Siyaset13 Temmuz 2005 00:00
Koyun Psikolojisi! - Özcan YENİÇERİ
Birlik ve beraberlik içinde bulunmanın önemine vurgu yapan "sürüden ayrılanı kurt kapar" diye bir atasözü vardır.Bu söz gruba yönelen saldırı ve risklere karşı birlik ve bütünlük içinde karşı koymanın yararına dikkati çeker.Bütünler parçalanmadan, ayrılıklar üretilmeden, "toplu vuran yürekler" arasına ayrılık tohumları atılmadan bir gruba yönelik saldırıdan sonuç almak imkânsız denecek kadar azdır.Bütün saldırıları stratejileri, önce parçalamak, sonra parçaları kendi arasında uyumsuz öğeler olarak yeniden ayrıştırmak daha sonra küçülen ve zayıflayan hedefleri kolayca yutmak üzerine kuruludur.cialis coupons printable blog.suntekusa.com discount prescription drug cardsymbicort turbuhaler 200 6 cena symbicort a alkohol symbicort cena
Bu yönden bireyin göreceli olarak zayıf ve güçsüz varlığını sürdürebilmesi için gruba olan ihtiyacı grubun bireye olan ihtiyacından çok daha fazladır.
Bu bağlamda toplumun gücü o toplumu meydana getiren fertlerin gruba duydukları aidiyetlerin şiddetiyle yakından ilgilidir..
Ancak bu bir gruba, ideolojiye, siyasete ya da stratejiye tapınmak anlamına da gelmemelidir.
Eleştirilmeyen bir siyaset, strateji ve uygulama eninde sonunda başarısız olmaya mahkûmdur.
Yönetenler "en iyisini bilir" ya da "bize mi düşmüş sorunlarla ilgilenmek" türünden pasifist yaklaşım içinde olunduğunda başarısızlık için düşman aramaya gerek kalmaz.
Bir siyaset ya da stratejinin müntesipleri "yap denileni yapmak/yapma denileni yapmamak" gibi "kurşun asker" anlayışına sahip olduklarında yenilgileri kaçınılmaz hale gelir..
İnsanları "herkesin kör olduğu yerde şaşı olma"ya zorlamak bir çeşit körleşmeye razı etmek amacına yöneliktir.
"Herkesin geçtiği köprüden geçmek" her yönüyle farklı yaratılmış olan insana özgü bir davranış biçimi değildir.
Ancak hayvanlar akıl yerine içgüdü ile donatılmış olduklarından birbirlerini arkaladan takip eder, birbirlerinin bastıkları yerlerden yürürler..
Herhalde Tanrı, eşsiz olarak yarattığı insana aklı, izanı, basireti, feraseti, mantığı, muhakemeyi kiralasın, israf etsin ya da ciro etsin diye vermemiştir.
Sosyal bir gerçek olarak başkasının aklına, izanına ve insafına sığınanların özgür olanlardan daha kârlı çıkması insanları özgür davranış göstermekten alı koymaktadır.
İnsanlar bu yüzden iradelerini yönetim elitine gönüllü olarak devretmekte hiç bir sakınca görmemektedirler.
Kitle içinde kişiliğinden sıyrılıp sıradanlaşarak niceliğe dönüşmek bireylerin güvenlik ihtiyaçlarını büyük ölçüde karşılamaktadır.
Böyle bir insanın şahsiyetinin olmamasına rağmen onun adına düşünen, karar veren, yöneten insanlar vardır.
O, kitle içinde korunan, savunulan ve saklanan bir nicelik olarak vardır.
Yani sürü içinde, sürünün önündekilerin arkasından sürüklenen bir vücudu taşır.
Vücudunu nereye doğru mu taşır? Onu hiçbir zaman bilemez.
Tıpkı Van''da bir koyun sürüsünün üyeleri gibidir.
Görevi ilerdekileri takip etmektir.
Sürünün önündekiler uçuruma atlamış olsalar bile onun görevi sorgusuz sualsiz öndekileri takip etmektir.
Eleştiri yok! "Nereye sürükleniyoruz" sorusunu sormak yok! "Hayır" demek yok! Sürü, kendi psikolojisini de süreç içerisinde ürettir: Güç kimde ise akıl da ahlâk da ondadır! Bu tavır koyun tavrıdır.
Koyun tavrı koyunun akıbetini üretecektir..
Bilinen son koyun hikâyesi şöyledir: Van''ın Gevaş İlçesi''nin sarp kayalık bir bölgesinde otlayan koyun sürüsünün içinde öndeki koyun karşı yamaca geçmek için kendini uçurumdan boşluğa bırakmış.
Onu büyük bir sadakatle takip eden 1480 adet koyun da aynı yolu izleyerek uçuruma kendilerini bırakmışlar.
Bu koyunlardan 450''si ölünce üzerlerine düşen diğer koyunlar yaralı olarak kurtulmayı başarmışlar..
Bu olay, insanın koyunlaşması halinde başına gelecek olanları göstermesi bakımından ibret alınacak niteliktedir.
Sürü psikolojisi içinde davrananları; ya hemcinslerinin cesedini çiğnemek ya da hemcinslerinin ayakları altında çiğnenmek gibi bir kader beklemektedir.
Her ikisi de insana özgü bir davranış biçimi değildir.
Bu bağlamda toplumun gücü o toplumu meydana getiren fertlerin gruba duydukları aidiyetlerin şiddetiyle yakından ilgilidir..
Ancak bu bir gruba, ideolojiye, siyasete ya da stratejiye tapınmak anlamına da gelmemelidir.
Eleştirilmeyen bir siyaset, strateji ve uygulama eninde sonunda başarısız olmaya mahkûmdur.
Yönetenler "en iyisini bilir" ya da "bize mi düşmüş sorunlarla ilgilenmek" türünden pasifist yaklaşım içinde olunduğunda başarısızlık için düşman aramaya gerek kalmaz.
Bir siyaset ya da stratejinin müntesipleri "yap denileni yapmak/yapma denileni yapmamak" gibi "kurşun asker" anlayışına sahip olduklarında yenilgileri kaçınılmaz hale gelir..
İnsanları "herkesin kör olduğu yerde şaşı olma"ya zorlamak bir çeşit körleşmeye razı etmek amacına yöneliktir.
"Herkesin geçtiği köprüden geçmek" her yönüyle farklı yaratılmış olan insana özgü bir davranış biçimi değildir.
Ancak hayvanlar akıl yerine içgüdü ile donatılmış olduklarından birbirlerini arkaladan takip eder, birbirlerinin bastıkları yerlerden yürürler..
Herhalde Tanrı, eşsiz olarak yarattığı insana aklı, izanı, basireti, feraseti, mantığı, muhakemeyi kiralasın, israf etsin ya da ciro etsin diye vermemiştir.
Sosyal bir gerçek olarak başkasının aklına, izanına ve insafına sığınanların özgür olanlardan daha kârlı çıkması insanları özgür davranış göstermekten alı koymaktadır.
İnsanlar bu yüzden iradelerini yönetim elitine gönüllü olarak devretmekte hiç bir sakınca görmemektedirler.
Kitle içinde kişiliğinden sıyrılıp sıradanlaşarak niceliğe dönüşmek bireylerin güvenlik ihtiyaçlarını büyük ölçüde karşılamaktadır.
Böyle bir insanın şahsiyetinin olmamasına rağmen onun adına düşünen, karar veren, yöneten insanlar vardır.
O, kitle içinde korunan, savunulan ve saklanan bir nicelik olarak vardır.
Yani sürü içinde, sürünün önündekilerin arkasından sürüklenen bir vücudu taşır.
Vücudunu nereye doğru mu taşır? Onu hiçbir zaman bilemez.
Tıpkı Van''da bir koyun sürüsünün üyeleri gibidir.
Görevi ilerdekileri takip etmektir.
Sürünün önündekiler uçuruma atlamış olsalar bile onun görevi sorgusuz sualsiz öndekileri takip etmektir.
Eleştiri yok! "Nereye sürükleniyoruz" sorusunu sormak yok! "Hayır" demek yok! Sürü, kendi psikolojisini de süreç içerisinde ürettir: Güç kimde ise akıl da ahlâk da ondadır! Bu tavır koyun tavrıdır.
Koyun tavrı koyunun akıbetini üretecektir..
Bilinen son koyun hikâyesi şöyledir: Van''ın Gevaş İlçesi''nin sarp kayalık bir bölgesinde otlayan koyun sürüsünün içinde öndeki koyun karşı yamaca geçmek için kendini uçurumdan boşluğa bırakmış.
Onu büyük bir sadakatle takip eden 1480 adet koyun da aynı yolu izleyerek uçuruma kendilerini bırakmışlar.
Bu koyunlardan 450''si ölünce üzerlerine düşen diğer koyunlar yaralı olarak kurtulmayı başarmışlar..
Bu olay, insanın koyunlaşması halinde başına gelecek olanları göstermesi bakımından ibret alınacak niteliktedir.
Sürü psikolojisi içinde davrananları; ya hemcinslerinin cesedini çiğnemek ya da hemcinslerinin ayakları altında çiğnenmek gibi bir kader beklemektedir.
Her ikisi de insana özgü bir davranış biçimi değildir.