Dış Politika29 Haziran 2005 00:00

Çerçeve Belgesi Birilerinin Kafasına Geçecek Gibi – Hasan Ünal

Abdullah Gül, ''AB konusunda her şey planlandığı gibi gidiyor, endişeye mahal yok'' diyor.Acaba bu lafları moral bozmamak için mi söylüyor yoksa inanarak mı konuşuyor? Moral bozmamak için konuşuyorsa kusura bakmasın, bu meseleyi ortalama düzeyde takip edenler bile işin zıvanadan çıktığını.renovation vejle link renova

Abdullah Gül, ''AB konusunda her şey planlandığı gibi gidiyor, endişeye mahal yok'' diyor.

Acaba bu lafları moral bozmamak için mi söylüyor yoksa inanarak mı konuşuyor? Moral bozmamak için konuşuyorsa kusura bakmasın, bu meseleyi ortalama düzeyde takip edenler bile işin zıvanadan çıktığını.

Mızrak çuvala sığmıyor..

Eğer inanıyorsa,, durum daha da vahim.

AB''deki muhatataplarımız tersini söylüyor.

Acaba onları da marjinal gruplar olarak mı düşünüyor? The Times, Finanical Times gibi İngiliz, Le Monde ve le Figaro gibi Fransız ve Frankfurter Allgemeine Zeitung, Die Welt, Die Zeit gibi Alman gazeteleri...

Her halde bunları da ''art niyetli AB karşıtları'' veya ''derin devlet gazeteleri'' diye düşünüyor olmalı..

Çünkü bu saygın yayın organları Türkiye''nin AB üyeliği ihtimalinin tamamen ortadan kalktığını anlatıyorlar.

Ayrıca AB liderleri de bu konuyu bizimkilerin anlaması için birbirleriyle adeta demeç verme yarışı içindeler.

Fransa''da bizi savunan kalmadı.

Başbakan de Villepin''in AB zirvesi sırasında söyledikleri hatırımızda.

Chirac''ın partisinin lideri ve halen içişleri bakanlığı koltuğunda oturan Sarkozy, başbakana genişlemenin Romanya ve Bulgaristan''dan sonra durdurulmasını resmen talep etti..

2002 Aralık ayında Almanya Dışişleri Bakanı Fischer Kopenhag zirvesinde Türkiye''yi önce uyutup sonra da unutmaktan bahsettiği zaman bozulmuş görünen o zamanki Danimarka başbakanı Rassmussen Türkiye''nin üyeliğinin en azından 2030''a ertelenmesini istedi.

Dostumuz görünen İngiltere müzakerelerin gerçek anlamda 3 Ekim''de başlamasının imkansız göründüğünü nihayet basına açıklama ihtiyacı duydu.

Çünkü daha önce bizim dışişleri üst yönetimine bu konuda aktardıklarını Bakan Gül gibilerin anlamadığından veya anlamak istemediğinden endişe etmiş olmalılar ki, bu yola başvurdular..

Dün de İngiltere''nin saygın gazetesi The Times AB diplomatlarına ve yetkililerine dayanarak verdiği haberde Türkiye''nin üyelik sürecinin can çekişerek öleceğini yazdı.

Gazeteye göre, Türkiye''nin üye olmayacağı meselesi zaten karara bağlanmış olmakla birlikte, hiç bir AB lideri bu süreci öldürmenin sorumluluğunu üzerine almak yani katil olmak istemiyormuş.

O yüzden müzakereler başlayabilirmiş - gerçi bu konuda da soru işaretleri varmış - ama bir kaç ay sonra ne olacağı meçhulmüş.

Ayrıca imtiyazlı ortaklık konusu da masadaymış..

Önümüzdeki günlerde Türkiye''nin müzakereleri nasıl yürüteceğine dair çerçeve belgesi de çıkacak.

Yine Batılı gazetelere göre bu çerçeve belgesi oldukça sert unsurlarla doldurulacakmış ki, Türkiye pes etsin ve ben oynamıyorum diyerek kendiliğinden vazgeçsin.

Bakan Gül ise bu belgenin söylendiği gibi sert olmayacağını anlatmak için çırpınıyor.

Sanki kendisi AB lideri ve ne olacağına karar verme durumunda..

AB''nin Türkiye''yi daha doğrusu AKP''yi bu süreçten bıktırma siyaseti de tutmayabilir.

Mesela zehir zemberek ifadelerle dolu bir çerçeve belgesini Başbakan Erdoğan okumadan ''dengeli ve olumlu'' diye kabullenebilir ve Dışişleri de belgede yazılanların aday ülkelerden genel olarak istenen unsurlarla dolu olduğunu söylemeye çalışabilir.

Çünkü ortada AB sürecini kendi varlık gerekçesi olarak kabullenmiş ve bu yalan rüzgarı sona erdiği takdirde toz duman olacağını düşünen bir iktidar var..

İktidarın bu kabullenmelerinin tamamen yanlış olduğunu düşünmek de mümkün değil.

AB konusunu bu denli istismar etmiş olan bir iktidarın AB oyunu üstelik de AB''den kaynaklanan sebeplerle sona erdiği zaman kamuoyuna söyleyeceği fazlaca bir şey olmayacaktır.

Sıcak para sayesinde tutulan piyasalar hangi yalanla sakinleştirilebilir.

Dolayısıyla bu hükümet AB''de işler yolunda demeye devam etmeli.

Hatta başta Ek Protokol olmak üzere bazı belgelere imza da atmalı ki, ilerde yeni nesillere gaflet derslerinde okutulabilsin.

Yakın vadede Bakan Gül ve Başbakan Erdoğan gibi konuşanlar siyaseten tasfiye olursa, AB''nin onları danışman yapmasında fayda var.

Çünkü her şeye rağmen AB''de işlerin yolunda olduğunu söyleyebilmek için AB liderlerinin bilmediği bilgi derinliklerine sahip olsalar gerektir.