Siyaset8 Ocak 2005 00:00

Mütareke Basını,niçin grogi durumunda? - Arslan Bulut

"Batı ülkelerinin bir çoğu tarım arazilerinin satışında belli kısıtlamalar getirmişler ve izin alma mekanizmaları koymuşlarsa bizim de bu uygulamaları hayata geçirmemiz gerekir.Maalesef hükümet geçen yılın Temmuz ayında çıkardığı yasayla stratejik duruma ve güvenlik kısıtlamalarına bakılmaksızın 30 hektarlık tarım arazilerinin satışını da kendi yetkisinin dışında serbest bırakmıştır".new prescription coupons sporturfintl.com online cialis couponsmicardisplus 80/25 mg click micardis plus 80 12.5 mgkamagra link kamagra gel

Mütareke basını, bir süredir, milliyetçilerin partilerini, fikir adamlarını yok sayıyor ama milliyetçi tavır koyan solcu fikir ve siyaset adamlarına karşı söz birliği etmişçesine aleyhte yayın yapıyor.

Mütareke basını, MHP ve Ülkü Ocakları aleyhine kullanabileceklerine inandıkları fırsatları hiç kaçırmıyor! Genel tavır, milliyetçileri yok saymak! Fakat soldan gelen milliyetçi çıkışlara tahammül edemiyor, onları yıldırmaya, böylece milliyetçileri yalnız bırakmaya çalışıyorlar. "Din elden gidiyor" diye kendisinden beklenmeyen, fakat önemli bir çıkış yapan Rahşan Ecevit'i yerden yere vurdular! Sonra da hükümetin tarım arazilerinin bile satışını serbest bırakmasına karşı tavır koyan CHP'li Onur Öymen'i hedef tahtasına koydular. CHP İstanbul Milletvekili Onur Öymen, Yeniçağ'a yaptığı açıklamada, Türkiye'de milli çıkarları savunmanın utanç olarak görüldüğünü söyledi.

Kendisine saldıran Ertuğrul Özkök'ün Avrupa'nın sözcüsü durumunda olduğunu kaydeden Öymen, "Gelecek nesiller bunları okumaktan utanç duyacak, aynı bizim mütareke basını karşısında duyduğumuz utanç gibi utanacaklar" dedi. Öymen, "Biz soru önergemizde yabancıların bina alımından çok tarım arazilerinin satışı üzerinde yoğunlaştık.

Bizim gündeme getirmek istediğimiz esas konu budur.

Batı ülkelerinin bir çoğu tarım arazilerinin satışında belli kısıtlamalar getirmişler ve izin alma mekanizmaları koymuşlarsa bizim de bu uygulamaları hayata geçirmemiz gerekir.

Maalesef hükümet geçen yılın Temmuz ayında çıkardığı yasayla stratejik duruma ve güvenlik kısıtlamalarına bakılmaksızın 30 hektarlık tarım arazilerinin satışını da kendi yetkisinin dışında serbest bırakmıştır" diye bilgi verdikten sonra, ideolojik çerçevede de önemli ve hatta tarihi bir değerlendirmede bulundu. CHP'nin Türkiye'nin çıkarlarını koruyucu çabalarının rahatsızlık uyandırdığını ifade eden Öymen, "Bu sebeple bize milliyetçi diyorlar.

Atatürk'e de demişlerdi.

Atatürk de çıkıp bunu kabul etmişti.

Hatta milliyetperver olduğunu söylerken başka milletlerin çıkarlarını savunduğunu da belirtmişti.

Türkiye'de ulusal çıkarları savunanları küçümsemek için ulusalcılık diye bir tabir ürettiler.

CHP'nin altı okundan biri de milliyetçiliktir.

Nasıl ki diğer oklarımızı feda etmezsek milliyetçilik okunu da feda etmeyiz.

Milliyetçilik demek hiçbir ulusun aleyhine olmadan Türkiye'nin çıkarlarını savunmak demektir.

Biz teslimiyetçi değiliz.

Biz AB'ye üye olmak istiyoruz ama köle olmak istemiyoruz.

Biz Atatürk'ün izinde bir parti olarak ulusal çıkarları sonuna kadar savunacağımızı söylüyoruz" dedi! Rahşan Ecevit ise şunları söyledi: "Antalya'da kilise ve Havra açmaya gittiler.

O bence hem acıklı hem de komik bir durumdu.

Çoğunluğu Müslüman olan Türkiye'nin başbakanı olarak ufak bir kilise ve havra açmaya gidiyor.

Sokaktaki çocukları toplayarak otobüslerle götürüyorlar.

Orada çocuklara hahamların, papazların vaazlarını dinletiyorlar.

Bunlar uyum yasalarından taviz vermek, AB'ye hoş görünmek ve yaranmak için yapılan şeylerdir.

Bunları hoş karşılamadım." Bülent Ecevit de Beyoğlu, Kızılay gibi İstanbul ve Ankara'nın merkezi yerlerinde bedava İncil ve Tevrat dağıtılmasının "ciddi bir propaganda, bir kampanya" olduğunu söyledi.

Rahşan ve Bülent Ecevit'in, ayrıca Onur Öymen'in bugünkü tavırları, Türk halkının destek verdiği tavırlardır. Özellikle Onur Öymen'in 6 oktaki "milliyetçilik" kavramına net bir şekilde sahip çıkması, bundan sonrası için çok önemlidir! Öymen'in, "ulusalcılık" gibi bir kavrama sığınmadan "milliyetçilik" kavramını feda etmeyeceklerini söylemesi, soldaki milliyetçi görünmek korkusunu, yani bir önyargılar bütününü, bir tabuyu yıkmıştır! Avrupa Birliği, Türk'ün sünnetine bile el atarken, hatta Avrupalı homoseksüeller, Türkiye ile yapılacak müzakerelerde kendi haklarının korunmasını, aynı cinsten kişilerin evlenmesine izin veren yasalar çıkarılması konusunda Türk hükümetine baskı yapılmasını bile isterken, Türk'e ait ne kadar milli ve manevi değer varsa yıkmaya çalışan mütareke basınının, soldan gelen milli ve dini çıkışlar karşısında gardı düşüyor! Ecevitler'in ve Öymen'in çıkışları ise teslimiyetçilerin gardını düşürmekle kalmamış, hepsini ringe sermiştir! Ayağa kalkmışlardır ama grogi durumundadırlar! Daha çok feryat edecekler ama nakavt olmaktan kurtulamayacaklar!