ARTIK AÇIKÇA DALGA GEÇİYORLAR - Hasan Ünal
Amerika PKK''nın Kuzey Irak''ta ve/veya Türkiye''de yok edilmesini istememektedir.PKK''yı yok etmek bir yana, bu örgütü adeta koruyup kollamakta ve örgütün her türlü silah ve lojistik malzeme edinmesine göz yummaktadır.Ve bu politikasını devam ettirecektir.Ayrıca Amerika Türkiye''nin ''Kürt meselesi'' diye haksız bir tanımlamaya tabi tutulan Güneydoğu sorununun çözümünde siyasi yollara başvurması gerektiğini söylemektedir. Peki, şu ana kadar yapılanlara ilave neler talep ediliyor? Türkiye''ye önce ''siz PKK konusunda pişmanlık yasası çıkartırsanız, biz de Kandil Dağı etrafında yuvalanmış PKK''lıları Türkiye''ye gidip teslim olmaya zorlarız ve örgüt böylece dağılır'' denildi.Sonra ne oldu? Türkiye istenen yasaları çıkardı ve hapishanelerde bulunan iki bini aşkın PKK militanı salıverildi.Bunların büyükçe bir kısmının tekrar Irak''ın kuzey bölgelerine giderek PKK saflarına katıldığı biliniyor.
ABD yönetiminin PKK''yı terör örgütü listesine almasının bir kıymeti harbiyesi olmadığını; terörle yani PKK ile aktif bir biçimde mücadele edilmesi gerektiğini belirtmiş.
ABD''nin Kandil Dağı''na yuvalanmış PKK militanlarına karşı aktif mücadele başlatma konusunda bu denli isteksiz olmasının oldukça düşündürücü bir durum olduğunun altını çizmiş ve özetle ''terörist örgüt dış destekten mutlaka mahkum bırakılmalı ve başarı ümidi yok edilmelidir.
Bu konuda Türkiye, ABD''li dostlarından, şimdikinden daha fazlasını beklemektedir'' demiş. Aynı toplantıya katılan Amerikan Genelkurmay Başkan Yardımcısı Peter Pace ise, cevaben, teröristleri öldürmenin tek başına çare olmadığını; eğitim ve ekonomik programların da uygulanması gerektiğine dikkat çekmiş.
Orgeneral Pace, 2005 yılında terör örgütü PKK''ya karşı ABD''nin eyleme geçip geçmeyeceği yönündeki bir soru üzerine, hiçbir askeri eylem konusunda takvim vermesinin söz konusu olmadığını belirtmiş.
Terörizmle savaşta, ''askeri eylemden önce her türlü seçeneğin'' değerlendirilmesi gerektiğini belirten Pace, güvenlik, eğitim ve refahın sağlandığı, işsizliğin azaltıldığı ortamlarda terörizmin gelişemeyeceğini kaydetmiş.
Pace, PKK veya başka bir terör örgütüyle mücadelede, bazı unsurların yok edilmesi için askeri kuvvete gerek duyulacağını, ancak işi veya umudu olmayan insanların terörist hayatı seçmemesi için askeri yöntemler dışındaki seçeneklerin de kullanılması gerektiğini vurguladı. Bu lafların iki anlamı vardır.
Amerika PKK''nın Kuzey Irak''ta ve/veya Türkiye''de yok edilmesini istememektedir.
PKK''yı yok etmek bir yana, bu örgütü adeta koruyup kollamakta ve örgütün her türlü silah ve lojistik malzeme edinmesine göz yummaktadır.
Ve bu politikasını devam ettirecektir.
Ayrıca Amerika Türkiye''nin ''Kürt meselesi'' diye haksız bir tanımlamaya tabi tutulan Güneydoğu sorununun çözümünde siyasi yollara başvurması gerektiğini söylemektedir. Peki, şu ana kadar yapılanlara ilave neler talep ediliyor? Türkiye''ye önce ''siz PKK konusunda pişmanlık yasası çıkartırsanız, biz de Kandil Dağı etrafında yuvalanmış PKK''lıları Türkiye''ye gidip teslim olmaya zorlarız ve örgüt böylece dağılır'' denildi.
Sonra ne oldu? Türkiye istenen yasaları çıkardı ve hapishanelerde bulunan iki bini aşkın PKK militanı salıverildi.
Bunların büyükçe bir kısmının tekrar Irak''ın kuzey bölgelerine giderek PKK saflarına katıldığı biliniyor.
Bir kısmı da içerdeki silahlı eylemlerin içinde… Sonra AB yoluyla Türkiye''ye masum zarflara sarılmış talepler getirildi.
Ana dil öğrenme özgürlüğü olsun.
Ana dilde biraz yayın yapılsın.
Bunların hepsi oldu.
Ardından AB''nin ilerleme raporu geldi ve gördük ki, AB, yapılanları hiç mi hiç yeterli görmüyor.
Bunları olumlu yolda atılan adımlar olarak düşünse bile çok daha ötesine dair talepleri var.
Bu talepler de Kürt kökenli insanların kollektif siyasi haklarla donatılması yönünde. Yani Lozan dışı azınlık tanımı yapılacak ve insanlar sadece dinen değil, dil, ırk ve etnik köken farklılıklarından dolayı da azınlık sayılacaklar.
Bunlara kollektif siyasi haklar verilecek.
İşte Amerikan Genelkurmay Başkanı da İlker Başbuğ''un gözlerinin içine baka baka bu lafları söylemiş oluyor.
Kusura bakmasın, yağma yok.
Zeka seviyemizle alay ettirmeyiz.
Mevcut duruma ilave siyasi adımlar önce siyasi otonomiyi, ardından da bölünmeyi getirir.
Amerikan Genelkurmay Başkan Yardımcısı aynaya baksın ve kendilerinin terörizmle nasıl mücadele ettiğini görsün.
Irak''ta ve Afganistan''da hangi ekonomik ve eğitim tedbirleri almışlar.
Hareket eden her nesneye ateş edip, imha eden Amerikan askerleri değil mi? Şu anda bizi yönetenlerin bu sözleri söylemesi gerekir.
Ama tam tersine onlar Türkiye''yi kuzu kuzu etnikleştirmeye ve Türkiyelilik kavramını egemen kılmaya çalışıyorlar.
Öyle olunca Amerikan Genelkurmay Başkanı da gözümüzün içine baka baka bizimle alay ediyor.
Ne diyelim???