Asya30 Mayıs 2005 00:00

Azerbaycan, Petrol ve Politika-Sinan OGAN

Bütün dünyanın gözü 25 Mayıs 2005 tarihinde Bakü-Tiflis-Ceyhan (BTC) Ham Petrol Boru Hattı’na ilk petrol verilmesi törenlerine çevrilmişken, Azerbaycan muhalefeti de bu fırsatı kaçırmak istememiştir. Bu amaçla, açılışın hemen öncesinde Bakü’de bir yürüyüş düzenlemek isteyen muhalefet partileri polisin sert tepkileriyle karşılaşmış ve  muhalefetin bir çok üyesi tutuklanmıştır.naproxennatrium site naproxen kruidvatcialis forum cialis prodaja cialis bez receptasymbicort turbuhaler 200 6 cena blog.phmglobal.com symbicort cenakamagra kamagra wikipedia kamagra gel

Dünyanın ilk petrol çıkarım bölgesi olan ve bir dönem dünya petrol üretiminin yaklaşık üçte ikisini tek başına karşılayan Bakü petrollerinin, Sovyetler Birliği’ne İkinci Dünya Savaşı'nı kazanmasında büyük katkısı olmuştur. Ancak, fiili olarak yaklaşık 200 yıldır Azerbaycan’da kullanılan petrolün bu ülke vatandaşlarına refah ve mutluluk getirdiğini söylemek pek mümkün değildir. Gerek hanlıklar ve Çarlık Rusya’sı döneminde, gerek SSCB döneminde petrol Azerbaycan için hep savaşlar, işgaller ve sorunlar getirmiştir. İlk defa Azerbaycan petrolleri ülkenin refahı ve mutluluğu için kullanılma imkanına kavuşmuştur. Sovyetlerin dağılmasından sonra bağımsızlığını kazanan Azerbaycan’da yaşanan savaşlar ve darbeler de hep bu “siyah altın” yüzünden olmuştur.

Önümüzdeki dönemde Azerbaycan’ı son bir zor süreç daha beklemektedir. Kasım 2005’te yapılacak parlamento seçimlerinde, eski Sovyet coğrafyasını etkisine alan renkli devrimlerin sıradaki adresi olmaya aday Azerbaycan’da petrol ve politika iç içe geçmiştir. Azerbaycan’da bir grup yönetici petrol gelirlerinden faydalanan oligarkların zenginliklerini her geçen gün biraz daha artırmaktadır. Petrol boru hattının 'Haydar Aliyev BTC Hattı' olarak adlandırılması siyasi kazanç hesaplarından bağımsız addedilemez.

Öte yandan, Azerbaycan her geçen gün daha fazla “Kasım Sendromu”na kilitlenmektedir. Muhalefet partileri eski Sovyet coğrafyasındaki “renkli devrimler” rüzgarını da arkasına alarak seçimlere hazırlanmaktadır. Bu amaçla üç büyük muhalif parti; Musavat, Halk Cephesi ve Adalet Partileri seçimlerde güçlerini birleştirme kararı almıştır. Azerbaycan’da Kasım ayında Gürcistan, Ukrayna ve Kırgızistan benzeri bir devrim olasılığı muhalefet ve iktidar tarafından sıklıkla tartışılmaktadır. Azerbaycan’da “Kasım Sendromu” muhalefetten daha çok iktidar tarafından dile getirilmekte ve üst düzey yetkililer her fırsatta Kasım seçimlerinde bir devrimin olmasına izin vermeyeceklerini ifade etmektedirler. Her ne kadar Azeri yetkililer “renkli devrim”i basın önünde sıklıkla “ihtimal dahilinde görmediklerini” ifade etseler de, bu yalanlamaların sayısının her geçen gün artması bu ihtimalin güç kazandığının bir işareti sayılabilir