Siyaset11 Ocak 2005 00:00

CHP'nin sorunu ne? (1) Nuray Mert

Uzun süredir, iç politika gündemden düşmüştü, bir anlamda rahatlamıştık! Sarıgül ve CHP ile yeniden iç politikaya döndük, buna 'iç politika' denilebilirse tabii. Bizim iç politika dediğimiz, bir nevi 'Kim lider olacak veya olsun?' etrafında dönen bir tartışmadan öteye gitmiyor. Sarıgül'ün çıkışıyla, yeniden alevlenen 'Ne olacak bu CHP'nin hali?' analizleri, bu nedenle, son derece anlamsız. Zira görebildiğim kadarıyla, ortada, derin bir fikir-zikir ayrılığı, mevcut liderliği zorlayan bir eleştiri zemini falan yok. Konu geliyor, 'Bu iş Baykal ile olmaz'a dayanıyor. İyi de hangi iş? naproxennatrium site naproxen kruidvatfusidinezuur voetschimmel read fusidinezuur acnesymbicort turbuhaler 200 6 cena symbicort symbicort cena

Hal böyleyken, eline kalemi alan herkesin, 'Sarıgül kongreyi alır mı?', 'O olmaz üçüncü aday olmalı', 'Üçüncü aday kim olmalı?', 'Derviş'in adayı şu' üzerine bin bir analiz yapmaları anlaşılır gibi değil. Daha doğrusu anlaşılır anlaşılmasına da, buna siyaset tartışması demek mümkün değil. Bu çerçevede kalacaksak, hemen fikrimi söyleyeyim; bence Sarıgül AKP'ye girsin. Bunu ironi olarak söylemiyorum; AKP ile aralarında ekonomi politikası başta olmak üzere ciddi bir farklılık olduğu izlenimi edinmiyoruz, madem din-inanç özgürlüğü konusunda da sorunu olan biri değil, hem ideal bir merkez sağ politikacısı kadar pragmatik bir politikacı, daha ne olacak?
İlla başbakan olacağım diye ısrar etmekten başka, CHP liderliğini ele geçirmeye çalışmanın izah edilebilir tarafı yok gibi görünüyor.
'Öyle görünüyor' diyorum, zira, yukarıda da dediğim gibi, parti içi tartışmalarda kimin ne konuda ne düşündüğünü izlemek mümkün değil, belki derin fikirleri var da, ısrarla gizliyorlar, bilemiyorum.
Bu, Sarıgül ve onun etrafında dönen tartışmaya mahsus değil, aynı şey fazlasıyla Kemal Derviş için geçerli. Nedir onu CHP'de politika yapmaya iten veya nedir onu sürekli 'çıkış' yapmaya iten? Dahası neden çıkış yapıp, hep arka plana çekilir?
'Sarıgül'ün AKP'ye nispetle konumu nedir' sorusu Derviş ekibi için de geçerli, hatta daha fazla geçerli. Hadi, Sarıgül popülerliğini iktidara devşirmek gayretinde, Derviş'in meselesi nedir? Sadece, 'Kapıdaki pabuçlar' mı? Bence öyle. Nedir bu 'kapıdaki pabuçlar' diyenleriniz çıkacaktır. Hatırlatayım, Sefa Kaplan'ın Kemal Derviş üzerine kitabında geçen bir anı, bir aralık (Haziran 2001) çok konuşulmuştu.
Derviş'in, Özal ve ANAP'ın iktisadi modeline olumlu baktığı halde, zamanında onlarla siyaset yapma teklifini reddetmesinin öyküsü şuymuş: Derviş, Ankara'ya telefonla çağrıldı. Özal ekonomi heyetini toplamış, Amerika'dan çağırdığı gençleri ekibine tanıtmak istiyordu. Derviş, Başbakanlık Konutu'na gitti, daha içeri girmeden, konutun genişçe holünde Özal'a vereceği yanıt kafasında belirdi: kapı önü ayakkabılar, botlar ve postallarla doluydu. Yerde bir sedirin üzerinde bağdaş kurup oturan insanlar dikkatle Özal'ı dinliyordu. Derviş ise Büyükada'ya döndüğünde dostlarına "Hayır, böyle bir siyasi düşünceyle ortak çalışmam mümkün değil" diyordu.
Dikkat ettiniz mi bilmem, yukarıdaki öyküde, hiçbir siyasi fikirden söz edildiği yok, kapı önündeki ayakkabılardan, 'böyle bir siyasi düşünceyle ortak çalışma'ya sıçranmış. Bu küçük öykü, özellikle de siyasetin Türkiye'de gelip dayandığı nokta açısından aslında çok şey anlatıyor. Merkez sağ ve sol arasındaki fark, giderek daha fazla, 'ayakkabı' faktörüyle belirleniyor. Bu, şu demek; özellikle de ekonomi politikalarında, üç aşağı beş yukarı aynı şeyleri düşünen insanların ayakkabılarını kapının önünde çıkaranları sağda, çıkarmayanları solda yer alıyor. Halihazırda, Baykal'lı CHP bu formüle biraz da olsa direniyor, kıyamet buradan kopuyor. Üçüncü isim çıkarma telaşı da.
Baykal ile olmuyor, ama Sarıgül de ayakkabı konusunda ortada. Zira, ayakkabılarını kapının önünde çıkarmayanların yakın bulacakları bir isim değil. Aslında, Özal'dan bu yana çok zaman geçti, artık AKP'liler bile ayakkabı çıkarıp, bağdaş kurup oturmuyorlar ama gel de bunu Dervişvari vatandaşa anlat. Hayat tarzı hâlâ çok önemli, hem gerçek siyasi tartışmanın olmadığı bir ortamda, farklılığın altını bir yerden çizmek lazım. CHP'de değişim dedikleri bu nedenle, bu sularda seyretmek durumunda.