Dış Politika9 Temmuz 2005 00:00

Bakü–Lefkoşa hattı - Muharrem Bayraktar

Azarbeycan’nın Kıbrıs’ın Türk diyarı KKTC’ ye yönelik politikaları dikkatinizi  çekiyor mu? İlham Aliyev Bakü’den Lefkoşa’ya direkt uçuşların başlatılması kararını aldı. Azeri iş adamlarına Kıbrıs’a yatırım yapma çağrısında bulundu. Hatta KKTC’nin tanınması yönünde sinyaller geliyor Bakü’den. Bütün bu çok önemli siyasi değişiklikler Türk hükümetinin karar ve insiyatifinin dışında gelişiyor. AKP hükümetine kalsa, İlham Aliyev’e “aman KKTC’nin tanınması ve meşruiyet kazanması anlamına gelecek bu politikalardan vazgeç” diyecek utanmasa. Çünkü AKP, çok yakında imzalayacağı ek protokolle Kıbrıs’ı bir bütün  olarak Rum hegemonyasında bir devlet olarak kabullenmeye hazırlanırken, Azerbaycan tam tersini yaparak KKTC’ye bir devlet statüsü vermeye hazırlanıyor.

Çünkü burnumuzun dibinde olup bitenlerin önümüzdeki günlerde alacağı tehlikeli seyirden haberdar Azerbaycan. Ermenilerin işgal ettiği Azeri toprakları Dağlık Karabağ’ın Diasporası, Avrupa ve Amerika ittifakının onayıyla yeni bir Ermeni devleti kurulmak üzere. Karabağ devleti Ermenilerin kurduğu ikinci devlet olacak. Türkiye bir Ermeni devletiyle uğraşamazken ikinci Ermeni devletini karşısında bulacak. Karabağ’da şu günlerde uyduruk parlemento seçimleri yapılmak üzere. Türkiye AB’ye girmek uğruna bu ikinci Ermeni Devleti’nin oluşumuna sessiz kalıyor. Daha vahimi, Türkiye 1955’te imzaladığı garantörlük antlaşmasına dayanarak meşru bir şekilde asker çıkardığı Kıbrıs’tan Türk askerlerinin ihraç edilme taleplerine sessiz kalırken, Ermenistan’ın gayri meşru bir şekilde işgal ettiği Karabağ’da yeni bir Ermeni devletinin kurulacak olmasını da umursamıyor. Türkiye’nin Akdeniz’deki çok önemli bir savunma üssü göz göre göre elden çıkarken, Doğu sınırımıza yakın bir coğrafyada tehlikeli yeni oluşumların eş zamanlı olarak gündeme gelmesi hayli ilginç bir tesadüf. Bu planın başarıya ulaşması için, küresel güçler Sorosvari operasyonlara Azerbaycan’ın da eklenmesini istiyorlar. İlham Aliyev bu konjonktürde kellesi alınması gereken bir lider olarak görülüyor. İlham Aliyev’in çok büyük ve çok yönlü küresel planların Azebaycan’ı da sinsice içine aldığı bir dönemde adeta KKTC’ye kucak açması, bölgesel gelişmelerde çok ciddi fay kırıklıkları meydana getirebilecekken AKP hükümetinin umursamazlığı ve ABD, AB çizgisine tam teslimiyeti yüzünden bu etkiyi meydana getiremiyor. Çünkü AKP içine çöreklenmiş belediye kadroları, her konuda Türkiye’nin geleceği ile oynadıkları gibi, çok hayati dış politika gelişmelerini de aynı belediye mantığı ile ve idrak mekanizmaları felç olmuşçasına bir acziyetle değerlendirip küresel simsarlara teslim oluyorlar. Lefkoşa’dan Bakü’ye uzanan hat, Türkiye’nin geleceğini belirleyecek çok önemli bir var oluş hattıdır. Bu hat üzerinde devlet geleneğinden ve tecrübesinden yoksun kişilerin oturuyor olması Türk tarihinin en acı tecrübelerinden biri olarak karşımıza çıkıyor.