Asya18 Nisan 2005 00:00

Çin-Hindistan Stratejik Anlaşması ve Sonuçları - Erol Manisalı

11 Nisan 2005'te nüfusu milyara dayanmış Hindistan ile dünya devi 1.3 milyarlık Çin stratejik bir anlaşmanın altına imza attılar. Oysa yakın geçmişte hep karşı karşıya gelmişlerdi. Hatta 1962'de savaş bile yapmışlardı. Ancak bugün ABD (ve Batı'nın) Asya üzerinden küresel egemenliklerine karşı koyabilmek için iki dünya devi, aralarında çok önemli bir anlaşma imzalıyorlardı. 9-12 Nisan 2005 tarihleri arasında bir araya gelen Çin Devlet Konseyi Başkanı Wen Jiabao ve Hindistan Başbakanı Dr. Manmohan Singh vardıkları sonucu dünya kamuoyuna şöyle açıklıyorlardı: sitagliptin phosphate and metformin hydrochloride gedave.ro sitagliptin phosphate side effectskamagra kamagra 100mg kamagra gel

1) Çin Halk Cumhuriyeti ve Hindistan Cumhuriyeti, aralarında stratejik bir işbirliği anlaşması yapmışlardır. Küresel koşullar böyle bir anlaşmayı zorunlu hale getirmiştir.

2) Her iki ülke, aralarındaki sınır sorunlarını halleden bir protokol imzalamışlardır.

3) Aralarında iktisadi ve ticari işbirliğini geliştireceklerdir.

Çin ve Hindistan arasındaki bu stratejik anlaşma Asya'daki ve dünyadaki dengeleri etkileyecek ve değiştirecek bir adımdır. Bundan Türkiye'nin de alması gereken dersler vardır.

İki ülke yetkililerinin altını çize çize ''bu bir stratejik anlaşmadır'' demelerinin gerisinde, ABD'nin stratejik Asya hesaplarına karşı bir duruş sergilenmektedir.

- Çin ve Hindistan dünya nüfusunun yüzde 40'ına yakın bir kısmını oluşturuyorlar.

- Her ikisi de nükleer silahlara ve uzay teknolojisine sahiptirler.

- Özellikle Çin çok büyük bir iktisadi potansiyel sergiliyor. 15 yıl sonra iki ülkenin iktisadi gücü dünya dengelerini değiştirebilecek bir düzeye yükselecek; bunu Batılı uzmanlar ve araştırmacılar belirtiyorlar.

Asya'da bu iki devin tarihte ilk defa stratejik bir anlaşmaya gitmelerinin, Asya'daki dengeleri ve küresel dengeleri değiştirebilecek sonuçları olacaktır.

Adres neresi?

Bu iki dünya devini stratejik işbirliği yapmaya iten ABD ve Batı yayılmacılığının seyridir. İki ülke, aralarındaki sorunları bir yana bırakıp ''esas sorunun'' Amerikan ve Batı tehdidi olduğunu görmüşlerdir.

Geçen yıllarda Rusya hem Çin hem de Hindistan'la önemli işbirliği anlaşmaları yaptı. Çin-Hint stratejik anlaşması ile son halka da tamamlanmış oldu.

Asya'daki Çin-Rusya-Hindistan işbirliğine İran ve Suriye gibi bazı Arap üklerininin de katılması beklenebilir. İran zaten Rusya ile denge politikasını uzun yıllardır sürdürüyor.

Özellikle son yıllar içinde Türkiye'nin bölgede karşı karşıya kaldığı Batı tehdidi göz önüne alındığında Çin-Hint stratejik anlaşması önemli yeni olanaklar sağlayabilecektir. Bugün Lozan'ı tartışmaya açan ve bunu Büyük Ortadoğu Projesi'nin bir parçası olarak değerlendiren Batı, Asya'daki yeni gelişmeler karşısında iki kere düşünmek zorundadır.

Rusya, Çin ve Hindistan ile ilişkilerini geliştirmiş bir Türkiye karşısında ABD ve Avrupa, sıkıştırma ve tehdit olanaklarını kaybedecektir.

Ancak bu koşulların oluşabilmesi için ''denge politikalarını yürütmek isteyen bir siyasi iradenin'' ortaya çıkması gerekir. Şimdiki yönetimler böyle bir iradeden yoksundurlar.

Zaten Türk medyasının Çin-Hint stratejik anlaşmasını görmek istememesi bu siyasi iradenin yokluğunun da göstergesidir. Batı ajanslarının ve yayın organlarının büyük önem verdikleri bu stratejik işbirliği hareketini bizimkiler görmek istemediler. Karartma uygulayıp halkın gözünü bağladılar.

Bu olay bile Türkiye'de ''esas meselenin'' ne olduğunu gözler önüne sermiyor mu? 17 Aralık 2004'te bir sömürge belgesini, Avrupa'ya giriyoruz diye yutturmaya çalışanlar Asya'daki dev gelişmeleri Türk halkından gizlediler.