Asya21 Aralık 2004 00:00

Büyük Ortadoğu ve Kafkasya – 1 - Anıl ÇEÇEN

Bütün dünya yeni bir büyük savaşa doğru sürüklenmektedir. Sanki Üçüncü Dünya Savaşı öncesini yaşıyormuşuz gibi bir hava var. Birinci Dünya Savaşı ile beraber Filistin'e girmeye başlayan Yahudi nüfusu, daha sonraları İkinci Dünya Savaşı’nın yaratmış olduğu ortamdan yararlanarak Orta Doğu'da İsrail Devletini iki bin yıl sonra yeniden kurabilmişlerdir. Soğuk savaş döneminin koşullarından yararlanarak, yeni yerinde tutunmayı başaran bu Yahudi devleti, Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra ortaya çıkan otorite boşluğunda kendisinin merkezde olduğu yeni bir plânı uygulamaya başlamıştır. Kudüs'ün yanı başındaki Sion tepesini dünyanın merkezi yapmayı ve burada bütün dünyayı yönetecek bir kale oluşturmayı kutsal bir amaç olarak kendilerine hedef seçenlerin, Tevrat'ta dile getirilen Fırat ve Nil arasında kalan vaadedilmiş toprakları yavaş yavaş işgal etmeye başladıkları görülmektedir. Editörün Notu: Yer darlığında yazıyı ikiye bölüp bazı kısımları çıkardık. Yazının tamamı www.2023.gen.tr adresinden okunabilir.cialis manufacturer coupon open drug coupon cardclaritin mazilo claritinekombo claritin mazilocialis walgreen coupon site cialis coupon

İngiliz yönetimi altında Filistin'den toprak satın alarak bu bölgeye gelenlerin, ayrı bir devlet kurma konusunda İngilizler ile kavgaya sürüklenince Londra'dan vazgeçerek New York'a taşındıkları ve buradan dünyaya egemen olma hazırlıklarını yürüttükleri yirminci yüzyılın tarihi incelenirse ortaya çıkmaktadır. ...
..

Sovyetler Birliği dağılırken, bunun yerine Avrupa Birliği’nin oluşmaya başlaması, bu doğrultuda, Avrupa'nın önde gelen ülkelerinin Almanya’nın öncülüğünde doğuya doğru gelişme projelerine yönelmelerine neden olmuştur. Almanya'nın bir büyük güç olarak tarih sahnesine çıkışı ile beraber gündeme gelen “Ostpolitik” yâni “Doğu Politikası” alanı içerisine bütün Ortadoğu'da girdiği için, Alman-Yahudi kavgasının Ortadoğu’ya taşınmasını önlemek isteyen İsrail kendi lobilerinin baskısı ile ABD'nin gücünden yararlanarak bütün Ortadoğu'yu ele geçirmenin plânlarını yapmıştır. Siyonizmin büyük plânına göre, Yahudiler’in Ortadoğu'da bulunabilmeleri için kesinlikle Büyük İsrail Devleti’nin kurulması gerekmektedir. Küçük İsrail ile Ortadoğu'ya egemen olmak mümkün olamayacağı için Büyük İsrail’i kurarak bütün Ortadoğu devletlerini böylesine bir siyasal yapının içerisinde Kudüs merkezli bir yönetimin egemenliği altına almak Yahudiler açısından zorunlu görünmektedir. Kurulduğundan bu yana yâni yarım yüzyıldır, İsrail devleti böylesine bir çaba içerisinde görülmektedir. İsrail'in kurulması ile beraber kuzeyindeki Lübnan'ın bir terör merkezi hâline dönüştürülmesi İsrail yayılmacılığına yardımcı olmuştur. Lübnan üzerinden terörün bütün bölge ülkelerine ihraç edilmesi bölgede her ülkeyi istikrarsızlığa sürüklemiş, bölge ülkeleri terör ile uğraşırken İsrail, bütün bölge ülkelerinde siyasal ve ekonomik açılardan üstünlüğü ele geçirmiştir. Şimdi artık bu üstünlüğün kullanılarak yeni bir büyük bölge devleti kurulması aşamasına gelindiği görülmektedir.

Türkiye'de bu süreçte payına düşenleri almıştır. Kamuoyu sürekli Avrupa Birliği’ne üyelik ile uğraştırılırken, Ortadoğu'ya yönelik bütün Amerikan ve İsrail plânları Türkiye üzerinden yürütülmüştür. Türkiye böylesine bir süreçte Kıbrıs'a müdâhale ederek adanın Avrupa'nın eline geçmesini önlemiş ve dolaylı olarak İsrail'e yardım etmiştir. İsrail karşı kıyısı olan Kıbrıs'ta bir Hıristiyan ya da Avrupa egemenliğine kendi güvenliği için tehlike olarak gördüğü için Türkiye'de lobisi ile Türkiye'nin Kıbrıs Askerî Harekâtı’nı desteklemiştir. Ayrıca soğuk savaş döneminin gerginleri sürecinde Türkiye gene üç kez askerî yönetime sürüklenmiştir. Bu askerî yöntemlerin Türkiye'de işbaşına gelmesinde daha çok Ortadoğu merkezli güç kavgasının öne geçtiği görülmekte, ABD ve İsrail'in Türkiye'yi Doğu Bloku’na ve Avrupa kıtasına karşı kalkan olarak kullanmak istediği aşamalarda askerî yönetimlerin devreye girdiği görülmektedir. Soğuk savaş ve küreselleşme dönemlerinde Türkiye'nin yaşadığı olayların büyük çoğunluğu Ortadoğu merkezli yeni yapılanma girişimleridir. Bu süreçte İsrail lobilerinin ABD aracılığı ile Türkiye'yi yönlendirdiği artık açıkça anlaşılmıştır.

… Türkiye üzerindeki ABD baskısı da gene aynı İsrail lobilerince yönlendirilmektedir. Türkiye'deki büyükelçilerin büyük çoğunluğunun Yahudi asıllı olmalarının bu durumun bir göstergesi olduğu artık iyice anlaşılmaktadır.

Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra Fas'ın başkenti Rabat'ta toplanan zirve toplantısı ile İsrail'in “Büyük Ortadoğu” stratejisi başlamıştır. Ortadoğu’nun Arap ve Müslüman ülkelerine karşı, İsrail Büyük Ortadoğu adı altında daha geniş bir stratejiye yönelirken yalnızca Ortadoğu ile yetinmemekte, Kuzey Afrika, Balkanlar ve Kafkaslar'ı da Büyük Ortadoğu'nun sınırları içerisine dahil etmektedir. Bu bölgelerin hepsinin eski Osmanlı ülkesinin parçaları olduğu dikkate alınırsa, “Büyük İsrail” devleti “Büyük Ortadoğu” adı altında eski Osmanlı hinterlandında kurulmak istenmektedir. Bu nedenle son günlerde fazlasıyla “Yeni Osmanlıcılık” konuları tartışılmaya başlanmıştır. Türkiye devleti cumhuriyetin misak-ı millî politikalarından kaydırılarak eski Osmanlı bölgelerine doğru yönlendirilmek istenmektedir. İsrail, ABD'yi kullanarak Türkiye'yi ve Türk ordusunu eski Osmanlı ülkelerini yeniden ele geçirmede kullanmaya çaba göstermektedir. Bu doğrultuda Irak'a asker gönderme kararı aldırılmıştır. Irak gerekçesi ile Türk ordusunun millî sınırlar dışına çıkması sağlanarak, eski Osmanlı hinterlandında, İsrail'in çıkarları uğruna bir büyük maceraya Türkiye alet edilmek istenmektedir. 

İngiltere ve Amerika'yı kullanarak bu duruma gelen İsrail artık bir bölge ülkesi olarak Türkiye'yi kullanarak yoluna devam etmek istemektedir. Büyük Ortadoğu görünümü altında Büyük İsrail devleti, Yahudi lobilerinin çıkarları doğrultusunda Türkiye'ye kurdurulmak istenmektedir. Bu süreç içerisinde Türkiye'nin seksen yıllık cumhuriyet birikimi de uygulanan politikalarla tasfiye edilmekte, Türkiye İsrail'in istediği yeni Osmanlılı yapılanmasına dönüştürülmektedir. Aslında bu bölgede yaşayan Hıristiyan nüfuslar da yeni Bizans kuruluyor denilerek bu proje çerçevesinde yönlendirilmektedir. Yeni Osmanlı ya da Bizans sözleri Büyük İsrail projesini Müslüman ve Hıristiyan bölge halklarına benimsetmek için kullanılmaktadır. Böylece Yahudiler’in Siyonist plânlarına diğer dinlerin karşı çıkması önlenmeye çalışılmaktadır.