Kıbrıs Gitmedi, Gitmez! - Mümtaz Soysal
LİONS Kulüpleri de, Rotary Kulüpleri gibi sivil toplum örgütlerindendir. Her ikisi, farklı düzeyde, daha çok iş çevrelerini ve serbest meslek mensuplarını bir araya getiren ''sosyal'' nitelikte kuruluşlardır ve genellikle ''hayır'' işlerine katkılarıyla tanınırlar. Haklarında lehte aleyhte bir yığın söz söylenir ve yazılır. Ama, burada deşilmesi gereken bunlar değil. Konu, onlar gibi ''uluslararası'' nitelik taşıyan, merkezleri dışta bulunan, oralarda saptanmış kurallara göre yürütülen kuruluşlarla ilgili genel bir konu. Daha doğrusu, onların ''ulusal'' konulardaki tutumlarıyla ilgili.new prescription coupons sporturfintl.com online cialis couponskamagra kamagra 100mg kamagra gel
İstanbul'daki Lions Kulüplerinin bir bölümü geçen hafta Bodrum'un Gölköy'üne yakın bir otelde toplantı düzenlemiş ve o toplantıya Kuzey Kıbrıs'ta şimdiye kadar İstanbul'a bağlı olarak çalışan Lions'lu bir grup da çağrılmış.
Gelgelelim, toplantının açılışında çağrılı öbür gruplar tanıtılırken Kıbrıs'tan gelen Türkler atlanmış. Bu durum ''sorun'' yapılınca, tartışma sırasında anlaşılmış ki, meğer Lions'ların Amerika'daki merkezi adanın kuzeyindeki Lions'ların, Türkiye'ye değil, ''Kıbrıs Cumhuriyeti'' adını taşıyan Rum kesimindeki Lions'lara bağlı olmasını istermiş, Türkiye'deki Lions'lar, merkeze ters düşmemek için Kıbrıslı Türklerin bu toplantıdaki varlıklarını es geçmeyi tercih etmişler galiba. Sonuçta, anlatılması uzun sürecek tuhaf bir formülle sorun güya çözülmüş; ama bir türlü ''KKTC Lions'' ları denememiş.
İlk kez böyle olmuyor; başka ''sivil toplum örgütleri'' nde de aynı sıkıntılar ve dolayısıyla aynı tuhaflıklar sık sık yaşanmakta.
Oysa, adı üstünde ''resmi'' değil, ''sivil'' örgüt bunlar. Üstelik, uğraştıkları konular asla ''siyasal'' sayılmaz. Kuruluşlar için merkezlerine karşı çıkıp da KKTC adını ağızlarına alamazlar?
Bir ulusal davayı benimseyerek sonuna kadar mücadele etmeyişten başka nedir bu? Yunanistan'daki kuruluşların bir tekinde bile böyle davranış var mı?
Tabii, böyle olunca, ''O dava bitti; Kıbrıs kaybedildi'' demek çok kişinin işine geliyor. Neredeyse, bir rahatlama: Uluslararası forumlarda uğraşmayı gerektiren bir ''dert'' ortadan kalkmıştır; artık rahatça ''uluslararasıcılık'' oynanabilir. Başka türlüsü, çok kişinin pek sevmediği ''ulusalcılık'' olacaktır!
Zaten çok kişinin ağzında aynı soru: ''Kıbrıs gitti, değil mi?''
Hayır, Kıbrıs gitmedi, gitmeyecek. Unutuluyor ki, ''hem haklı, hem güçlü'' bir davanın kaybedilmesi, büyük bir ulusal moral bozukluğunun bütün toplum üzerine çökmesi demektir. Şimdiki de dahil, hiçbir iktidar bu akıbeti göze alamaz; çünkü bu çöküntünün altında ezilecek olan en başta o iktidardır.
Aynı şey, böyle bir sonucu durdurmak elinde olup durduramayan, şöyle ya da böyle durdurmayı göze alamayan herkes için, güç sahibi her kurum için de doğrudur. Böyle olduğu için şöyle ya da böyle, Kıbrıs gitmeyecek.