Dış Politika11 Haziran 2005 00:00

‘Kazan kazan’ da KİM KAZANDI?

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ABD gezisini değerlendirdiği son konuşmasında, “kazan kazan” siyasetinin başarısından söz etti. Ancak Beyaz Saray’daki görüşmenin perde arkası aralandığında, Türkiye’nin AKP’nin bu siyasi nedeniyle önümüzdeki dönemde bölgede bir “ABD bombası” rolü üstleneceği görülüyor. Nitekim Washington, Suriye ve İran konusunda Türkiye’den laf değil icraat beklediğini açık bir dille iletti. Başbakan Erdoğan, dört günlük ABD ziyaretinin son konuşmasını “Foreign Policy Association”da “Türk Dış Politikası ve ABD’yle İlişkiler: Paylaşılan Vizyonlar ve Birbirini Güçlendiren Yetenekler Ortaklığı” konulu bir başlıkla yaptı. new prescription coupons free prescription cards discount online cialis couponscialis coupons printable blog.suntekusa.com discount prescription drug cardnaproxennatrium site naproxen kruidvatcialis sample coupon cialis coupon card cialis manufacturer coupon

GOP’a teslimiyet
Konuşmasında Türkiye’nin, dünyanın merkezi bir bölgesinde “orta düzeyde bir güç” olarak yer alan bir ülke olduğunu ifade eden Erdoğan, buna karşın Türkiye’nin sahip olduğu potansiyeli gittikçe daha etkili şekilde hayata geçirdiğini söyledi. Ama bu potansiyeli kullanma konusunda ABD’nin katkılarına da özel bir vurgu yaptı. Bu katkının Genişletilmiş Ortadoğu Projesi (GOP) olduğunu da zaten Washington’a adım attığı ilk günden itibaren tekrarlıyor, Başbakan. Ancak Erdoğan “kazan-kazan” olarak formüle ettiği “başarılı diplomasisine” somut örnek olarak sadece Kıbrıs konusunda atılan adımları gösterebildi. Oysa KKTC’deki Ercan Havaalanı’na ABD uçaklarının inmesinin ne derece başarı sayılabileceği tartışma konusu. Zira ABD’nin KKTC için verdiği desteğin aynı zamanda adayı GOP’un bir parçası yapma stratejisi ile bağlantılı olduğu aşikar.
ABD icraat bekliyor
Başbakan “kazan kazan”ın bir başka başarısı olarak da Türkiye’nin son yıllarda komşularıyla ilişkilerinde yaşanan olumlu seyri gösteriyor. Erdoğan, “Komşularımızla ilişkilerimiz, dost kazanmaya dönük, düşman kazanmamaya yönelik ilişkilerdir. Gerek siyasi, gerek kültürel, gerekse askeri ilişkilerde yıllardır olmayan ilişkiler başlamıştır” dedi, dünkü konuşmasında. Ne var ki, Bush ile görüşmesinde Erdoğan’ın önüne Suriye ve İran meselesi konuldu. Üstelik de bu iki ülkeye karşı GOP çerçevesinde hareket edilmesi istendi. Yani tıpkı Irak ve Afganistan’da olduğu gibi ABD, bu iki ülkedeki mevcut rejimleri istemiyor. Bush, doğrudan Erdoğan’a “İran’ın nükleer silahları konusunda ne yapacaksınız?” sorusunu yöneltti. Başbakan, bazı “hassasiyetlerden” bahsetmeye kalktı ama Beyaz Saray’ın tavrı net ve sertti: “Laf istemiyoruz, adım atın!”
Dolayısıyla bu tablo, “kazan kazan”ın Türkiye için gelecekte büyük belalara yol açacak bir politika olduğunu gösteriyor. Nitekim Bush yönetimi, Erdoğan’ın GOP konularındaki yeni söyleminin hayata geçmesini yakın takibe alacağını ilan etti. Üstelik Bush yönetimi, Erdoğan’ın daha önce reddettiği, ama geziden hemen önce suçu CHP’ye attığı Amerikan karşıtlığı konusunda da somut adımlar istiyor.
Erdoğan dersini aldı
Dört gün süren ABD gezisinden Erdoğan’ın çıkarttığı ders açık aslında. Bunu Başbakan dünkü konuşmasında tekrar tekrar ifade etme ihtiyacı hissetti:
“Öngörülebilir gelecekte en etkili küresel güç olma konumunu sürdürecek olan ABD ile evrensel değerler ve ortak çıkarlar etrafında kurduğumuz ortaklık küçümsenmemelidir. ABD ile aramızdaki yarım asrı aşan müttefiklik ilişkisi, zaman zaman ortaya çıkabilecek konjonktürel görüş ayrılıklarını aşacak güçlü bir stratejik zeminde gelişmiştir. Bu zeminin daha da genişletilmesinin iki tarafın da hedefi olduğunu hiç tereddütsüz biliyorum.”