Çuvaldızı Batırmadan Önce... – Sadi Somuncuoğlu
Millet artık semerin değil, sahiplerinin dövülmesini bekliyor.Dövemiyorsunuz çünkü…Cevabı bulmak için sadece son 1 yılda olanlardan akla ilk gelenleri sıralayalım:.-AB, önce bütün raporlarında, son olarak Büyükelçileri aracılığıyla Güneydoğu için, "siyasi çözüm" istedi, ses çıkmadı..-AB''nin 6 Ekim raporlarında, teröristbaşının yeniden yargılanması, tüm militanlara şartsız ve ayırımsız genel af, siyasete katılmalarının önünün açılması, Fırat-Dicle''nin uluslararası yönetime devri yer aldı.Yetmedi, Türkiye ile ilişkilerde, "Türkiye'de ve diğer bölge ülkelerinde bulunan Kürt azınlıklar ile AB'deki mevcut Kürt diasporasının dikkate alınacağı" tebliğ edildi.Bunlar "dengeli" bulundu..cialis 5mg prix en pharmacie http://cialis20mgsuisse.com/5mg/prix-en-pharmacie cialis 5mg prix en pharmaciecleocin 150 mg read cleocin 300 mgoxcarbazepine dosage bilie.org oxcarbazepin
Başbakan Erdoğan, PKK''ya "milis" diyen BBC ve Reuters''i "lanetledi", bir ABD yetkilisinin PKK''ya karşı ülke içinde operasyon yapabileceğimiz icazetini(!) haberleştiren Anadolu Ajansı''na kızdı.
Kimse kızmasın da bu "semeri dövmek" tir..
Millet artık semerin değil, sahiplerinin dövülmesini bekliyor.
Dövemiyorsunuz çünkü…Cevabı bulmak için sadece son 1 yılda olanlardan akla ilk gelenleri sıralayalım:.
-AB, önce bütün raporlarında, son olarak Büyükelçileri aracılığıyla Güneydoğu için, "siyasi çözüm" istedi, ses çıkmadı..
-AB''nin 6 Ekim raporlarında, teröristbaşının yeniden yargılanması, tüm militanlara şartsız ve ayırımsız genel af, siyasete katılmalarının önünün açılması, Fırat-Dicle''nin uluslararası yönetime devri yer aldı.
Yetmedi, Türkiye ile ilişkilerde, "Türkiye''de ve diğer bölge ülkelerinde bulunan Kürt azınlıklar ile AB''deki mevcut Kürt diasporasının dikkate alınacağı" tebliğ edildi.
Bunlar "dengeli" bulundu..
-Avrupa Parlamentosu''nun, 17 Aralık kararıyla bağlayıcı yapılan raporunda, "Kürt güçleriyle uzlaşma" istendi, 17 Aralık "başarı" ilan edildi..
-Avrupa Parlamentosu Başkanı Borell, Diyarbakır''a "Kürdistan" dedi, TBMM Başkanı Arınç, gazetecilerin abarttığını söyledi.
Borell, Brüksel''e dönünce, "Kürdistan kelimesi Türkiye''de sıkıntı yaratıyor.
Oysa bir vatandaş demokratik bir şekilde, ''Sizin devletinizi değil, kendi devletimi istiyorum'' diyebilmeli." açıklamasını yaptı.
Sükutla geçirildi..
-Daha önce Diyarbakır''a "Kürdistan" diyen Batılı yöneticilerin Türkiye ziyaretleri iptal edildiği halde, "Bizim korkumuz yok, her yere buyurun" diye, davet çıkarıldı.
ABD ve AB Büyükelçileri ile ABD''nin konsolosları, Doğu ve Güneydoğu''yu kepçe-kazan dolaşıp, DEHAP''lılarla "özel" toplantılar yaptı.
Ancak iş çığırından çıkınca, "Türkiye''ye diplomatlar geliyor, bakanlar geliyor.
Nereye gidiyorlar? Diyarbakır''a, Hakkari''ye.
Bu işi yapacağın yer Ankara.
Niye oraya gidiyorsun, ne yapmaya gidiyorsun, gerekçen ne? Maalesef bunlar terörü azdırıyor" diye icraat değil, şikayet geldi..
-2001-2002''de AB yetkililerinin Zanagillerin duruşmasına katılma isteği, "yargı bağımsızlığımıza müdahale olacağı" gerekçesiyle geri çevrilirken, 2003''ten itibaren tüm duruşmaların baş misafiri yapıldılar.
Yetmedi, serbest bırakılmaları için Türkiye''yi tehdit ettiler ve de serbest bıraktırdılar.
Sonra Başbakan Vekili düzeyinde, devletin resmi konutunda, Kürt kökenli vatandaşlarımızın sözcüleriymiş gibi ağırlanıp, adeta arabuluculuk görevi verildi.
Zana, Brüksel''de teröristbaşının mesajını iletip, "Türk-Kürt Federasyonu" için destek istediği halde TBMM Başkanı tarafından, "olumlu konuşmasından" dolayı, ağırlandı..
-Brüksel''i kapı komşusu yapıp, ayrı bir ülkenin veya milletin temsilcileriymiş gibi Türkiye''nin AB üyeliği için görüşmeler yapan DEHAP''lılara, kimse "Siz ne yapıyorsunuz?" diye sormadı..
-Türk ve Kürt aydını iddiasındaki bir takım insanlar, devletle, terör örgütüne "eşit mesafede" durup, "çatışmaya son vermeleri" çağrısında bulundu.
Gül, Bu çağrıyı, "sorumlu, gayet pozitif ve takdire şayan" buldu..
Gelelim ABD cephesine; Askerlerimizin başına çuval geçirdi.
Teröristbaşının yeniden yargılanmasını, teröristlerin "eve dönüşünü" istedi.
Irak''ın Kuzeyi''ndeki uydu devleti sırtımızdan kurdu, Kerkük''ün Barzani-Talabani aşiretlerince ele geçirilmesinin önünü açtı.
Türkmenlerin ezilmesine göz yumdu.
Kandil Dağındakileri koruma altına aldı..
Tüm bunlara rağmen gayrı meşru Irak seçimlerine destek verdik, Talabani''nin Cumhurbaşkanlığını alkışladık.
Nihayet Barzani, pasaportlara "Kürdistan" damgası vurmaya başladı.
Türkiye''de kapı-duvar!..
Kimse başını kuma gömmesin.
ABD, PKK kartıyla çok "kuş" vurmak istiyor.
Kandil Dağının yeniden ülke içine sevkiyatıyla, Türkiye ile Barzani''nin uydu devletinin arasına bir tampon yerleştirme, sonra Büyük Kürdistan-Büyük İsrail projelerini gerçekleştirme....
Kerkük''ü de verip, Barzani''nin uydu devletini resmileştirme…Anayasa''da Türkmenlerin adını bile anmamamızı sağlama…Coni''yi kurtarıp, Irak''ın sorunlu bölgelerine Mehmetçiği sürme..
AB''ye de bakalım; ABD''nin Irak''ın kuzeyinde yaptıklarını yıllardır Güneydoğu''da yapıyor, terör örgütünü sahipleniyor, uyum paketleri adı altında Kürt kökenli vatandaşlarımız üzerinde çalışıyor.
Zaten, daha teröristbaşı yakalanınca, "teröristbaşı meselesinin hukuki, Kürt sorununun siyasal yollardan halli" kararını almış, bunun için de "PKK ile Türkiye''nin yaratacağı ortak çözüm yaşama geçtiği ölçüde, Ankara''nın Brüksel''e yaklaştırılması stratejisini" benimsemişti.
Terör faaliyetlerinin artması, Türkiye''nin AB üyeliğini engellemek içinmiş.
Geçiniz...Yegane hedef, 3 Ekim öksesine düşürülen Türkiye''ye, 6 Ekim ve 17 Aralık''ta önüne konan o ağır şartların büyük bölümünü kabul ettirmektir.
Sizin 3 Ekim tutkunuz ve esaretiniz sürdükçe de durmayacaklardır..
Çok acı da olsa Türkiye gibi bir dev, şu küçücük Rumları veya Ermenileri de örnek alamaz mı? Adamların, aleyhlerindeki en ufak bir kelime için bile yeri göğü inlettiklerini görmez mi? Halimiz, ahvalimiz bu iken, acaba çuvaldızı kime batırmalıyız? Ve ne zamandan beri iktidar şikayet, millet icra mercii oldu?