Dış Politika9 Haziran 2005 00:00

TOPTAN İFLASA KOŞAR ADIM... - Hasan Ünal

AKP hükümetinin dış politikası aslında iflas etti.Her konuda Türkiye''yi haksız ve yanlış bulan bir anlayışın mantıklı bir dış politika yürütebilmesi zaten mümkün olamazdı.Çünkü böyle bir mantıkla müzakere yapılamaz.Suçu kendinizde gördüğünüz andan itibaren karşı taraf(lar) müzakere pozisyonunu yükseltir.Başbakan Erdoğan ve partisi önce İsrail aleyhine bağırıp çağırdılar.Sonra da Amerika''nın Irak ve Ortadoğu politikalarını sert bir üslupla eleştirdiler.Ama Amerika''nın ''ne oluyor size yahu?'' demesi üzerine de yelkenleri suya indirdiler.ABD Erdoğan''ı önce İsrail''e gitmeye mecbur etti.İsrail''e gidecek, özür dileyecek ve eğer onları tatmin ederse kendisine Vaşington''da randevu verilecekti.Aynen öyle oldu.sitagliptin phosphate and metformin hydrochloride sitagliptin phosphate monohydrate melting point sitagliptin phosphate side effectscialis sample coupon cialis manufacturer coupon 2016 cialis manufacturer couponkamagra link kamagra gel

İsrail yeşil ışık yakınca Vaşington''dan randevu geldi. Vaşington görüşmesi öncesi Amerikan tarafı stratejik amaçlı bir psikolojik harekat uyguladı Erdoğan ve hükümeti üzerinde.

Eğer 8 Haziran görüşmeleri ABD''yi tatmin etmezse Türkiye''ye getirilmiş olan kırk milyar dolar civarındaki sıcak para geri çeker gider dediler.

Son iki yıldır ekonomide yaşanan sahte cennet bu para sayesinde sağlandığı için, hükümet bunun geri gitmesinin ekonomik görüntüyü bir anda nasıl çöle çevireceğini gayet iyi biliyor.

Dolayısıyla Vaşington''u tatmin etmek zorunda. Ayrıca psikolojik harekat kızıştırıldı.

Amerikan kaynakları Ankara''da her gördüklerine Erdoğan''ın kolayca söz verdiğini; ancak sonra bunları yerine getirmediğini söyleyip durdular.

Erdoğan Vaşington''a gittigi sırada Amerikan Dışişlerinin iki numarası Türkiye''ye bir yol çizdi.

Gözünüzü bizden ayırmayın ve bizimle ittifakınızı kamuoyunuza benimsetin.

Bu ortamda görüşmeye giren Erdoğan ve ekibi yarım ağızla Kıbrıs konusunu açmaya çalışmış; ancak başarılı olamamış.

Suriye konusunda ise azar işitmiş.

Ama gene de Amerika''nın Büyük Ortadoğu projesine destek verdiğimizi defaatla söylemekten geri kalmamış.

Görüşmeye katılan Amerikalı yetkililer Erdoğan''ın asık suratla yaptığı basın toplantısının hemen ardından kendi görüşlerini yazan gazetecilerin kulağına ''gergin havayı'' fısıldamışlar.

Görüşme çok gergin bir ortamda geçmiş.

Erdoğan Suriye''yi ve Esad''ı savunmaya kalkışınca Amerikan tarafı ''sakın haaa, biz bunları duymamış kabul edelim'' anlamına gelen sözler sarfetmişler. Bütün bunlara rağmen bizim Büyük Ortadoğu projesine desteğimiz devam ediyormuş.

İşte kilit cümle de burası.

Çünkü bu cümleleri Amerikalılar Ortadoğu''da bütün eylemlerine tam destek vereceğimiz anlamında yorumluyorlardır.

Önümüzdeki günlerde Suriye''yi ve/veya İran''ı vurmak için bizden aktif destek istedikleri zaman ''siz bizim Ortadoğu projemize destek vereceğinizi söylemiştiniz'' diyeceklerdir.

Üstelik bu defa, öyle anlaşılıyor ki, görüşmeye bizim Vaşington büyükelçisi de katıldı ve zabıt tutuldu.

Yani bu kez ''vay bunu ilgili bakan kabul etmiyor, ötekine hükümet ve parti karşı çıkıyor'' demek iyice zorlaştı. Zaten Amerikalılar orada verilen sözlerin takipçisi olacaklarını basına yazdırtıyorlar.

Kısacası teslimiyet üzerine kurulmuş bulunan siyaset iflas etti.

Eğer Başbakan Amerika''nın Suriye ve İran konusunda istediklerini yapmaya kalkarsa kendisine destek veren geniş bir halk kesiminden uzaklaşacak, eğer destek vermezse Amerikalılar bir finans krizi yoluyla Başbakan''ın biletini kesecekler. Avrupa Birliği macerası referandumlar ve Almanya''da yapılacak erken seçimle sona eren hükümetin Amerika ile nihai bir kopuşu göğüslemesi düşünülemez.

Ama Amerika''nın taleplerini Türk kamuoyuna kabul ettirebilmek de hemen hemen imkansız.

Kaldı ki sahibinin sesi gibi yazan ve konuşan gazeteciler Amerikancılığı pompalamaya devam ettikçe, Türk halkı sezgileri vasıtasıyla Amerikan siyasetine karşı çıkan bir tavır geliştiriyor.

Bu şartlarda Amerika''nın dediklerini yapmak, Erdoğan ve arkadaşları için kırk katır ise, onlara direnmek de kırk satır olur.

Çünkü bu hükümetin bu saatten sonra içeriye dönüp, milli duyguları hızla kabaran kamuoyuna millicilik oynamasını hiç kimse yutmaz.

Ne yapalım kendileri ettiler, kendileri bulacaklar...