzak olduğunu ortaya koyuyor. Dünyamız hızla değişiyor; yeni rakipleri var Amerika'nın, gelecek ''çok kutuplu'' bir dünyanın. Ülke, içeride ve dışarıda çıkmazlar içinde; terörden yakınıyor, oysa en başta kendisi terörcü. Tek Irak örneği yetmez mi? ''Amerikan demokrasisi'' nin içi de boşaltılıyor. Buna bakıp ''Tek süper güç Amerika'dır, ona karşı çıkılamaz'' diyenler yalan söylüyorlar.

Kafaoğlu da, ''Ekonomimiz iyi yolda'' diyenlerin yalanlarını alıp suratlarına çarpıyor: ''Bir bunalım beklemeyelim, çünkü bunalımın tam içindeyiz'' diyor. Nereden belli? Üretim güçlerimiz gittikçe zayıflıyor; köylüden işçiye, memurdan esnafa, ülke reel bir gerileme içinde...

Bir de, ekonomiyi yöneten yeni aktörler var: ''Para tacirleri'' bunlar. Emperyalist sömürü bitmemiş, son yıllarda artmıştır: Uluslararası malî sermaye, millî ekonomide ''direksiyon'' u kaldırıyor, bu da, ''kalkınmacı devletin ideolojik sonu'' dur. Reçeteler yararsızdır. Böyle olunca, bir ekonomide devrim derecesinde değişiklik, IMF'nin denetiminden çıkmaktır.

Öte yandan, Sertel, ''Tek yol piyasa ekonomisidir'' yalanına da karşı çıkıp, seçenek kalkınma yolunu gösteriyor. Bu yolu açanlar bizler olduk; 1929-1939 yıllarında, Türkiye'de sanayileşmenin ilk adımları atıldı, millî ekonomi korundu ve bir ''bağımsız kalkınma örneği'' ortaya çıktı.

''Asya Kaplanları'' ve ''Çin mucize'' si de çok şey öğretiyor.

Çin, bir çığ gibi düştü dünya ekonomisine. İkinci Dünya Savaşı'nın sonunda geri kalmış, yoksul bir ülke iken, bugün bu noktaya nasıl geldi?

Bağımsızlığını koruyarak! Böyle gelişti, gelişiyor.

Peki Türkiye, ne yapmalıdır?

Sertel, ''Borç almadan yaşayamayız'' diyenlerin yalanının üstüne gidiyor ve ''borç tuzağı'' nın arkasındaki gerçekleri ortaya koyuyor. Bunları, bir plan ve program içinde gidermek mümkündür. Ne var ki, bütün ekonomi ve kalkınma için plan ve devletçilik şarttır. Asya'da önde koşan ülkeler, devletçi, güdümlü ekonomilerle hızlı kalkınma sağlayan ülkelerdir. IMF reçeteleri kullanmadılar.

Bu yol, Türkiye için olanaksız değildir.

Sadece ekonomimiz için değil, bağımsızlığımızı, ulusal varlığımızı koruyabilmek için de, bu ''dipsiz kuyu'' dan çıkmamız şarttır.

Bir yanlışı da, Meclis'e girme imkânını bulan ''sol'' umuz yaptı: AB modeli bir ''yeni düzen'' kurma hevesine kapıldılar. ''Serbest piyasa ekonomisinden başka yol yoktur'' propagandasına kapılıp, devletçiliğe, planlı ekonomiye sırt çevirdiler. Oysa dış borçlanma, özelleşme gibi politikalarla Türk ekonomisi dışa kan kaybetti. Amaç, holdinglerin kârına değil, halkın gönencine öncelik veren bir planlı ekonomi olmalıydı. ''Tek yol serbest piyasa ekonomisidir'' saplantısından kurtulunmalı!

Çıkış yolu var, onu bulmak cesaretini göstermeliyiz.

İşte Kafaoğlu ile Sertel'in söyledikleri özetle!

Okurlar, bu sese kulak veriniz, hele gençler, sizler!