Dış Politika8 Temmuz 2005 00:00
Türkiye AB-D ile bölünmeye gidiyor! Özerklik istendi sıra devlette!
AB, Güneydoğu'dan açıkça "Kürdistan" diye söz etti.Yerel ve bölgesel özerkliği dayattı. Demokratik federasyonu (!) ima etti... . Resmen istedi.Avrupa Birliği Bölgeler Komite Genel Kurulu''nda onaylanan Türkiye raporuyla düğmeye basıldı.Türkiye''yi etnik/dinsel azınlıklara dayalı bir federasyona götürmek isteyen AB, "yerel ve bölgesel özerkliği" artık resmen istedi..cialis sample coupon prescription card discount cialis manufacturer coupon
Destek veriyor.
Terör örgütünü açıktan destekleyen AB, Kürt kökenli vatandaşlarımızı azınlık statüsünde görüyor.
Güneydoğu''ya "Kürdistan" diyen Ab yöneticileri, teröristbaşının yeniden yargılanmasını ve PKK ile uzlaşma sağlanmasını istiyor..
VE "ÖZERKLİK" DE RESMEN İSTENDİ!....
Türkiye'yi etnik/dinsel azınlıklara dayalı bir federasyona götürme niyetinde olan AB, nihayet, "yerel ve bölgesel özerkliği" de resmen istedi.
Yöneticilerimiz, Kıbrıs, Ege, Ermenistan başta onlarca ağır şartın yer aldığı, üyelik değil, Türkiye'nin AB'ye "demirlenmesi" yani "manda" ile yönetilmesini öngören Müzakere Çerçeve Belgesini "olumlu" bulmaya devam etsin, heybedeki "özerklik" turpunu da AB Bölgeler Komitesi çıkardı.
Komite Genel Kurulu'nda, önceki gün onaylanan Türkiye raporuyla, "Avrupa Yerel Özerklik Sözleşmesi'ndeki prensiplere uygun olarak yerel ve bölgesel özerkliğin geliştirilip, yaygınlaştırılması, vatandaşların yönetime tam ve doğrudan katılımının sağlanması için Türk Devleti'nin sıkıştırılması" kararı alındı.
AB, terör örgütünü açıktan destekliyor.
Kürt kökenli vatandaşlarımızı azınlık statüsünde görüyor.
Yöneticileri Güneydoğu'ya "Kürdistan" diyor.
Teröristbaşının yeniden yargılanmasını, "Kürt güçleriyle uzlaşma sağlanmasını" istiyor.
Yine AB Komisyonu, "AB'nin Türkiye ve bölgedeki ülkelerle ilişkilerinde, Türkiye'de ve diğer bölge ülkelerinde bulunan Kürt azınlıkları dikkate alacağını" açıklıyor.
Yetmiyor, "Fırat ve Dicle için uluslararası yönetim" öngörüyor.
Ve tüm bunları "sadece bir başlangıç" sayıyor.
İşte "özerklik" talebi Türkiye ile ilgili projede, yeni bir safhaya gelindiğini ortaya koyuyor.
Irak'ın kuzeyinde hız kazanan "Kerkük" merkezli hareketlenmeye denk gelmesi de çok anlamlı!...
ARTIK ONLARIN BORUSU ÖTECEKMİŞ.
Bölgeler Komitesi raporunda, ambalajlanmış öyle kararlar var ki, müzakere süreci, siyasi ve kültürel diyalog adı altında Türkiye'nin her tarafı "AB çiftliğine" çevriliyor.
Devlet organları bir yana bırakılıp, "yerel-bölgesel yönetici ve örgütlerle" doğudan ve her türlü temasa geçilmesinin önü açılıyor.
Kısacası, DEHAP'lılar, İHD ve papazların "borusunun ötmesi" resmileştiriliyor.
Diyeceksiniz ki, zaten öyle…Normalde öyle olmaması gerekiyor.
Hani Avrupa Yerel Özerklik Sözleşmesi'ni uygulamamız isteniyor ya, evet Türkiye bu sözleşmeyi imzalamış ama her ülke gibi birçok çekince de koymuş.
Yerel yönetimlerin kaynakları ve harcamalarında esneklik, hibelerin kullanımında takdir haklarının bulunması, ortak çıkarların korunması için uluslararası yerel birliklere katılmaları, yabancı yerel makamlarla işbirliği yapabilmeleri, özerk yönetim ilkelerine uyulmasının sağlanması için yargı yoluna başvurma hakkına sahip olmaları gibi. AB ve DEHAP'lı belediyeler tam da bu çekinceleri çiğniyor.
Yetmiyor, belediye başkanları Türkiye'den ayrı bir otoriteymiş gibi üyeliğimize destek(!) için Brüksel'de turluyor.
Başbakan Erdoğan'ın, geçen hafta Genelkurmay Başkanlığı'ndaki brifingden sonra, PKK'nın bazı Avrupa ülkelerinden destek gördüğünü, bunların başında İskandinav ülkeleri ve Almanya'nın geldiğini söylemesinin sebebi de işte bunlar.
Erdoğan, bu ülkelerin, DEHAP'lı belediyelere fon kullandırdığını vurgulayıp, "Büyük yardım, paralar veriliyor.
Çeşitli fonlardan doğrudan belirlenen projelere para aktarılıyor.
Belediye, ihaleyi bu ülkelerin istediği kişilere veriyor" demişti.
SIRADA NE VAR?.
Bölgeler Komitesi'nin raporundan sonra AB'nin, Yerel Özerklik Sözleşmesi'ndeki çekincelerimizi kaldırmamızı isteyeceği kesin.
Böylece yıllardır fiiliyatta yaptıklarını resmileştirecekler.
İyi ama bir sözleşme ile özerklik mi olur veya Irak'ın kuzeyi ile ne alakası var diyeceklere şunları da hatırlatırım. AB, BM'nin İkiz Sözleşmeler diye bilinen sözleşmelerdeki çekincelerimizi kaldırmamızı ayrıca Fransa'nın imzalamadığı, Belçika, Yunanistan, Lüksemburg, Hollanda ve Letonya'nın imzaladığı ama yürürlüğe koymadığı Ulusal Azınlıkların Korunması Sözleşmesi'ni çekincesiz imzalamamızı şart koşuyor.
İkiz sözleşmelerde self determinasyon hakkı ile bölge kaynaklarının bölge insanlarına ait olması öngörülüyor.
Azınlıklar Sözleşmesi'nde ise "Ulusal azınlıklara mensup kişilerin din, dil, gelenek ve kültürel miraslarını korumalarının sağlanması, yaşadıkları bölgelerde, talep halinde azınlık dilinin öğretilmesi veya bu dilde eğitim görmeleri" gibi hususların yanı sıra şu çok önemli maddeler var: -Ulusal azınlıklara mensup kişilerin, diğer devletlerde yasal olarak yaşayan kişilerle, özellikle de etnik, kültürel, dilsel ya da dinsel kimlik ya da ortak bir kültürel mirası paylaştıkları kişilerle sınır ötesi serbest ilişkiler kurma ve yaşatma hakkı ile ulusal ve uluslararası düzeyde hükümet-dışı kuruluşların faaliyetlerine katılma hakkına müdahale etmeme (Md.17) -Gerektiğinde, diğer devletlerle, özellikle de komşu devletlerle ilgili, ulusal azınlıklara mensup kişilerin korunmasını sağlamak için ikili ve çok taraflı anlaşmalar yapmaya gayret edip, sınır ötesi işbirliğini teşvik etme(Md.18).
Tüm bunları "yerel-bölgesel özerklik" le birleştirin.
Üstüne, teröristbaşı ile Barzani'nin, "Bölgedeki Kürtler demokratik federasyon temelinde birleşmeli" demelerini, yine Barzani'nin, "Diyarbakır'ı Kuzey Kürdistan'ın başkenti" sayıp, sınırdaki illerimize yönelik tv hazırlığını ekleyin.
Sonra da buyurun, içerden AB, Irak'ın kuzeyinden ABD tazyikli bu projenin adını siz koyun!..
Terör örgütünü açıktan destekleyen AB, Kürt kökenli vatandaşlarımızı azınlık statüsünde görüyor.
Güneydoğu''ya "Kürdistan" diyen Ab yöneticileri, teröristbaşının yeniden yargılanmasını ve PKK ile uzlaşma sağlanmasını istiyor..
VE "ÖZERKLİK" DE RESMEN İSTENDİ!....
Türkiye'yi etnik/dinsel azınlıklara dayalı bir federasyona götürme niyetinde olan AB, nihayet, "yerel ve bölgesel özerkliği" de resmen istedi.
Yöneticilerimiz, Kıbrıs, Ege, Ermenistan başta onlarca ağır şartın yer aldığı, üyelik değil, Türkiye'nin AB'ye "demirlenmesi" yani "manda" ile yönetilmesini öngören Müzakere Çerçeve Belgesini "olumlu" bulmaya devam etsin, heybedeki "özerklik" turpunu da AB Bölgeler Komitesi çıkardı.
Komite Genel Kurulu'nda, önceki gün onaylanan Türkiye raporuyla, "Avrupa Yerel Özerklik Sözleşmesi'ndeki prensiplere uygun olarak yerel ve bölgesel özerkliğin geliştirilip, yaygınlaştırılması, vatandaşların yönetime tam ve doğrudan katılımının sağlanması için Türk Devleti'nin sıkıştırılması" kararı alındı.
AB, terör örgütünü açıktan destekliyor.
Kürt kökenli vatandaşlarımızı azınlık statüsünde görüyor.
Yöneticileri Güneydoğu'ya "Kürdistan" diyor.
Teröristbaşının yeniden yargılanmasını, "Kürt güçleriyle uzlaşma sağlanmasını" istiyor.
Yine AB Komisyonu, "AB'nin Türkiye ve bölgedeki ülkelerle ilişkilerinde, Türkiye'de ve diğer bölge ülkelerinde bulunan Kürt azınlıkları dikkate alacağını" açıklıyor.
Yetmiyor, "Fırat ve Dicle için uluslararası yönetim" öngörüyor.
Ve tüm bunları "sadece bir başlangıç" sayıyor.
İşte "özerklik" talebi Türkiye ile ilgili projede, yeni bir safhaya gelindiğini ortaya koyuyor.
Irak'ın kuzeyinde hız kazanan "Kerkük" merkezli hareketlenmeye denk gelmesi de çok anlamlı!...
ARTIK ONLARIN BORUSU ÖTECEKMİŞ.
Bölgeler Komitesi raporunda, ambalajlanmış öyle kararlar var ki, müzakere süreci, siyasi ve kültürel diyalog adı altında Türkiye'nin her tarafı "AB çiftliğine" çevriliyor.
Devlet organları bir yana bırakılıp, "yerel-bölgesel yönetici ve örgütlerle" doğudan ve her türlü temasa geçilmesinin önü açılıyor.
Kısacası, DEHAP'lılar, İHD ve papazların "borusunun ötmesi" resmileştiriliyor.
Diyeceksiniz ki, zaten öyle…Normalde öyle olmaması gerekiyor.
Hani Avrupa Yerel Özerklik Sözleşmesi'ni uygulamamız isteniyor ya, evet Türkiye bu sözleşmeyi imzalamış ama her ülke gibi birçok çekince de koymuş.
Yerel yönetimlerin kaynakları ve harcamalarında esneklik, hibelerin kullanımında takdir haklarının bulunması, ortak çıkarların korunması için uluslararası yerel birliklere katılmaları, yabancı yerel makamlarla işbirliği yapabilmeleri, özerk yönetim ilkelerine uyulmasının sağlanması için yargı yoluna başvurma hakkına sahip olmaları gibi. AB ve DEHAP'lı belediyeler tam da bu çekinceleri çiğniyor.
Yetmiyor, belediye başkanları Türkiye'den ayrı bir otoriteymiş gibi üyeliğimize destek(!) için Brüksel'de turluyor.
Başbakan Erdoğan'ın, geçen hafta Genelkurmay Başkanlığı'ndaki brifingden sonra, PKK'nın bazı Avrupa ülkelerinden destek gördüğünü, bunların başında İskandinav ülkeleri ve Almanya'nın geldiğini söylemesinin sebebi de işte bunlar.
Erdoğan, bu ülkelerin, DEHAP'lı belediyelere fon kullandırdığını vurgulayıp, "Büyük yardım, paralar veriliyor.
Çeşitli fonlardan doğrudan belirlenen projelere para aktarılıyor.
Belediye, ihaleyi bu ülkelerin istediği kişilere veriyor" demişti.
SIRADA NE VAR?.
Bölgeler Komitesi'nin raporundan sonra AB'nin, Yerel Özerklik Sözleşmesi'ndeki çekincelerimizi kaldırmamızı isteyeceği kesin.
Böylece yıllardır fiiliyatta yaptıklarını resmileştirecekler.
İyi ama bir sözleşme ile özerklik mi olur veya Irak'ın kuzeyi ile ne alakası var diyeceklere şunları da hatırlatırım. AB, BM'nin İkiz Sözleşmeler diye bilinen sözleşmelerdeki çekincelerimizi kaldırmamızı ayrıca Fransa'nın imzalamadığı, Belçika, Yunanistan, Lüksemburg, Hollanda ve Letonya'nın imzaladığı ama yürürlüğe koymadığı Ulusal Azınlıkların Korunması Sözleşmesi'ni çekincesiz imzalamamızı şart koşuyor.
İkiz sözleşmelerde self determinasyon hakkı ile bölge kaynaklarının bölge insanlarına ait olması öngörülüyor.
Azınlıklar Sözleşmesi'nde ise "Ulusal azınlıklara mensup kişilerin din, dil, gelenek ve kültürel miraslarını korumalarının sağlanması, yaşadıkları bölgelerde, talep halinde azınlık dilinin öğretilmesi veya bu dilde eğitim görmeleri" gibi hususların yanı sıra şu çok önemli maddeler var: -Ulusal azınlıklara mensup kişilerin, diğer devletlerde yasal olarak yaşayan kişilerle, özellikle de etnik, kültürel, dilsel ya da dinsel kimlik ya da ortak bir kültürel mirası paylaştıkları kişilerle sınır ötesi serbest ilişkiler kurma ve yaşatma hakkı ile ulusal ve uluslararası düzeyde hükümet-dışı kuruluşların faaliyetlerine katılma hakkına müdahale etmeme (Md.17) -Gerektiğinde, diğer devletlerle, özellikle de komşu devletlerle ilgili, ulusal azınlıklara mensup kişilerin korunmasını sağlamak için ikili ve çok taraflı anlaşmalar yapmaya gayret edip, sınır ötesi işbirliğini teşvik etme(Md.18).
Tüm bunları "yerel-bölgesel özerklik" le birleştirin.
Üstüne, teröristbaşı ile Barzani'nin, "Bölgedeki Kürtler demokratik federasyon temelinde birleşmeli" demelerini, yine Barzani'nin, "Diyarbakır'ı Kuzey Kürdistan'ın başkenti" sayıp, sınırdaki illerimize yönelik tv hazırlığını ekleyin.
Sonra da buyurun, içerden AB, Irak'ın kuzeyinden ABD tazyikli bu projenin adını siz koyun!..