Telekom'un "gizli" promosyonu: Avea - Hasan Hüseyin Kırmızıtoprak
Türk Telekom'un özelleştirilmesinden sonra, özelleştirme yanlıları tam bir bayram sevinci yaşamaktadırlar. Aynı zamanda özelleştirme karşıtlarını suçlayıcı ve daha da ileri giderek "vatan haini" ilan edecek kadar aşağılıkça tavır içine girebilmektedirler. Beyinleri dolar renginden başka bir renk algılamayan bu yağmacı takımı, koro halinde Telekom'un özelleştirmesinde geç kalındığını ve bu geç kalmadan dolayı büyük "zarar" edildiğini ifade ederek; bu "zararın" sorumlusu olarak da Telekom'un özelleştirilmesine engel olanları göstermektedirler. Adeta, TELEKOM, TÜPRAŞ, SEKA, PETKİM, TEKEL ve dolayısı ile ülkeye sahip çıkmayı "vatan hainliği" suçu olarak ilan eden bu tavır, "zeytinyağı gibi su yüzüne çıkma" ve asıl kendilerinin işlediği vatan hainliği suçunu bertaraf etme refleksini göstermektedirler. naproxennatrium zygonie.com naproxen kruidvatcialis forum cialis prodaja cialis bez receptasymbicort turbuhaler 200 6 cena blog.phmglobal.com symbicort cenadiscount card prescription discount coupon for cialis prescription drugs discount cardskamagra kamagra wikipedia kamagra gel
Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök'e göre, devletten maaş alanların (Mümtaz Soysal ve kamu emekçilerini kastediyor), özelleştirme yağmalamasına karşı çıkmasını, "aldığı maaşı hak etmiyorlar" imasında bulunacak kadar pervasız bir özelleştirmeci olduğunu ortaya koymaktadır.
Stratejik öneme sahip (TELEKOM, TÜPRAŞ, PETKİM vb.) kamu işletmelerinin yağmalanmasını savunmak vatan hainliği olmuyor da, karşı çıkmak nasıl "suç unsuru" olabiliyor? Bunu Özkök gibi gözü dönmüş, dolar maaşlı, sulandırılmış kalemler söylerse oluyor(!)
* * *
Telekom'un ihale yolu ile satış adı altında yağmaya sunulması yetmezmiş gibi, yüzde 40 payı Telekom'a ait olan Avea'daki payının yüzde 55'i de promosyon olarak, öldürülen Lübnan eski Başbakanı'na ait Oger firmasına verildiği gözden kaçırılıyor. Yani Telekom'u gasp eden veya bir başka ifade ile Telekom'u yağmalayan, beraberinde Telekom'un Avea'daki payını da yağmalamıştır. Adeta bedava verilen Telekom'un yanında Avea'nın sözü bile edilmemiştir. Diğer ifade ile yağmacı takımı bir taşla iki kuş vurmuştur! Böylece, ortağın biri İtalyan biri de Arap ve Lübnan karması olmak üzere Avea'da tamamen özelleştirilmiştir.
Tüccar siyasetin ilkeleri gereği olacak ki, ülke için stratejik öneme sahip ve 30-40 milyar dolar değerinde olduğu söylenen bir kamu işletmesi, 1 milyar 310 milyon dolar peşin bedelle peşkeş çekilmiştir.
Satılması "yüce divanlık" olan bu işletmelere konacak değer ne olursa olsun, asla gerçekçi olmayacaktır. Kaldı ki, Telekom, açıklandığı gibi 6 milyar 550 milyon dolara satılmamıştır. Yıllık kârı 2 milyar 150 milyon dolar olan bir kuruluşun ifade edildiği gibi bir bedel karşılığı satıldığını söylemek halkı kandırmaktır! Peşin olarak verileceği söylenen 1 milyar 310 milyon dolar zaten Telekom'un kasasında fazlasıyla mevcuttur. Geriye kalan taksitlere gelince; tüketicilere yansıtılacak olan şişirme faturalar ile birlikte, sürekli kâr halinde olması nedeni ile rahatlıkla ödenecektir. Yani taksitleri de halk ödeyecektir. Peki bu nasıl tüccarlıktır? AKP Hükümeti marifet sayarak övündüğü tüccarlığı bile becerememektedir! Halkın malı olan işletmeleri, kendi becereksiz, işbirlikçi tüccar zihniyeti uğruna yağmalamanın hesabını nasıl vereceklerini düşünemeyecek kadar da gözü dönmüş bunların.
Yağma düzeninin devamı için TELEKOM önemli bir yere sahiptir. Bundan sonrası için ise sırada, PETKİM, TÜPRAŞ, TEKEL, ERDEMİR ve diğer kamu işletmeleri olacaktır!
24 Ocak kararları ile kamunun tasfiye edilme süreci başlatılmış, 12 Eylül faşist darbesi ile taçlandırılarak bugünkü yağma düzenine zemin hazırlanmıştır. Dönem dönem yükselen mücadeleler bu sürecin hızını düşürse de engellemeye yetmemiş, egemen burjuvazi bildiği yolda ilerlemeye devam etmiştir
Bu saldırı ve yağma düzenini seyirci kalan ve nereye varacağını algılamayanlar, bir süre sonra şu soruyu soracaklardır: Biz bu kavgayı ne zaman kaybettik? Bu soru sorulduğu zaman ise geç kalınmış olacaktır.
Birçok kez söylediğimizi tekrarlayarak, bunca saldırı, yağma ve talanı durdurmanın tek yolu vardır: Örgütlü birleşik mücadeleyi örerek, üretimden gelen güçle, ülke çapında ortak eylemler ortaya koyarak sıcak yaz günlerinin havasını iyice ısıtmaktır.