Kontrol dışı güç odağı var mı? - Arslan Bulut
Küreselleşmenin uluslararası boyutunun ne anlama geldiği ve bunun Türkiye''ye nasıl yansıdığı konusunda da en çok yazı yazan veya inceleme yapanlardan biri olarak söyleyebilirim ki, Türk halkı medya tarafından sürekli olarak aldatılmaktadır. Türkiye''ye her ay giren milyar dolarlık kayıt dışı sermayenin vanası ve muslukların ucu konularında da yine ciddi bir yayın yok.acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canadanew prescription coupons free prescription cards discount online cialis couponscialis manufacturer coupon open drug coupon cardcialis forum cialis bez recepta cialis bez receptacleocin 150 mg mattnichols.co.uk cleocin 300 mgclaritin mazilo claritin tablete claritin mazilocialis sample coupon cialis manufacturer coupon 2016 cialis manufacturer coupon
"Türkler''in direnç gücünü kim kontrol ediyor?" şeklindeki okuyucuyu düşündürmek amaçlı sorum üzerine, bir dostumuz, çok önemli bir sınıflandırma yaptı ve bana gönderdi. Dostumuz, "Bu sorunun cevabını verebilmek için önce başka önemli sorulara cevap vermek gerekir" diyor: 1- Türkiye''de NATO çerçevesinde oluşturulan 50 yıllık bürokratik mekanizma ne kadar millidir? 2- Türkiye''deki gizli aristokrasinin parametreleri nelerdir ve bunların Sabataylık ve mason kuruluşlarıyla ilişkileri nelerdir? 3- Türkiye''deki sermaye yapısının globalleşmesi ve yabancılaşması süreci hangi odaklarca kontrol ediliyor? 3- Türkiye''ye her ay giren milyar dolarlık kayıt dışı sermayenin vanası kimdir ve muslukların ucu nerelerdedir? Genel çerçeve bu sorularla çizilebilir. Bizim 25 yıllık gazetecilik ve 15 yıllık yazarlık hayatımız, işte bu tür soruların cevabını bulmaya çalışmakla geçti.
Tabii her alanda araştırma yapmak mümkün değil.
Siz bir veya birkaç alanda araştırma yaparken, yerli veya yabancı araştırmacıların yaptığı araştırmalardan da faydalanmak ve bunları kendi süzgecinizden geçirdikten sonra kamuoyuna yansıtmak durumundasınız.
Veya siz bu alanlardan herhangi birine araştırma niyeti ile girmeseniz bile gazeteci olarak hepsinden haberdar olmak ve onları değerlendirmek durumundasınız.
Gerçi, bu sorularda ortaya çıkan alanlar birbiriyle ilişkilidir.
Yani birini araştırırken, diğerini de çok iyi öğrenmek zorundasınız.
Yoksa, fotoğrafın tümünü göremezsiniz.
"Küresel Haçlı Ordusu NATO" başlıklı araştırmamız sırasında, birinci sorunun cevabını bulmaya ve okuyucuya yansıtmaya gayret ettik.
Bunu yaparken, Amiral Sezai Orkunt''un "Yardım yap ve denetle" diye özetlediği Amerikan politikalarından, değerli gazeteci Refik Sönmezsoy''un Milli Eğitim''deki Amerikan ipoteği ile ilgili tespitlerinden ve Aytunç Altındal''ın "NATO''nun asker papazları" tespitlerinden yola çıkmıştık. İkinci sorunun cevabı ile ilgili olarak, tarihi araştırma çerçevesinde Prof.
Dr.
Abdurrahman Küçük''ün Sabataylarla ilgili eseri güvenilir bir kaynak.
Harun Yahya imzalı ve masonluğun 500 yıllık tarihine anlatan kitaplar ise meselenin uluslararası boyutunu ortaya koyuyor ama, bu önemli eserlerin kim tarafından, hangi yöntemlerle, hangi heyetlerle ve hangi amaçla hazırlandığını bilmiyoruz! Yine de faydalanıyoruz.
Gizli aristokrasinin parametreleri ile ilgili değil ama birbiriyle ilişkileri konusunda Mahmut Çetin''in "Boğazdaki Aşiret" kitabından başka kaynak yok! "Türkiye''deki sermaye yapısının globalleşmesi ve yabancılaşması süreci hangi odaklarca kontrol ediliyor?" sorusuna cevap verebilmek için, dünya sermayesinin hangi odaklarca kontrol edildiğini bilmek gerekir.
Bu da gizli saklı bir konu sayılmaz.
Fakat, Türkiye''de genel olarak basın, bu alana giremez! Çünkü kendisi de aynı sermayenin kontrolü altındadır.
Biz kontrol altında değiliz ama bunu asgari geçim standardına razı bir hayat sürmeyi göze alarak başarabiliyoruz! Küreselleşme konusunda, en ciddi itirazlar yine Amerika''dan geliyor.
Çünkü oradaki direnç odakları, bizimle mukayese edilemeyecek ölçüde ekonomik güce sahip! Küreselleşmenin uluslararası boyutunun ne anlama geldiği ve bunun Türkiye''ye nasıl yansıdığı konusunda da en çok yazı yazan veya inceleme yapanlardan biri olarak söyleyebilirim ki, Türk halkı medya tarafından sürekli olarak aldatılmaktadır. Türkiye''ye her ay giren milyar dolarlık kayıt dışı sermayenin vanası ve muslukların ucu konularında da yine ciddi bir yayın yok.
Citibank''ın İstanbul Menkul Kıymetler Borsası''nı kimler vasıtasıyla kontrol ettiğini kimse merak etmiyor! Bu konuda şimdiye kadar bizden başka kamuoyuna açık olarak ses çıkarana da rastlamadım! Benim asıl üzerinde durduğum mesele ise bütün bu soruların cevabını arayan herkesin görebileceği gibi Türkiye''deki siyasi ve kültürel kuruluşların, yani siyasi partilerin, vakıfların, derneklerin, medyanın, sinemanın, müzik sektörünün de kontrol altında tutulmasıdır.
Son zamanlarda Soros da bu kontrole aktif olarak girmiştir. Çözüm kapısı, sadece siyasette değildir.
Çünkü siyaset, ekonomik ve kültürel bir zemin üzerinde yapılır.
Sizin ekonominiz ve kültürünüz, hatta sivil ve askeri bürokrasiniz kontrol altında ise siyasi partileriniz bu kontrol dışında kalabilir mi? Görmeyen gözlerin bunu görmesi için uğraşıyorum! Demek ki, Atatürk''ün söylediği gibi "milletin kendi azmi ve kararı"ndan başka şu anda ciddi bir direniş gücü yoktur! Zaten bir tek onunla baş edemiyorlar!