Ekonomi16 Temmuz 2005 00:00

Türkiye’yi yabancı sermaye kurtarmaz!

Başta Başbakan Tayyip Erdoğan olmak üzere hükümet üyeleri yabancı sermaye ile Türkiye ekonomisinin kurtulacağını iddia ediyor. İktisatçılar ülkelerin yabancı sermaye ile kalkınacağı propagandasını gerçekçi bulmazken, Türkiye’ye gelen yabancı sermayenin ne istihdama ne de üretime katkısı olmadığına dikkat çekiyor. Devlet Bakanı Abdüllatif Şener’in “yabancı sermayeye sınır getirilmeli” sözleriyle başlayan ve Başbakan Erdoğan’ı yabancı sermayenin avukatlığına soyunduran yabancı sermaye tartışmasını Bilkent Üniversitesi öğretim görevlisi Prof. Dr. Erinç Yeldan ile iktisatçı Mustafa Sönmez değerlendirdi. discount drug coupons codesamples.in free discount prescription carddiscount drug coupons is-aber.net printable coupons for cialisfusidinezuur voetschimmel read fusidinezuur acnearcoxia 90 mg wikipedia site arcoxia cena

Prof. Dr. Erinç Yeldan:
“Türkiye’yi yabancı sermaye kalkındıracak sözleri gerçekçi değil!”
RANT STRATEJİSİ MEŞRULAŞTIRILMAYA ÇALIŞILIYOR
Azgelişmiş ülkelerin ulusal tasarrufları ve yatırımlarıyla değil de yabancı yatırımlara dayalı bir strateji ile gelişeceği savunuluyor. Bu olgu IMF koşullarıdır. Türkiye’de de bu düşünce net olarak yer alıyor. Yeni sermaye fetişizmi politikasıyla az gelişmiş ülkeler ulusal kaynaklarını, kârlı kamu kuruluşlarını yerli ve yabancı sermaye çevrelerine yok pahasına elden çıkarmaya koşullandırılıyorlar. Yabancı sermaye kamu kaynaklarının yok pahasına yerli ve yabancı şirketlere satılmasında büyük rol oynuyor.
Kamu kaynaklarına bu şekilde el konularak buradan rant elde etme stratejisi Türkiye’de “Biz yabancı sermayeye mecburuz. Yeni iş sahaları açılacak” propagandası ile halka meşru kılınmaya çalışılıyor. Halbuki yabancı sermaye olgusu çok sınırlı ülkeler dışında çoğunlukla gelişmiş ülkeler arasında gerçekleşen bir olgu. Yabancı sermayenin getirdiği teknoloji ya da istihdam ile Türkiye’nin sermaye açığını kapatması gerçekçi bir kalkınma stratejisi olarak değerlendirilemez. Burada aslolan yabancı sermayeyi uzun vadeli üreten yatırımlara yönlendirmek ama kalkınma projesini öncellikle ulusal tasarruflara dayanarak elde edilen tasarrufları finansal spekülasyonun kısa vadeli hesaplarında çarçur etmek olmamalıdır.

İktisatçı Mustafa Sönmez:
Yabancı sermayenin ne istihdama ne üretime katkısı var!
GELSİN DE NASIL GELİRSE GELSİN
Yabancı sermayeye kategorik olarak karşı çıkmak gerekli ve anlamlı değil. Ülkeye gelen yabancı sermaye, o ülkenin beklentilerine cevap veriyor mu ona bakmak lazım. Ülkelerin yabancı sermayeden beklentileri sermaye sistemini tamamlasın, gerçek anlamda sermaye getirsin, kendisinin yapamadığı sektörlerde yatırım yapması olarak sıralanabilir. Dolayısıyla ülkeler, istihdam sorununa çözüm getirsin ister, teknoloji getirsin ister, mümkün olduğu kadar eksiği tamamlasın ister, ihracat gücüne katkı sağlasın ister.
Ama her yabancı sermaye bu beklentileri karşılamaz. Yabancı sermayenin de kendine göre beklentileri bulunur. Yabancı sermaye ülkenin beklentilerini karşılıyor mu bunun tartışılması gerekiyor. Beklentileri ortaya koyup o ölçütleri karşılayan yabancı sermaye geliyor mu ona bakmak lazım.
Ama Türkiye’de böyle bir şey yok. Yabancı sermaye nasıl gelirse gelsin anlayışı var. İster istihdam yaratsın, ister ihracat yapsın, ister tekelci konum yaratsın. Türkiye’nin bu kaygıları yok. Türkiye’nin son derece liberal, şekilsiz belli ölçütleri olmayan bir yabancı sermaye anlaşıyı var. Türkiye’de bugüne kadarki uygulama bu. 1980 öncesinde yabancı sermaye imalat sanayiye gelmiş, iç pazarı hedeflemiş, tekelci yapı kurmuş, dolayısıyla ciddi anlamda gümrük duvarlarını aşmak amacıyla gelmiş. 80 sonrasında daha çok finans ve ithalat alanına gelen yabancı sermaye görüyoruz. Daha sonra ucuz işgücünü kullanmak için otomotiv sektörüne gelen, ayrıca alışverişi merkezleri için gelen, finans sektörüne yönelen ve özelleştirmeler için gelen sermaye var.
Yabancı sermayenin miktarından çok bir politikası olması gerekiyor. Bir planının olması gerekiyor. Ülkenin kendinde olmayanları getirecek bir yabancı sermaye yaklaşımı olması gerekiyor. Türkiye’deki hükümetlerde böyle bir kaygı yok, daha çok sıcak paranın yerine geçebilecek bir doğrudan yabancı sermaye ve Türkiye’yi yeniden borç verilebilir bir ülke olarak gösterecek yabancı sermaye akışı hakim durumda. Herhangi bir kaliteli teknolojik bir katma değer katkısı gözetilmeden bir yabancı sermaye davetkarlığı söz konusu, bu da sıhhatli değil.

ŞENER TOPARLANMAYA ÇALIŞIYOR
Milliyet gazetesine verdiği demeçte “yabancı sermayeye sınır getirilmeli” sözleriyle tartışmayı başlatan Devlet Bakanı Abdüllatif Şener, İzmir’de yaptığı açıklamada, IMF programını üç yıldır tavizsiz uyguladıklarını dile getirdi. Bu sayede doğrudan yabancı yatırımların ülkeye girdiğini ileri süren Şener, bundan sonra da bu politikaları uygulamaya devam edeceklerini söyledi. Geçen günlerde yabancı sermaye ile ilgili açıklamaları hatırlatılan Şener, “O konu 4 gün tartışıldı. Yeter. 5. güne taşımayalım” diye konuştu.