Asya27 Aralık 2004 00:00

Ukrayna Tamam, "Devrimin"(!) Sıradaki Adresi Ermenistan-Sinan OGAN

Ukrayna’da seçimlerin iptal edilen ikinci turu neticelenmiş ve sonuç beklentiler çerçevesinde Gürcistan senaryosunun bir devamı olarak gerçekleşmiştir. Açıklanan gayri resmi seçim sonuçlarına göre oyların yaklaşık yüzde 52’sini Viktor Yuşenko almış ve yüzde 44’ü ise Viktor Yanukoviç’e gitmiştir.   Hatırlanacağı gibi Gürcistan’da yaklaşık bir yıl önce yapılan seçimleri kaybettiği açıklanan muhalefet, yapmış olduğu gösterilerle seçimleri iptal ettirmiş ve yenilenen seçimleri Mihail Saakaşvili önderliğinde muhalefet bloğu kazanmıştır. Bugün Ukrayna’da açıklanan seçim sonuçlarıyla iç dinamikler açısından farklılıklar yaşasa da Gürcistan’a benzer bir senaryonun tekrarlandığı görülmüştür.coupons for cialis 2016 coupons for prescription drugs prescription drug cardsfusidinezuur voetschimmel read fusidinezuur acneclaritin mazilo claritinekombo claritin maziloarcoxia 90 mg wikipedia site arcoxia cenakamagra link kamagra gel

21 Kasım 2004 tarihinde yapılan seçimleri kazandığı halde muhalefetin baskısıyla iptal edilen ve 26 Aralık’ta yeniden yapılan ikinci tur devlet başkanlığı seçimlerini kaybeden Viktor Yanukoviç şimdilik yenilgiyi kabul etmiş gözükmektedir. Yanukoviç her ne kadar seçimlerde Yuşenko lehine ihlaller yapılığını ve bu ihlalleri rakibinden farklı olarak meydanlar yerine mahkemelere taşıyacağını açıklasa da sonuçta bugün gelinen noktadan geriye dönüşün olabileceğine ihtimal verilmemektedir. Zaten bu durumu Yanukoviç’in açıklamalarının satır aralarında da görmek mümkündür. Zira Yanukoviç şimdiden parlamentoda güçlü bir muhalefete hazırlandığını ilan etmiştir. Kanaatimizce Yanukoviç 2006’da yapılacak genel seçimlerde bir rövanşa hazırlanmaktadır

 

Seçimler beklenildiği gibi Batı yanlısı Yuşenko’nun zaferiyle neticelense de, Rusya yanlısı Yanukoviç’in hiç de azımsanamayacak ölçüde bir oy oranına ulaştığı görülmektedir. Seçimlerde Yuşenko ve Batının zaferi kesin olmakla beraber Rusya’nın tamamıyla kaybeden taraf olduğunu ileri sürmek doğru olmayacaktır. Zira Rusya bu seçimlerle her ne kadar ülkenin batısını kaybetse de Ukrayna’nın doğu ve güney bölgelerinde etkisini daha da artırmıştır. Karadeniz’e çıkışta özellikle askeri filo açısından sorunlar yaşayan Rusya’nın ülkenin bu çıkışlara uygun bir bölgesi üzerinde ekonomik ve siyasi etkisini artırması genel toplamda azımsanamayacak bir kazançtır. Diğer yandan Yuşenko’nun da bu aşamadan sonra Rusya’ya tamamıyla sırtını dönerek tek başına Batı yanlısı bir politika izlemesi güç olacaktır.

 

Ukrayna’da bir aydan fazla bir süredir devam eden ve Batı ile Rusya’yı karşı karşıya getirerek adeta bir “Soğuk Savaş’ın yaşanmasına neden olan kriz sona ermiştir. Bundan sonraki etapta Ukrayna’da Yuşenko’nun Batı yanlısı fakat Rusya’nın da çıkarlarını gözardı etmeyecek bir yönetim sergilemesi beklenmektedir. Diğer taraftan ülkenin Rusya’nın etkisinin daha fazla hissedileceği doğru ve güney bölgelerinde ise zaman zaman Yuşenko’ya başkaldırıların yaşanması muhtemel gelişmeler arasındadır. Bu aşamada kriz atlatılmıştır ancak, Ukrayna’da bölgeler arasında tarihsel olarak varolmasına rağmen pek su yüzüne çıkmayan etnik (kısmen), mezhepsel ve siyasal farklılığın bir ayrışmaya dönüşmesi ihtimali halen ortadan kalkmamıştır.

 

Sovyetler Birliği’nin dağılma sürecini tetiklemek için 1980’lerin başlarında Batı desteği ile Doğu Avrupa’da sivil direniş girişimleri başlatılmış ve Polonya’da Leh Valessa liderliğindeki Solidarnost isimli işçi sendikası gibi girişimlerle Doğu Avrupa’da Batı lehine önemli kazanımlar elde edilmiştir. Doğu Avrupa’da sağlanan bu başarılar SSCB’nin yıkılmasıyla neticelenmiş ve bu defa sivil darbe girişimlerinin ikinci aşamaya gelinmiştir.

 

Sivil ayaklanma planının ilk aşamasında Sovyetler İmparatorluğunun yılması hedef alınmış ve bunda da başarı sağlanmıştır. İkinci aşamada ise bu defa yıkılan eski Sovyet kuşağında Sovyetlerin yasal mirasçısı Rusya’nın etkisinin kırılmasına yönelik yeni bir plan devreye konulmuştur. Öncelikle NATO operasyonlarının da yardımıyla Yugoslavya’da  Miloşeviç rejimi devrilerek yerine Batı yanlısı bir iktidar getirilmiştir. Ardından eski Sovyet cumhuriyetlerinden Gürcistan sivil darbe girişimlerinin ilk hedefi olmuştur. Gürcistan’da her ne kadar SSCB’nin dağılmasında önemli bir rol oynayan onun son dışişleri bakanı ve Batı yanlısı olarak ifade edebileceğimiz bir lider olan Şevardnadeze olmasına rağmen daha Batıcı Saakaşvili seçimler sonrası yaşanan halk ayaklanması ile iktidara getirilmiştir.

 

Gürcistan’da kadife devrim olarak adlandırılan rejim değişikliğinin birinci yıldönümünde bu defa Batı ile Rusya arasında önemli bir tampon bölge olan Ukrayna’da yukarıda ifade edilen devrim gerçekleştirilmiş ve ülkede Batı yanlısı Yuşenko iktidara getirilmiştir.

 

Rejim ihracının şimdi sıradaki adresinin Ermenistan ve “esas oğlan”  rolünün ise eski Rusya destekli bir darbe ile 1997’de koltuğundan uzaklaştırılan Levon Ter Petrosyan olduğu düşünülmektedir. Zira Petrosya’nın da Saakaşvili ve Yuşenko gibi “Batılı standartlara” birçok parametre açısından uyduğu görülmektedir. Her üç lider de liberal ekonominin hüküm sürdüğü Batı yanlısı bir iktidar örneği sergilemek istemektedirler. Gürcistan devriminin lideri Saakaşvili’nin eşi Hollandalı, Ukrayna devriminin lideri Yuşenko’nun eşi Amerikan vatandaşıdır. Son günlerde Ermenistan siyasi yaşamında giderek aktifleşen ve bu çerçevede de ABD’ye giderek Beyaz Saray ile yakın ilişkiler içine giren Petrosya’nın eşi ise Yahudi asıllıdır.

 

Sivil darbe girişimlerinin ilk adresi olarak Kafkasya’yı ve bu bölgede ise Ermenistan olası ihtimaller arasındadır. Ermenistan’dan sonra sıradaki adres Azerbaycan olabilir. Devrimin kısa vadede olmasa bile orta vadedeki adresi Orta Asya olacaktır. Zira hem Batı ile olan coğrafi uzaklık ve hem de bölgedeki demokrasi geçmişinin zayıflığı bu bölgelerdeki güçlü diktatör rejimlerinin elini güçlendirmektedir. Diğer yandan Orta Asya cumhuriyetlerindeki muhalefetin genel itibariyle “İslamist” kökenli olmaları ve Batılı ülkelerle çok da iyi olmayan ilişkileri bu ülkelerdeki muhalefetin en önemli çıkmazlarındadır.

 

ABD’nin yeni dünya düzeninin ülkeler ve bölgeler için farklı enstrümanlarla devam ettiği görülmektedir. Bu yeni dünya düzeni eski Sovyet kuşağında sivil darbelerle hayata geçirilirken; Afganistan ve Irak gibi ülkelerde bizzat askeri müdahalelerle yapılmaya çalışılmaktadır. Yeni dünya düzeninin Türkiye gibi ülkelerdeki uygulama şekli ise bir sivil darbe veya askeri müdahaleden ziyade Sivil Toplum Kuruluşları vasıtasıyla tetiklenmeye çalışılan içten devrim şeklindeki “Toplumsal Dönüşüm Projesi” olarak ortaya çıkmaktadır.