Asya26 Mart 2005 00:00

Geçen yıl 28 Şubat-14 Mart arası ABD'de bu planları yapıyorlardı... İbrahim Karagül

Ne gariptir ki, bugün 'halk hareketi'ne öncülük eden liderlerin birçoğu, daha önce halkın iradesine silahla karşılık vermişti. Mesela Feliks Kulov, İçişleri Bakan Vekili iken, Sovyetler'in son günlerinde ülkenin güneyinde gösteri yapan ve bir polis merkezine yürüyen masum insanlara silahla karşılık vermiş, çok sayıda insanın ölümüne neden olmuştu. Şimdi Kırgızistan'ın liderliğine getirilen Kurmanbek Bakiyev, 2002'de bir milletvekilinin tutuklanmasını protesto etmek için ülkenin güneyinde harekete geçen birkaç bin kişiye silahla cevap vermiş, 5 kişinin ölümüne neden olmuştu. new prescription coupons lilly cialis coupon online cialis couponscialis forum cialis bez recepta cialis bez receptabuscopan floridafriendlyplants.com buscopan plus

Orta Asya'da kadife devrim, halk hareketi, demokrasi ve özgürlük sarhoşluğu yaşayanlar için Kırgızistan üzerine bir kaç hatırlatma:

Tam bir yıl önce, 28 Şubat 2004'te Kırgızistan muhalefetini temsilen bazı isimler Amerika'ya çağrıldı. 14 Mart'a kadar Washington'da ağırlandılar. Bir anlamda "eğitim" çalışmalarında tabi tutuldular. Muhalefet temsilcileri ABD seçim sisteminden Kırgızistan'da yapılacak genel ve devlet başkanlığı seçimlerinde nasıl bir yol izleyecekleri konusunda "bilgilendirildiler". 2005'in Şubat ayında yapılacak genel seçimler ve Haziran'da yapılacak devlet başkanlığı seçimi için ellerine bir "yol haritası" tutuşturuldu. Dönemin Dışişleri Bakanı Colin Powell'a yakın isim olarak gösterilen Linn Pasko, muhalefet temsilcileriyle görüşmesinden sonra; "Kırgızistan'da yönetim değişmeli" açıklaması yaptı.

Orta Asya'nın en ılımlı yönetimi için "rejim değişikliği" istenmesi şaşkınlıkla karşılandı. Çünkü, eğer Orta Asya'da demokrasinin yerleştirilmesine yönelik adımlar atılacaksa bu, bölgenin en katı yönetimi olan Özbekistan'dan başlamalıydı. Üstelik Özbekistan'da güçlü bir muhalefet vardı. Ama tam tersi oldu, hareket, bölgenin kısmen ılımlı yönetimine karşı başlatıldı.

Washington'daki "eğitim" seminerlerine katılanlardan bazılarının ismi şöyle: Kırgızistan'ın önde gelen siyasetçilerinden ve eski başbakanlardan Kurmanbek Bakiyev ve Amangeldi Muraliyev. Anavatan Partisi Lideri Ömürbek Tekebayev, Arnamus Partisi Başkan Yardımcısı Emil Aliyev ve Dışişleri eski Bakanı Muratbek İmanaliyev…

Ayaklanmaya öncülük edenlerden ve ABD'ye çağrılanlardan Kurmanbek Bakiyev, bir kaç gün önce Devlet Başkan vekili ve Başbakan ilan edildi. Amangeldi Muraliyev ise Bakiyev'in Bakanlar Kurulu'nda yer aldı. Washington'daki bilgilendirme seminerlerine katılanların hepsinin yeni yönetimdeki yerleri bir yıl önceki o toplantılarda belirlenmişti.

Ne gariptir ki, bugün 'halk hareketi'ne öncülük eden liderlerin birçoğu, daha önce halkın iradesine silahla karşılık vermişti. Mesela Feliks Kulov, İçişleri Bakan Vekili iken, Sovyetler'in son günlerinde ülkenin güneyinde gösteri yapan ve bir polis merkezine yürüyen masum insanlara silahla karşılık vermiş, çok sayıda insanın ölümüne neden olmuştu. Şimdi Kırgızistan'ın liderliğine getirilen Kurmanbek Bakiyev, 2002'de bir milletvekilinin tutuklanmasını protesto etmek için ülkenin güneyinde harekete geçen birkaç bin kişiye silahla cevap vermiş, 5 kişinin ölümüne neden olmuştu. Şimdi bu kişiler özgürlük sembolleri haline geldi ve Amerika adına, Soros vakıfları adına, ABD-Rusya-Çin arasındaki Kırgızistan savaşında Washington'ı bir adım öne geçirmek adına ülke yönetimini ele geçirdi. Notlara devam edelim:

Belarus'tan Çin sınırına renkli kuşak

Akayev yönetimindeki Kırgızistan, ABD'nin Irak işgaline destek vermedi. Hatta Kırgız Parlamentosu, bizim 1 Mart Tezkeresi'ne benzer bir tavır aldı ve Irak işgalini açıkça eleştirdi. Kırgızistan yönetimi ile ABD arasındaki en son kriz ise, AWACS uçakları konusunda oldu. George Bsuh yönetimi, başkent Bişkek yakınlarındaki askeri ABD askeri üssüne AWACS erken uyarı uçakları konuşlandırmak, üssü bütün bölge için merkezi bir konuma getirmek istedi. Bu üs, hem Rusya hem de Çin'e karşı geniş anlamda kullanılacak, Orta Asya'daki Amerikan nüfuzunun güvencesi haline getirilecekti.

Akayev yönetimi bu talebi reddetti. Dışişleri Bakanı Aksar Aytmatov, açıkça ABD'nin bu talebinin kabul edilmeyeceğini duyurdu. Bununla da kalmayıp Rusya'ya gitti ve ABD'nin Genci askeri üssünün yakınlarında bulunan Rus Kant üssüne daha fazla silah nakledilmesi konusunda anlaşma yaptı. Bişkek yönetimi, ülkedeki ABD varlığını Ruslar'la dengelemeye çalıştı. Akayev yönetiminin politikası; ülkedeki Rus-Çin nüfuzuna karşı ABD'yi bir denge unsuru olarak kullanmaktı. Yoksa ülkenin tamamen ABD nüfuzuna geçmesini istemiyordu.

Bunlar Şubat ayında meydan gelen gelişmeler. ABD, Orta Asya'daki varlığı, Rusya ve Çin'in nüfuzunun kırılması için Kırgız yönetimini tam anlamıyla kontrol altına alamadı. Akayev ve kadrosu iktidardayken bunun mümkün olamayacağını biliyordu. Bu nedenle tam bir yıl boyunca, bugünlerin hazırlığını yaptı. Şubat-Mart aylarında yapılan seçimlerin sonuçları fırsat olarak kullanıldı ve devlet başkanlığı seçimi tarihi gelmeden düğmeye basıldı.

Bir de Akayev yönetiminin bölgedeki İslamcı muhalefetle ilişkileri konusu var. Bazı İslamcı gruplara yönelik baskılar ABD tarafından tepkiyle karşılandı. Bazı İslamcı grupların terörist örgüt ilan edilmelerine karşı ABD bu örgütlere destek verdi. Ortadoğu'da hemen bütün İslamcı grupları terörist gören, onlara karşı şiddetli bir savaş yürüten ABD, neden o bölgedeki bazı grupları bu kapsamda görmek istemiyor? Çünkü, ortada demokrasi ve özgürlük projesi olmadığı gibi, bölgedeki mücadelenin terör savaşıyla da bir ilgisi yok.

Bazıları bu hareketleri, demokrasi ve özgürlük yürüyüşü olarak göre dursun, ortada çirkin bir hegemonya savaşı var. Hal böyle iken kalkıp da, "Türkiye'nin bütün dünyada demokrasi ve özgürlüklerden yana olduğunu" söylemenin Orta Asya'da başlayan, yakında birçok ülkeye sıçrayacak olan derin değişimi açıklamaya yetmeyeceğinin bilinmesi gerekiyor.

ABD yeniçerileri üzerinden yürütülen bu renkli devrimler ilk günler için baskıcı yönetimlerden kurtulmak için fırsat olarak görülebilir. Orta Asya'da Rus-Çin nüfuzuna karşı ABD'nin varlığı tercih edilebilir. Ama uzun vadede tam tersi olacak. Bölgede demokrasi güçlenmeyeceği gibi yeni bir Ortadoğu modeli kurulacak. ABD 20. yüzyılda Ortadoğu için oluşturulan sistemi Orta Asya'ya taşıyor. Bu gelişmelerin demokrasi ve özgürlüklerle ilgisi yok. Hepsi, hegemonya stratejisinin birer aşaması. Yıllardır eğitilen kadrolar iktidara taşınıyor. Böylece 21. yüzyıl için Amerikan Orta Asyası'nın temelleri atılıyor. Bölgenin çivisi durumundaki Fergana Vadisi'ndeki gerelim yakında Özbekistan ve Tacikistan dahil bütün bölgeye sıçrayabilir. Beyaz Rusya'dan Çin sınırına kadar yeni bir Amerikan kuşağı oluşuyor.