Irak Dünya Mahkemesi'nden Alınacak Dersler Var.. mı? - DENİZ BANOĞLU
<P class=MsoNormal style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Verdana"><STRONG>''Önce sizden şunu rica etmek isterim, lütfen 'Irak halkları' demeyin, çünkü tek bir Irak halkı var.'' (Şiddetli alkışlar). <?xml:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" /><o:p></o:p></STRONG></SPAN></P> <P class=MsoNormal style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Verdana">''Şu anda evimizde, kendi ülkemizde hepimiz hapisiz. Irak tümüyle bir hapishaneye dönüştürüldü. Evlerimizde su yok, elektrik yok. Bütün Iraklıların yoksul olmasını istiyorlar. Eğitim sistemi değiştirildi. Okullarda İngilizce zorunlu hale getirildi. Ülkeye özgürlük getireceğiz yalanıyla beyinleri yıkıyorlar. Irak halkı için insan hakları diye bir şey yok, göz göre göre bu haklar çiğneniyor. İnsanlarımız, sorgusuz sualsiz tutuklanıyor. Ama İngilizler ve Amerikalıların yaptıklarını sorgulayan yok... Biz önceleri iç savaş diye bir şey bilmezdik, <STRONG><FONT color=#cc0000>Arap'ı, Kürt'ü, Alevisi, Sünnisi bir arada yaşardık. Şimdi etnik düşmanlığı körüklüyorlar, ABD açıkça Irak halkını bölmeye çalışıyor.</FONT></STRONG> Kürtmüş; Müslümanmış herkesi sorgulamaya başladılar. Değerlerimizi yıkmaya, insanlarımızla aramıza duvar örmeye çalışıyorlar. Bugün hayattaysak, tesadüfen yaşıyoruz...'' <o:p></o:p></SPAN></P><div style="display:none">coupons for cialis 2016 <a href="http://blog.nvcoin.com/page/Coupon-Cialis">coupons for prescription drugs</a> prescription drug cards</div><div style="display:none">discount card prescription <a href="http://racindirt.com/store/">racindirt.com</a> prescription drugs discount cards</div>
Bunları Nermin el Müfti söylüyor... Yüzünde, izleyenlerin yüreğini burkan acılı bir ifade var. Meslekten gazeteci ve Al Ahram gazetesi yazarı. Irak Dünya Mahkemesi'nin ikinci günkü oturumunda, ülkesinin nasıl ''topyekûn hapishaneye'' dönüştürüldüğünün tanık olarak sunumunu yaparken ekranda sözlerini doğrulayan görüntüler yer alıyor. Yoksul Iraklılar sokakta dileniyor, tezgâhını kurmuş malını satmaya uğraşıyor. Osmanlı döneminden kalmış tarihi Valilik Binası ABD bombardımanıyla harabeye çevrilmiş, yanı başında çöp yığınları. Daha pek çok tarihi yapı insafsızca bombalanmış, çocuklar yalınayak etrafta dolanıyor. Yüzler karanlık, yürekler umutsuz. Sonra Nermin el Müfti'nin evi... İşgalciler girip talan etmişler. Yatak odası, mutfak, oturma odaları perişan. Çevrede mum artıkları. Çünkü elektrik yok. Burası bir siyaset bilimci kadının evi...
Ve çağdaş görünümlü El Müfti'nin sunumu, yüzünden eksik olmayan aynı acılı ifadeyle ''Lütfen bize yardım edin, direnişimiz meşrudur, direnişimize destek verin'' çağrısıyla son buluyor... O güne kadar salt TV ekranlarında, çoğu insanın belki de bir savaş filmi gibi öylesine izlediği, ne yazık ki çoklarının da kanıksamaya başladığına inandığım bir insanlık dramını, canlı bir tanıktan bire bir yüz yüze dinlemenin bıraktığı etkiyi sanıyorum, orada bulunan tüm izleyiciler yüreklerinde duyumsamıştır.
Bu bir Iraklı... Dramı kendi vatanında, topraklarında bire bir yaşıyor. Ama fark eder mi? İşte Barbara Olshansky , Amerikalı... 1995 yılından bu yana, ABD Anayasal Haklar Merkezi'nde çalışıyor, halen aynı kuruluşta yardımcı hukuk direktörü olarak görev yapıyor. ABD'nin, ''teröre karşı savaş'' perdesinin arkasına sığınarak uluslararası hukuku nasıl pervasızca yok sayıp çiğnediğini, dünya tarih sayfalarına insanlığın utancı olarak masum insanların kanlarıyla yazılacak olan Guantanamo Üssü hapishanesinden bire bir yaşadığı olayları aktarırken ağlıyor... Ama ''dünyayı karanlığa sürükleyecek olan bu çılgın ABD rejimi yok olana kadar'' (Mahkemenin iddia heyeti adına açış konuşmasını yapan Richard Falk 'ın tanımı) savaşımını yüreklice sürdürmeye kararlı görünüyor. Barbara, ABD'nin yeni yarattığı bir ''düşman savaşçı'' hayaliyle, yeterli kanıt olmaksızın, suçu sabitleşmemiş, hatta sonunda masum olduğu anlaşılıp serbest bırakılan sözde şüphelilerin Guantanamo hapishanesinde gördüğü işkenceleri anlatıyor. CIA'in ''tut ve yakala'' operasyonundaki insanlık vahşetini aktarıyor. ABD'nin dünya kamuoyu önünde yaptığı tüm resmi açıklamaların nasıl yalan olduğunu ortaya koyuyor. Sadece Arap topraklarında değil, dünyanın her köşesinde ''düşman savaşçı'' kuşkusuyla insanların neredeyse yaka paça nasıl tutuklanıp hapse atıldıklarını, İsveç'te iki Mısırlının akıbetini aktararak örnekliyor. Aynı hapishanedeki 34 intihar girişiminin, ABD tarafından ''kendini yaralama'' olarak aktarıldığını, 2003-2004 yılları arasında toplu intihar girişimlerine ait bilgilerin ilgili makamlara ulaştırılmadığını anlatıyor. Tüm tutuklamaların, hapse atılmaların bir tek emirle, Bush 'un bir tek açıklamasıyla yapıldığına işaret ediyor. Başkan Bush'un, sorgulamadan, araştırmadan, belge, kayıt olmadan ''düşman savaşçı'' demesi, bir insanın işkenceler altında ömür boyu hapse mahkûm edilmesine yetiyor. Ve hiçbir merci bunların hesabını soramıyor..
İşte bu nedenledir ki Irak Dünya Mahkemesi karar aşamasında, salt Bush ve ABD yönetimi ile Blair ve İngiltere'yi değil, aciz kalan, asli görevini asla yerine getirmeyen Birleşmiş Milletler'i de suçlu buluyor.
Şimdi sormak gerekmez mi.. ülkemizde Amerikan karşıtı protestoları kınayan Amerika yanlıları ile ABD askerlerine izin vermeyen ''TBMM tezkeresini'' eleştirerek ''Bizden daha onurlu davrandınız, sizi selamlıyorum'' diyen bir İngiliz kadar yürekli davranmayan biz Türklerden kimi insanlarımız da bu insanlık suçuna ortak olmamışlar mıdır?
Evet Amerikan karşıtı gösteriler az bile... Bunlar çoğalmalı, Nermin el Müfti'nin çağrısına tepkisiz kalınmamalı, Irak'taki direniş desteklenmeli... Ta ki, ''İmparatorluğun Hukuku'' ''Hukuksuzluğun İmparatoru'' olan (dünya mahkemesinden) ABD yönetiminin Ortadoğu hayallerine, dünya insanlığı elbirliğiyle son verene kadar...