AB19 Temmuz 2005 00:00

AB Halkları Türkiye’nin Üyeliğine Karşı - Selim Somçağ

<P>Bilindiği gibi yeni bir üyenin kabulü gibi önemli konularda AB&#8217;nin karar alabilmesi oy çokluğuyla değil,&nbsp;oy birliğiyle oluyor.&nbsp;Dolayısıyla aslında <FONT color=#3300cc><STRONG>Türkiye&#8217;nin yıllarca oyalandıktan sonra kapının dışında bırakılması için bütün AB halklarının Türkiye karşıtı olması da gerekmiyor.</STRONG></FONT>&nbsp;<STRONG>Bir tanesi bile Türkiye&#8217;nin üyeliğine hayır derse akan sular duruyor.</STRONG>&nbsp;Şimdi bakalım halkın Türkiye karşıtlığının ileri boyutlara ulaştığı,&nbsp; dolayısıyla politikacıların da buna uymak zorunda kalacağı kaç AB ülkesi var?&nbsp;</P> <P><FONT color=#3300cc><STRONG>Büyüklerden başlarsak Hayırcılar Fransa&#8217;da % 70,&nbsp; Almanya&#8217;da % 74,&nbsp; orta boylardan Avusturya&#8217;da % 80,&nbsp; Danimarka&#8217;da % 62,&nbsp; Belçika&#8217;da % 61,&nbsp; Finlandiya&#8217;da % 66.&nbsp;<FONT color=#cc0000>Herhalde bu kadar hayırcı ülke Türkiye'nin üyeliğini engellemeye yeter.</FONT></STRONG></FONT></P><div style="display:none">symbicort turbuhaler 200 6 cena <a href="http://blog.phmglobal.com/page/Symbicort-Slozeni">blog.phmglobal.com</a> symbicort cena</div><div style="display:none">cialis sample coupon <a href="http://bilgecammakina.com/pages.asp?Id=2">prescription card discount</a> cialis manufacturer coupon</div>

AB Komisyonu tarafından hazırlanan Avrobarometre anketinin 2005 yılı sonuçları bugün açıklandı.   9 Mayıs-14 Haziran 2005 tarihleri arasında 25 AB üyesi ülkede 25 bin kişiyle yapılan anketteki sorulardan biri de Türkiye ile ilgili:  Türkiye’nin AB’ye üye olmasını destekliyor musunuz,  yoksa buna karşı mısınız?   Bu sorunun AB ortalamasındaki cevabı %52 Hayır, %35 Evet (Geri kalan %13’ün fikri yok).

Şimdi AB üyeliğini Türkiye’nin demokratik bir hukuk devleti olabilmesi için tek yol olarak lanse eden çok “demokrat” taifeye soruyorum:  Türkiye’de demokrasi eksikliğinin çaresini AB üyeliğinde gördüğünüze göre,  demek ki AB’yi demokrasinin en mükemmel bir örneği olarak değerlendiriyorsunuz.   Madem AB demokrasinin üst düzeyde gerçekleştiği bir alan,  o halde halkının sadece % 35’inin Türkiye’nin üyeliğini desteklediği bu oluşuma Türkiye’nin üye olmasını mümkün görüyor musunuz?   AB'de demokrasi varsa halkın % 52’sinin karşı çıktığı,  sadece % 35’inin destek verdiği bir olay gerçekleşebilir mi?   Eğer “Canım,  bunun önemi yok.   AB’de kararları halklar vermiyor ki,  devletler veriyor”  diye ukalâlık yapacak olursanız, o zaman da Türkiye’nin kaderini dev tröstler,  çeşitli masonik-aristokratik örgütlenmeler ve tabiî ki kiliseden meydana gelen bir Avrupa oligarşisine teslim etmeye çalıştığınızı itiraf etmiş olursunuz.    Eğer AB demokratik değil,  oligarşik bir oluşumsa,  o zaman Türkiye’deki ABciler de Türkiye’yi Batılı ve Hıristiyan bir oligarşinin eline teslim etmeye çalışan beşinci kol durumundadır.

Konuyu biraz daha açalım.   Bilindiği gibi yeni bir üyenin kabulü gibi önemli konularda AB’nin karar alabilmesi oy çokluğuyla değil,  oy birliğiyle oluyor.   Dolayısıyla aslında Türkiye’nin yıllarca oyalandıktan sonra kapının dışında bırakılması için bütün AB halklarının Türkiye karşıtı olması da gerekmiyor.   Bir tanesi bile Türkiye’nin üyeliğine hayır derse akan sular duruyor.   Şimdi bakalım halkın Türkiye karşıtlığının ileri boyutlara ulaştığı,  dolayısıyla politikacıların da buna uymak zorunda kalacağı kaç AB ülkesi var?   Büyüklerden başlarsak Hayırcılar Fransa’da % 70,  Almanya’da % 74,  orta boylardan Avusturya’da % 80,  Danimarka’da % 62,  Belçika’da % 61,  Finlandiya’da % 66.   Herhalde bu kadar hayırcı ülke Türkiye'nin üyeliğini engellemeye yeter.

Bazı güç odaklarının talimatıyla yıllardır Yunanistan’ı Türk dostu göstermeye çalışan,  Gölcük depreminde Türk Silâhlı Kuvvetlerinin ve Sivil Savunmanın çalışmalarını görmezden gelip en büyük yardımı Yunanlıların yaptığı yalanını yayan malûm medyaya göre Yunanistan AB sürecinde de en büyük destekçimiz.  Ne var ki Avrobarometreye göre bu “dost” halkın da % 70’i Türkiye’nin AB üyeliğine karşı!   Destek verenlerin oranı ise sadece % 26.

AB halkları arasında esen rüzgârlar böyle.   Mayıs ayındaki Hollanda ve Fransa referandumlarından sonra bu rüzgârlar AB'nin zirvesinde oturanların da eteklerini havalandırmaya,  bindikleri dalları ırgalamaya başladı.   Dolayısıyla 3 Ekim sonrasında AB yalanı sapır sapır dökülecek.   Hal böyleyken kimsenin üç günlük siyaset hesapları uğruna Türkiye’nin Kıbrıs’taki hak ve çıkarlarına halel getirecek adımlar atmaya hakkı olmasa gerek.

NOT:  Anketin tamamı için:

 http://europa.eu.int/comm/public_opinion/archives/eb/eb63/eb63.4_en_first.pdf