Siyaset14 Temmuz 2005 00:00

Denktaş’ın gözyaşları - Muharrem Bayraktar

Kıbrıs davasının öncü ismi Rauf Denktaş, geçtiğimiz Çarşamba günü, Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarafından “Devlet Şeref Madalyası” ile onurlandırıldı. Manzara zaman zaman dramatik bir durum arzediyordu.Yer Çankaya Köşkü’ydü! Devlet erkanı, Cumhurbaşkanı A. Necdet Sezer, Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök, Yargıtay Başkanı Osman Arslan, eski Başbakanlardan Bülent Ecevit, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül başta olmak üzere hazır ve nazırdı.CHP lideri Deniz Baykal ve SHP lideri Murat Karayalçın da törende idi.Denktaş’a madalyasını Cumhurbaşkanı A. Necdet Sezer taktı. Madalya takılırken Denktaş’ın gözleri doldu. Eşi Aydın Hanım bir köşede ağlıyordu, kızları Ender ve diğerleri de hıçkırıklarını tutamamıştı.acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canadacialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmaciecialis coupons printable link discount prescription drug cardcialis forum link cialis bez receptaarcoxia 90 mg wikipedia read arcoxia cenacialis sample coupon prescription card discount cialis manufacturer coupon

Kolay değildi. Bir dava adamı 50 yıldır onurla sırtladığı bir vatan mücadelesinde en onurlu, en şerefli madalyayı alıyordu.
Denktaş’ın, Aydın Hanım’ın Değer ve Ender hanımların gözyaşlarını tutamadıkları o şerefli anda ben, başka kişilerin tavrını çok merak ettim.
Başka kişilerin “o törene” hangi yüzle katıldıklarını merak ettim.
Bunlardan biri Denktaş’ı her fırsatta sıkıştırıp rencide eden, Kıbrıs davasında yalnız bırakan AKP hükümetinin Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’dü.
Amerika’da hasta yatağında yatarken bile ona “Annan Planı’nı kabul et!” diye baskı yapan, Denktaş’ı hiç beklemediği bir anda hançerleyen, Kıbrıs’ta Londra Antlaşması’na dayalı haklarımızdan açıkça vazgeçtiğimi zi deklare eden politikalar üreten AKP hükümeti Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, “O şerefli madalya” verilirken neler hissetti acaba?
Bir vatan toprağını 50 yıldır en onurlu şekilde müdafa etmesini bilen bir insanın aldığı o madalyanın ne anlama geldiğini biliyor mu acaba?
Denktaş’ın ve ailesinin gözlerinden dökülen yaşların o şerefli Yavruvatan mücadelesinde, o şerefli toprakları Rumlara peşkeş çekmek isteyenlerin kendisine oynadıkları oyunlara bir isyan olarak süzüldüklerini farketti mi acaba?
Ve Deniz Baykal!
Bugüne kadar Kıbrıs davasını CHP’ye yakışır bir politik duruşla savunması gerekirken, “Artık Kıbrıs sorununun çözülmesi için bir şeyler vermek lazım” diyerek AKP çizgisinde, Annan safında bir kimlik sergileyerek, Denktaş’ın akan gözyaşlarının bir sebebinin de kendisi olduğunu biliyor mu acaba?
Ve Murat Karayalçın!
Denktaş’ın yakasına Devlet Şeref Madalyası takılırken, DYP–CHP koalisyonunun Dışişleri Bakanı olarak, Yunanlılarla ve Rumlarla görüşüp, Gümrük Birliği’ne girmemiz karşılığında Londra Antlaşması’yla kazandığımız ve Türkiye’nin izni olmadan Rum kesimininin uluslararası bir ittifaka üye olamayacağı maddesinden feragat ettiğimize dair basında çıkan haberleri hatırladı mı acaba?
Hatırlayınca neler hissetti acaba?
Bir koca çınarı kah iktidarda, kah muhalefetteki politikaları ile kahrederek koltuğundan indirerek, bugün o çınarın omuzuna takılna Devlet Şeref Madalyası karşısında bugüne kadar uyguladıkları politikalardan dolayı hicap duymalıdırlar.
Denktaş’ın gözyaşlarını iyi okumadılar.