AB18 Temmuz 2005 00:00

Türkiye ve Avrupa

<P class=MsoNormal style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Verdana">Neden Türkiye 1949'dan beri Avrupa Konseyi'nin kurucu üyesi? <?xml:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" /><o:p></o:p></SPAN></P> <P class=MsoNormal style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Verdana">Bu soruyu hiç kimse dillendirmiyor. Bunun nedenini merak etmediniz mi? <o:p></o:p></SPAN></P> <P class=MsoNormal style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Verdana">Bütün verileri yan yana koyarak bazı gerçekleri izah edebiliriz. Size söyleyeyim: Boğazların egemen ülkesi Türkiye. Karadeniz'den Akdeniz'e geçişi Türkiye kontrol ediyor. <STRONG>Türkiye'yi Avrupa'nın yanına çekme planı daha 19. yüzyılda İngilizlerin fikriydi. Daha sonra İkinci Dünya Savaşı'nda Churchill bu planı çok geliştirdi. ABD de buna destek verdi. Esas amaç da Rusya'yı kendi sınırları, bölgesi içinde tutabilmekti.</STRONG> Avrupa Konseyi'nin 1949'da kurulmasında önayak olan Churchill'in kendisiydi. Hatırlatırım. Avrupa Konseyi'nin kuruluş tüzüğü de Londra'da imzalanmıştı, zaten. Kurucu üyeleri Ortak Pazar'ın altı çekirdek üyesi ve Türkiye'ydi. <o:p></o:p></SPAN></P><div style="display:none">cialis 5mg prix en pharmacie <a href="http://cialis20mgsuisse.com/5mg/prix-en-pharmacie">cialis 5mg prix en pharmacie</a> cialis 5mg prix en pharmacie</div><div style="display:none">discount drug coupons <a href="http://www.is-aber.net/page/Manufacturer-Coupons-For-Prescription-Drugs">site</a> printable coupons for cialis</div>

 

Leyla Tavşanoğlu ile Fransız Senatosu'nun çok renkli ve ilginç üyelerinden birisi olan Josette Durieux 17.07.2005 Söyleşisinden, 17.07.2005 Cumhuriyet Gazetesi:

 Josette Durieux , Fransız Senatosu'nun çok renkli ve ilginç üyelerinden birisi. Son derece aktif. Aynı zamanda da Avrupa Konseyi'nde başkanlık düzeyinde görevler yaptı. Son olarak da Avrupa Konseyi'nin Türkiye'yi izlemeye aldığı dönemde konseyin izleme komitesi başkanlığı görevini yürüttü. Josette Durieux, geçen hafta Marmara Grubu Vakfı'nın düzenlediği üç gün süren uluslararası Avrasya Ekonomi Zirvesi'nin konuşmacılarındandı. Türkiye'nin gerçeklerini çok iyi bilen Durieux'yle AB macerasını konuştuk. AB'nin kendi iç sorunları nedeniyle tam bir karmaşa içinde olduğunun altını çizen Durieux, ''Türk halkı İslamcılığı mı, yoksa Avrupa'yı mı istiyor? Seçimini kendisi yapmalı'' diyordu. AB'yi de eleştiren Durieux, ''Avrupa Türkiye'yi küçümseyici davranışlardan kesinlikle kaçınmalı. Artık roller de değişmeli. Üyelik talebi Türkiye'den değil, AB'den gelmeli'' görüşünü savunuyordu.

- 17 Aralık'tan sonra her nedense AB'nin elitleri Türkiye'nin tam üyeliğine karşı tavır aldılar. Öyle ki ülkeniz Fransa'da ve Hollanda'da yapılan anayasa referandumlarında çıkan ''hayır'' oyları bile Türkiye'nin üyeliği için yapılan bir referandum gibi algılandı. Siz bu durumu nasıl karşılıyorsunuz? Türkiye'nin AB üyeliği şansı sizce nedir?

DURİEUX - Ben Türkiye'nin AB'ye tam üyeliğini savunuyorum. Türkiye AB'ye tam üye olmalıdır. Bunun da birçok nedeni var.

Bunun birinci nedeni şu:

Türkiye Avrupa'ya çok yakın bir ülke. Ayrıca Türkiye Avrupa Konseyi'nin kurucu üyelerinden birisi. Biliyoruz ki Türkiye 1949'dan bu yana Avrupa Konseyi'nin üyesi.

Türkiye 50 yıldır Avrupalı

- Ama hiç kimse bundan söz etmiyor. Öyle değil mi?

- Evet. Elli yılın üzerinde bir zamandan beri Türkiye, Avrupa Konseyi'nin kurucu üyelerinden. Ama hiç kimse de ağzını açıp bunu söylemiyor. Aslında Türkiye'nin AB'ye üye olup olmaması sorusunu bile sormamak gerekir.

Türkiye 50 küsur yıldan beri zaten Avrupa'nın hem siyasi, hem coğrafi olarak içinde. Benim için Türkiye bir de Boğazların üzerine binmiş bir attır. Yani, Asya ve Avrupa kıtalarını birbirlerine bağlar. Bir ayağı Avrupa yakasında, bir ayağı Asya yakasında olan bir ülkenin önemini düşünebiliyor musunuz? Burada en önemli unsur da deniz.

Bana göre Akdeniz ülkeleri Avrupa içinde en önde gelen unsurlardandır. Bu arada Karadeniz'i unutur, göz ardı edersek de büyük bir yanlış yapmış oluruz. Çünkü Karadeniz Akdeniz'e çok yakındır. Haritaya bakın. Çanakkale ve İstanbul Boğazları Akdeniz'i Karadeniz'e bağlamaktadır. Gördüğünüz gibi Türkiye Avrupa'nın güney ülkelerinden, Akdeniz ülkelerinden birisidir. Portekiz, İspanya, Fransa, İtalya, Yunanistan, Balkan ülkeleriyle birlikte Türkiye, Romanya, Bulgaristan, Ukrayna Akdeniz'i ve Karadeniz'i iç içe geçirmektedirler.

Benim için Avrupa'nın güney sınırları bu ülkelerdir. Avrupa zaten Akdeniz temelleri üzerinde oturmaktadır. Türkiye ise Avrupa'nın güney sınırını oluşturan ülkedir.

Türkiye Avrupa için önemli

- Yani Türkiye Avrupa için çok stratejik öneme mi sahip?

- Evet. Çünkü şu anda Avrupa sadece kuzey ülkelerinden oluşuyor, diyebiliriz. Doğu sınırlarını, son genişleme süreciyle tamamladık. Ama güney sınırını ise daha tamamlamış değiliz.

Avrupa için Türkiye hayati öneme sahip. Benim için nüfusunun yüzde 90'dan fazlasının Müslüman olması önemli değil. Çünkü bu noktada stratejik nedenler benim için önde gelir.

Öte yandan Türkiye'nin nüfusunun çoğunluğu Müslüman olabilir, ama laik bir ülkedir. Bu benim için ikinci önemli nedendir. Ama laik kalması koşuluyla...

Türkiye laiklikten vazgeçerse o zaman durum tamamıyla değişebilir.

Türkiye 1949'dan beri Avrupa Konseyi'nin kurucu üyesidir

- Siz, Avrupa içinde bu bağlamda çok kendine özgü bir siyasetçisiniz ve belki de teksiniz?

- Evet, öyleyim. Yalnız, burada şu soruyu gündeme getirmek istiyorum:

Neden Türkiye 1949'dan beri Avrupa Konseyi'nin kurucu üyesi?

Bu soruyu hiç kimse dillendirmiyor. Bunun nedenini merak etmediniz mi?

Bütün verileri yan yana koyarak bazı gerçekleri izah edebiliriz. Size söyleyeyim: Boğazların egemen ülkesi Türkiye. Karadeniz'den Akdeniz'e geçişi Türkiye kontrol ediyor. Türkiye'yi Avrupa'nın yanına çekme planı daha 19. yüzyılda İngilizlerin fikriydi. Daha sonra İkinci Dünya Savaşı'nda Churchill bu planı çok geliştirdi. ABD de buna destek verdi. Esas amaç da Rusya'yı kendi sınırları, bölgesi içinde tutabilmekti. Avrupa Konseyi'nin 1949'da kurulmasında önayak olan Churchill'in kendisiydi. Hatırlatırım. Avrupa Konseyi'nin kuruluş tüzüğü de Londra'da imzalanmıştı, zaten. Kurucu üyeleri Ortak Pazar'ın altı çekirdek üyesi ve Türkiye'ydi.

- Bugüne kadar bu gerçekler pek de dile getirilmiyor ve sanki yakın tarih unutturulmak isteniyor...

- Evet. Onun için de bunları sıklıkla anlatmak, bellekleri tazelemek lazım. Bütün bunlar AB'nin ilk kuruluş adımlarıdır.

O dönem çok stratejik bir karar alınmıştı. Çünkü Boğazların egemen ülkesinin onların yanında olması gerekiyordu ki Rusya'nın önü kesilsin.