Dış Politika8 Haziran 2005 00:00

REFERANDUM MU DEDİNİZ? - Hüseyin Mümtaz

Bu günkü; 7 Haziran 2005 tarihli Simerini Gazetesi’nde (Rum kesimi) aynen şu haber yayınlandı: “Şimdi af bekliyorlar: Tribünlere asılan Yunan düşmanı pankartlar: Türkiye –Yunanistan maçını İnönü’nün şeref tribününün en ön sırasından Kostas Koukodimos ile seyreden Recep Tayyip Erdoğan’ın doğrudan tepkisine neden oldu. Sayın Erdoğan maçtan sonra meslektaşı Kostas Karamanlis’i telefonla arayarak hoş olmayan olayları savundu. “Özür diliyoruz. Türk-Yunan dostluğuna karşı bütün bu olanlar halkımızı temsil etmiyor”.              Peki özre neden olup da “necip basınımızın” inanılmaz bir otosansür ile nedense hiç yansıtmadığı pankartta ne yazıyordu?             “1922 (9 Eylül) Akdeniz Olimpiyatları Yüzme Şampiyonu Yunanistan”             Bence şahane bir espri..             Ve gerçekten özür dilendi mi?             Kim diledi, neden diledi, nasıl diledi?             Kayıtlı seçmenin %25’inin oyuyla meclisin %65’ini ele geçirebilmek; böyle politik jestleri kimseye sormadan; meselâ dışişlerine danışmadan, ne getirip-götüreceğini tartışmadan yapma, yapabilme hakkı tanıyor mu politikacılara?acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canadanew prescription coupons free prescription cards discount online cialis couponscialis manufacturer coupon open drug coupon cardclaritin mazilo claritin tablete claritin mazilo

            O sene Yunanlıların İzmir-Selanik arasını yüzerek 6 saatte almaları tadındakı kaliteli bir espri, hem de Atatürk stadında yapılmayıp da nerede yapılacaktı?

            Erdoğan geçen hafta Yeni Şafak yazarları ile ettiği kahvaltıda referandumdan söz açmış.

            YÖK, kamu reformu, 2B gibi konularda "takvimin ne olduğu" sorulup, başörtüsü sorununun da beklediği anımsatılınca "Kesin bir takvimimiz yok. Biraz atmosfer ve zemin olayı. Bunlar Anayasa değişikliği gerektiren konular. Anayasa değişikliğiyle netice alıp alamayacağımız, referandum yolunun denenip denenmeyeceği, bunlar aramızda tartışılan konular. Paket olarak referanduma gidilir gerekirse. Ancak başörtüsü Anayasa konusu değil" demiş.

            Hatırlarsanız Özkök ile Altan biraderlerden birisi geçen ay “Zorlamayın, ya referanduma giderse” korkutması yapmıştı türban konusunda.

            Arkadan iki büyük referandum gerçekleştirildi.

            Fransa ve Hollanda AB anayasasına “hayır” dediler.

            Belli ki fatura Türkiye’ye kesilecek. Hollanda Başbakanı çok önemli bir laf söyledi; “Uygulanmakta olan politikalarda politikacı ile halk arasında demek ki çok büyük uçurumlar var. Halkın sensine daha çok kulak vermeliyiz” dedi ve ilave etti:

            “(Türkiye ile) Müzakerelerin sonuçlanmasından sonra gerekirse dönüp halka yine sorarız”.

            Yoksa siz hala Avrupalıların bizi Birliğe alacağına inananlardan mısınız?

            Ben halka sorulmasından memnun olurum.

            Ben YÖK, Kamu reformu; 2B, hattâ türban gibi konularda referandumdan yanayım. İtirazım yok..

            Ama bir şartım daha var.

            Yunanistan ile ilişkiler..

Ege’de “gizli kapaklı yürütülen“ istikşafi görüşmeler sürecinde nelerden vaz geçtiğimiz..

            Kıbrıs’ta uygulanan politika..

Kerkük politikamız, başa geçirilen çuvallar.

            Bayrağımızı yırtan Yunanistan’dan maç pankartı yüzünden “dilenen” özür gibi konularda da ayrı ayrı referanduma gidilmesinden yanayım.

Hatta Kıbrıs’ta bir referandum daha yapılıp bir öncekinde olduğu gibi “AB’ye girmek istiyor musun?” diye değil de; “devletinden vaz geçip Rum’a yamanmak istiyor musun?” diye sorulmasından yanayım.

Torba yasa tekliflerine meraklısınız..

Bunların hepsinin aynı paket içinde yer alacağı bir “torba referandum”a ne dersiniz?

8 Haziran 2005