Dış Politika28 Haziran 2005 00:00

ERİVAN’A SICAK PAKET - Yılmaz Dikbaş

Ermeniler bizden sadece sözde-soykırımı tanımamızı istemekle kalmıyorlar. Ermenistan, Doğu Anadolu’nun kendi toprakları olduğunu bildirip, bizi bu topraklarda işgalci olarak gösteriyor ve bizden bu toprakları da istiyor! Hem de tüm bu taleplerini Anayasalarına yazıp, resmileştirerek yapıyor! Ayrıntılara girmeden önce, kısaca Ermenistan’ı tanıyalım.cialis coupons printable blog.suntekusa.com discount prescription drug cardcialis sample coupon cialis coupon card cialis manufacturer coupon

Ermenistan Cumhuriyeti

1991 yılına kadar eski Sovyetler Birliği’nin bir parçası olan Ermenistan, sosyalist rejimin çökmesinden sonra bağımsızlığını ilan edip Ermenistan Cumhuriyeti adını aldı.

Toplam yüzölçümü Konya ilimizden küçük olan, yaklaşık 3 (üç) milyon nüfuslu Ermenistan Cumhuriyeti’nin sınır komşuları şu ülkelerdir: Türkiye, Azerbaycan, Gürcistan ve İran.

Bağımsızlığını kazanan Ermenistan Cumhuriyeti’nin ilk eylemi, komşusu Azerbaycan’a saldırmak olmuştur. Mayıs 1994’e kadar süren çatışmalar sonucunda, başta Nagorno-Karabağ olmak üzere Azerbaycan’ın bir bölüm toprağını işgal etmiş, yaklaşık 800 bin Azerbaycanlıyı bu topraklardan sürüp atmıştır. Ermenistan’ın bu saldırgan tutumu üzerine Türkiye, Ermenistan’a ekonomik ambargo uygulamaya başlamış ve Türkiye-Ermenistan sınırını kapatmıştır.

Başkenti Erivan olan Ermenistan’da halkın yarısı tarımda çalışmakta, kişi başına ortalama 4 bin 600 dolar düşmektedir. Ekonomisini IMF’ye teslim etmiş bulunan Ermenistan’da halkın yarısı fakirlik sınırının altında olup, işsizlik oranı yaklaşık yüzde 30’dur. [1]

Dünyada Türkiye’ye karşı yürütülen sözde-soykırım propagandasının odak noktası olan Ermenistan, hem ABD’den hem de AB’den büyük destek almaktadır.

  

AB Raporlarında Ermenistan

Avrupa Birliği (AB)’nin 6 Ekim 2004 tarihinde Türkiye ile ilgili yayımladığı üç rapordan biri olan “Etkiler Raporu” nun 8. sayfasında şöyle denilmektedir:

 

“Türkiye, Ermenistan’la olan ilişkilerini iyileştirmeli ve bu amaca dönük olarak, diplomatik bağlar kurulmalı ve hâlihazırda kapalı olan kara sınırı açılmalıdır.

Özellikle 1915/1916’da yaşanmış olan trajik olaylar göz önünde tutularak; Türkiye’nin AB’ye katılım olasılığı, ikili ilişkilerin iyileşmesini sağlamalı ve sözü edilen trajik olaylar konusunda Ermenistan’la uyuşulmalıdır.”

Uzun sözün kısası, Türkiye’ye verilen emir şudur: Ermenistan’la olan kara sınırını aç, diplomatik ilişkileri kur ve 1915 soykırımını tanı!

Başta Ampul iktidarı olmak üzere, Türkiye’deki tüm AB yanlısı siyasi partiler, kurum ve kuruluşlar ve kişiler, bu dayatmayı 6 Ekim 2004 tarihinde kabullenmişlerdir.

AB’nin 03 Aralık 2004 tarihinde Türkiye ile ilgili yayımladığı raporun 35. maddesinde ise şöyle denilmektedir:[2]

 

“Türk ve Ermeni Hükümetleri uzlaşma amaçlı görüşmeleri sürdürmelidir. Bağımsız bir uzmanlar komisyonunun yardımıyla, geçmişte yaşanmış trajik olay kesin bir sonuca ulaştırılmalıdır.

Türk Hükümeti, Ermenistan’la olan sınırını, en kısa zamanda yeniden açmalıdır.”

Yoruma hiç gerek yok. AB’nin bu raporunda da Türkiye’ye direktifler veriliyor: Sınırlarını aç, trajik olayı (yani sözde-soykırımı) kesin sonuçlandır, yani Ermeni soykırımını kabul et!

Ampul hükümetinin başı, 17 Aralık 2004 günü Ankara’da Kızılay’da bir kahraman gibi karşılanıp, davullar, zurnalar çalınır ve halaylar çekilirken, koltuğunun altında yukarıdaki rapor da bulunuyordu.

 

Ermenistan Cumhuriyeti’nin Anayasası

Türkiye ile Ermenistan arasındaki bugünkü sınırlar, 1921 Kars ve 1920 Gümrü Antlaşmaları ile çizilmiştir. Ancak Ermenistan, bugün bile bu antlaşmaları kabul etmemektedir! Yani, hâlihazır sınırları tanımamaktadır! Ermenistan, Türkiye ile olan sınırlarını tanımamakla kalmamış, bir Bağımsızlık Tüzüğü hazırlamış ve bu tüzüğün 11. maddesi, 23 Ağustos 1990’da Ermeni Parlamentosu tarafından onaylanmıştır. İşte, kabul edilen 11. maddede şöyle denilmektedir:

 

“Türkiye’nin Doğu Anadolu Bölgesi, aslında Batı Ermenistan’dır.

Bu bölge, Ermenistan topraklarıdır.

Türklerin işgali altında olan Ermeni toprakları, tüm politik ve diplomatik yollar kullanılarak kurtarılacaktır.”

Ermenistan açıkça şu Türk illerinin kendi toprakları olduğunu iddia etmektedir: Adıyaman, Ağrı, Ardahan, Bingöl, Bitlis, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Hakkâri, Iğdır, Kars, Malatya, Muş, Şırnak, Tunceli ve Van.

Yukarıda sözü edilen 11. maddede ayrıca, ‘Ermeni Soykırımı’ nın uluslar arası kabulünün sağlanması için çalışmaların sürdürüleceği de vurgulanmaktadır.

Dahası var!

Ermenistan Anayasasının 13. maddesinde aynen şöyle yazılıdır:[3]

 

“Ermenistan Cumhuriyeti’nin arması şöyledir: Merkezdeki kalkanın tam ortasında, tepesinde Nuh’un gemisi bulunan Ağrı Dağı ve…”

Yani, bizim Ağrı Dağımız, Ermenistan Cumhuriyeti’nin devlet armasıdır!

Şimdi biraz soluklanıp soralım: Ermenistan’ın sınırları tanımadığını, Doğu Anadolu illerimizi kendi toprakları olarak gösterip Türkiye’yi bu topraklarda işgalci olarak nitelediğini, devletinin armasına Ağrı Dağı’nı yerleştirmiş olduğunu Türkiye’yi yönetenler bilmiyor mu?

Biliyorlar, hem de çok iyi biliyorlar!

2001 yılında ABD Savunma Bakanı Donald Rumsfeld, dönemin başbakanı Bülent Ecevit ile yaptığı görüşmede, Ermenistan’la olan ilişkilerin iyileştirilmesini istedi. Ecevit, bunun gerçekleşebilmesi için şu koşulları öne sürdü:

  • Ermenistan, soykırım iddialarından vazgeçsin
  • Ermenistan, Türkiye’den toprak talebinden vazgeçsin
  • Ermenistan, işgal etmiş olduğu Azerbaycan topraklarından çıksın.

 

Bu koşulların hiçbirisi yerine getirilmedi.

27 Haziran 2003 tarihinde Kars’a yaptığı ziyaret sırasında, Ampul hükümetinin başı, Türkiye-Ermenistan sınırının açılabilmesi için iki koşul öne sürüyordu:

  • Ermenistan, Türkiye’den toprak talebinden vazgeçsin
  • Sözde-soykırım iddialarını durdursun.

 

Bu koşullar da yerine getirilmedi.

Bu koşulların hiçbiri yerine getirilmedi, ama Türkiye’yi yönetenler, hiçbir zaman gerçekleşmeyecek AB sevdası uğruna, Ermenistan’la ilgili tüm dayatmalara bugüne kadar karşı çıkamadılar, hatta artık tam baş eğme noktasına geldiler!

Nasıl mı?

 

Erivan’a Sıcak Paket

23 Haziran 2005 tarihli bir gazete haberini birlikte okuyalım:[4]

 

“Ermenistan’la Türkiye arasında soykırım tartışmaları yüzünden gerilen ilişkilerin yumuşatılması için hükümet ‘sıcak’ bir paket hazırlıyor. AKP Balıkesir Milletvekili Turan Çömez’in Dışişleri Bakanlığı’nın onayıyla yaptığı Ermenistan gezisinin ardından hükümet, CHP ile de işbirliği içinde ilişkileri geliştirmek için kapsamlı bir paket üzerinde çalışma başlattı.”

Peki, bu kapsamlı ve de sıcak paketin içinde ne varmış?

“Erivan’da bulunan Fransız Üniversitesi, Galatasaray Üniversitesi’nden 20 kadar öğrenciyi Erivan’a davet edecek. Buna karşılık Galatasaray Üniversitesi de aynı üniversiteden 20 kadar öğrenciyi Türkiye’ye davet edecek.”

Sıcak pakette başka şeyler de var, okumayı sürdürelim:

“Hükümetin hazırladığı ilişkileri ısıtma paketi içinde 20 Ermeni gazetecinin Türkiye’ye davet edilmesi de bulunuyor. Ermeni gazeteciler, soykırım iddialarıyla ilgili araştırma yapabilmeleri için devlet arşivleri de gezdirilecek.”

Ve işte sıcak paketin en anlamlı ve etkili projesi:

“Hükümet, ayrıca ortak spor organizasyonlarını devreye sokuyor. Planın başarıyla uygulanması halinde önümüzdeki sonbahar aylarında bazı futbol, voleybol ve basketbol takımları Ermenistan’a götürülerek, Ermeni takımlarla dostluk maçları yaptırılacak.”

 

Anlaşılan şudur ki; uzo ve rakı içip zeybek oynayarak Kıbrıs’ı Rumlara, İstanbul’u Fener Kilisesi Başpapazı’na verdikten sonra, şimdi de futbol, voleybol ve basketbol oynayarak hem sözde-Ermeni soykırımını kabulleneceğiz hem de devlet armasında Ağrı Dağı bulunan Ermenistan’a Doğu Anadolu’yu vereceğiz!

Niçin, diye sormayın!

Her şey, AB için!

Türkler, tarihlerinin hiçbir döneminde bu kadar zavallı duruma düşürülmemişlerdi!

Bizlere, bu aşamada, yüce Türk halkına seslenmekten başka bir şey kalmıyor.

Ey Vanlı, Karslı, Adıyamanlı ve Malatyalı vatandaşlarım! Topraklarınızı isteyen Ermenilerle futbol oynamaya hazır mısınız?

Ey Ardahanlı, Ağrılı, Bingöllü ve Tuncelili yurttaşlarım! Doğup büyüdüğünüz, vatanım dediğiniz topraklarınıza göz koymuş Ermenilerle voleybol oynayabilecek misiniz?

Ey Bitlisli, Muşlu, Erzurumlu ve Hakkârili vatandaşlarım! Atalarınızdan size miras kalan bin yıllık topraklarınızda sizi işgalci olarak gösteren, bu toprakları istediğini resmen ilan eden Ermenilerle nasıl basketbol oynayacaksınız? 

Hangi yüzle bilemem, ama hala Atatürk’ün partisi olduğunu iddia eden CHP milletvekilleri, sizlere soruyorum: Vatanı satan Ampul iktidarının milletvekilleriyle ‘Sıcak Erivan Paketi’ nin  hazırlanmasında nasıl oluyor da işbirliği yapıyorsunuz?

 

Cumhuriyet Devrimcileri, er ya da geç, vatanı satanlardan ve onların hain işbirlikçilerinden mutlaka hesap soracaktır!

Tüm Türk halkını, Ermenistan Devleti’ne ve onunla işbirliği içinde olanlara karşı ayaklanmaya çağırıyorum!



[1] www.cia.gov/cia/publications/factbook

[2] “Issues Arising From Turkey’s Membership Perspective”, Commission of the European Communities, Commission Staff  Working Document, Brussels, 06.10.2004, COM(2004)656 Final

[4]“ Erivan’a Sıcak Paket”,Şaban Sevinç, Ankara, Hürriyet, 23.06.2005