Ekonomi16 Temmuz 2005 00:00

Akıl Var Mantık Var - Şükran Soner

Neoliberalizm dünya ölçeğinde, ülkemizde krizleri ağırlaştıkça, liberalizmin bir parçası, olmazsa olmazı gibi varsayılan demokrasiden, özgür medyadan.. varmış gibi, özünü yok eden sapmalar içinde. Medya tekellerinin yaşamın gerçekleri üzerine her gün ağırlaşan otosansürü, belki biçimi anlamında değil, ama sonuçları anlamında diktatörlüklerin sansürünü aşma boyutlarında. Ne yazık ki sandıktan çıkan siyasi iktidarların, halklarının, insanlığın çıkarları ile çelişen icraatları da öyle. İnsanlığın bilimsel demokratik devrim çağında, bu boyutlarda yoksunluk, yoksunluk, savaşlar, işkenceler, savaş suçları, dünyayı yok etmeye yönelik çevre yağması, vurgun, talan, rüşvete giden paraların, işçiliğe yapılan harcamaların onlarla katına çıkmış olması.. başka türlü açıklanabilir mi? levitra and diabetes sexual dysfunction in diabetescialis manufacturer coupon open drug coupon cardarcoxia 90 mg wikipedia read arcoxia cenamicardisplus 80/25 mg click micardis plus 80 12.5 mgoxcarbazepine dosage bilie.org oxcarbazepin

Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener 'in yabancı sermayeye sınırlama getirilmesi açıklamasının üzerinden tartışmalar devam ediyor. Dün baktım da medyamız, Şener'in hükümet içinde farklı görüntü verip vermediği, uzlaşma olup olmadığının derdinde. Özellikle piyasacılar, hükümetin yabancı sermayenin girişinde sınır tanımayan görüşünün sürdürülmesinin peşindelerdi. AKP içinde çatlak oluşmuş muydu? Özelleştirmelerde, yabancı sermayenin giriş teşviklerinde bir sınırlama, hız kesme gündeme gelebilir miydi?

Bu sorgulamanın ardından Telekom ihalesinin geçerliliğini koruması, yabancılara özel mülk satışının hızını kesmemesi için beklenen yasanın bir an önce çıkması, tabii ki sıradaki özelleştirmelerin hız kesmemesi dilekleri dillendiriliyor. Yangından mal kaçıranların telaşı sırıtıyor.

Gazeteciliğin alfabesinde gündeme gelen tartışmaların her boyutunun, madalyonun iki yüzünün gösterilmesi yok mudur? Telekom ihalesinin haksızlığı üzerine itirazları olanların saydıkları onca önemli gerekçeden birkaçının biraz olsun ayrıntısına, gerçeğine inen bilgi verilse dişimi kıracağım. Gerçeklerin tartışılmaması, kamuoyunun, halkın uyanmaması için dehşet bir medyatik terör estiriliyor. Başbakan Erdoğan , partisinde çok daha ağır bir lider terörü uyguluyor. Dışardan, hangi kurumdan gelirse gelsin, karşı çıkışlarda ise kendinden geçen bir saldırgan öfke ile sindirme yöntemlerinden kaçınmıyor.

Birkaç köşe yazarı, yayın organı dışında, bu kadar tartışıldığı bir noktada Arjantin'de gerçekten ne olup bittiğini gündeme getiren çıkmıyor. Kabaca Arjantin'deki özelleştirmelerde, taa Özal 'ın döneminde televizyonlardan kalemi gözümüze soka soka sözünü ettiği Arjantin mucizesinde(!) Arjantin'in kamu üretim kaynakları, işletmeleri, sayıları on - on beşi geçmeyen büyük aracı yerli işletmelerin işbirliğinde yabancı tekellerin eline geçmişti. Trajikomik bir durum olarak ABD, AB'nin kamu ortaklığı ağırlıklı olan tekelleri de dahil olmak üzere.

Dünya Bankası, IMF politikalarına karşı çıktığı için, Arjantin'e demokrasiyi, insan haklarını, sendikal hakları geri getiren, bunlar nedeniyle Uluslararası Çalışma Örgütü Genel Kurulu'nun onur konuğu bile olan, ünlü lider Alfonso 'nun siyaseten kelesi uçurulup, iktidar özelleştirmecilerin simge lideri El Turco 'ya teslim edilmişti. Sonrası en kârlı, ülkenin hazinesine kaynak getiren, bütçesini var eden işletmeler hızla elden çıkarılmış, günün borçlarının ödenmesinde, açıklarının kapatılmasında hovardaca kullanılmış, arkasından asıl felaket kötü günler gelmişti. Hovarda mirasyedinin benzeri bir çöküşün yaraları Arjantin'de bir türlü kapanamıyor. Kamuoyunu bilgilendirme görevleri arasında bunları vermek gerekmiyor mu?

Dün sabah piyasacılarımızdan, yabancılara emlak alım satımını pazarlayanlar, güncellik nedeniyle ekonomi programlarına taşınmışlardı. Ağızlarının suyunu akıta akıta, İspanya'da ne kadar çok özel emlakin yabancılara satılmış olduğunu, ne kadar büyük para akışının yaşandığını, yabancı paranın ülkeye girdiğini anlatıp durdular. Akıl var mantık var. Bir değerin elden gitmesi karşılığı giren bir yabancı paranın getirisi günlük değil mi? İhracat-ithalat açığı, bütçe borç yükünün giderilmesinin kaynağı olarak görülmesi nasıl, ne kadar süreli bir anlam taşır?

Hele de kâr eden işletmelerin özelleştirmesinde aynı yaklaşımın ürküten sonuçları. Yani Telekom'dan günlük sıkıntı için yabancıya satışla kazanılacak paraya göz dikip, ağız sulandırmanın getirdiği büyük tehdit. Yani Telekom'dan elde edilecek kârların yabancı sermayeye geçişi paralelinde, gelecek yıllarda bu ülkeden gidecek paracıklar. Ekonomiye katkısı yerine, ekonomiden götürecekleri... Ülke çıkarları boyutunda, bal gibi de şaibeli bir Lübnan sermayesine, Hariri ailesine bu kadar kritik bir işletmemizin pervasızca teslim edilmesinin sonuçlarını tartışmıyoruz. Paragözlerin mantığı ile bile gerçeklerin çarpıtıldığını, halkın, kamuoyunun üzerinde tek yanlı düşünce terörü estirilmekte olduğunu anlatmaya çabalıyoruz.

Neoliberalizm dünya ölçeğinde, ülkemizde krizleri ağırlaştıkça, liberalizmin bir parçası, olmazsa olmazı gibi varsayılan demokrasiden, özgür medyadan.. varmış gibi, özünü yok eden sapmalar içinde. Medya tekellerinin yaşamın gerçekleri üzerine her gün ağırlaşan otosansürü, belki biçimi anlamında değil, ama sonuçları anlamında diktatörlüklerin sansürünü aşma boyutlarında. Ne yazık ki sandıktan çıkan siyasi iktidarların, halklarının, insanlığın çıkarları ile çelişen icraatları da öyle. İnsanlığın bilimsel demokratik devrim çağında, bu boyutlarda yoksunluk, yoksunluk, savaşlar, işkenceler, savaş suçları, dünyayı yok etmeye yönelik çevre yağması, vurgun, talan, rüşvete giden paraların, işçiliğe yapılan harcamaların onlarla katına çıkmış olması.. başka türlü açıklanabilir mi?