Dış Politika6 Haziran 2005 00:00

ABD ve Avrupa basınının gizlediği gerçek - Arslan Bulut

Biz başından itibaren AKP için, "ABD''nin Büyük Ortadoğu projesini gerçekleştirmek için kuruldu" yolunda belgelere dayalı tespitler ortaya koyuyoruz ya, şimdi benzer görüşleri Amerikalı gazeteciler de alenen yazmaya başladı! The Washington Times gazetesine İstanbul''dan yazan, David Ignatius, "Erdoğan hükümeti, teoride, ABD''nin Müslüman dünyasında sayısının artmasını istediği şeyin bir modeli" diyor.Yazar, 2002 yılının sonundaki görüşmede Bush''un Erdoğan''ı överek, ondan "dindar bir reformcu" diye söz ettiğini de hatırlatıyor.Aynı gazeteci, Türkiye''de Amerikan karşıtlığının büyümesi sürecini, Amerikan basınındaki iddiaları tekrarlayıp inceledikten sonra, "Bu yılın başlarında Türk ordusu ve iş çevreleri Amerikan karşıtlığının ülkede kontrolden çıkmasından şikayet etmeye başlayınca Erdoğan yön değiştirdi. ABD uçaklarına İncirlik''teki hava üssünün kullanımı için yeni haklar tanındı, partisine hitaben yaptığı bir konuşmada ABD ile iyi ilişkilerin önemini vurguladı ve İsrail''i ziyaret etti" diyor.fusidinezuur voetschimmel fusidinezuur creme fusidinezuur acnebuscopan link buscopan plus

Yazıda "işadamları" denilen grup TÜSİAD üyeleridir.

TÜSİAD, Türk işadamlarını temsil etmez! Fakat, yazarın, Türkiye''deki Amerikan karşıtlığının büyümesinden Türk ordusunun da şikayetçi olduğu yolundaki tespiti ilginçtir! .

Newsweek dergisinde, Fareed Zakaria "Avrupa''nın sorunu ne?" başlıklı yazısında "Fransa ve Hollanda''dan gelen çifte ''hayır'' yeni Avrupa anayasasını öldürdü.

Türkiye''nin Avrupa Birliği ölümcül bir yara aldı" diyor. Financial Times gazetesi ise CDU''nun parlamento dış ilişkiler sözcüsü Friedbert Pflüger''in, "Genişlemeden sonra siyasal kapasitesinin aşırı zorlanmasından dolayı Avrupa''nın krizde olduğu" sözlerine yer verdi.

İngiltere''nin The Times gazetesinde Gerard Baker "Avrupa medeniyeti, kendi duraklama ve çöküşünün tohumlarını attı" başlıklı yazısında, "Karadeniz Bölgesinden Orta Doğu''ya, Kuzey Afrika''ya ve çöküşe doğru giden Avrupa''ya kadar yayılmış Osmanlı İmparatorluğunun varislerinin bugün aynı toprakları geri istedikleri, ancak bu kez hedeflerine ulaşma yolunda pek bir engelle karşılaşmadıkları"nı öne sürdü! Yorumda, küresel rekabetin yarattığı ekonomik savaş ve kültürel olarak köklerinden kopmuş, bölünmüş toplumlara yönelik siyasi mücadelenin bugün Avrupa''yı yıkıcı bir karmaşa ortamına götüren iki tehdit unsuru olduğu ve enteresan bir şekilde bu iki tehdidin bugün modern Türkiye''de tekrar birleştiği görüşüne yer verildi.

Yine İngiltere''nin The Sunday Times gazetesinde yazan John Gillingham, "Avrupa süper devletini bitirmesi için Türkleri içeri alın" başlıklı bir yazı yazdı! İtalyan il Giornale gazetesinde Marcello Foa''nın yazısı ise "Türk sendromu" başlığını taşıyor! Avusturya''nın Der Standard gazetesinde Adelheid Wölfl ise "Eğer AB ayakta kalacak olursa" başlıklı yazısında "Ankara zaten, AB''nin daimi güvenilir bir ortak olduğundan pek emin değil.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan geçenlerde, on ila onbeş yıl sürecek müzakerelere ilişkin olarak, ''Bakalım o zaman kadar AB hala ayakta kalacak mı?'' dedi" diye hatırlatmada bulunuyor! .

Doç Dr. Kutlu Merih''in tespit ettiği gibi, Avrupa Birliği bugüne kadar üye devletlerin insanları arasında bir AB bilincinin oluşması için gerekli olan propagandayı doğrudan veya dolaylı olarak Şnanse etti, okulların müfredatında Avrupa tarihinin yeniden yazılarak Avrupa Birliği devletin kurulmasının kaçınılmaz olduğunu telkin etmeye çalıştı.

TÜSİAD''ın, Türkiye''deki tarih ve coğrafya kitaplarını AB''nin talimatı ile yazdırdığı biliniyor.

Bu mekanizmalar yardımı ile Birlik taraftarları bir ''Avrupalılık'' bilinç ve duygusunu geliştirmeyi, ulusal kimlik ve bağımsızlık duygularını körletmeyi sağlamaya çalıştı.

Böylece Avrupa''yı oluşturan ulus-devletler bir anlamda farkında bile olmadan, egemenliklerini kendi rızaları ile devrederek bir süper devletin eyaleti haline dönüşecekti.

Diğer taraftan AB''nin bir "Şirketler Birliği" olduğu da Avrupa halkları tarafından anlaşılmıştır.

"Büyük işletmelerin ve özellikle uluslararası Şrmaların ekonomik çıkarları genel olarak politik düzenlemelerle bağlantılıdır.

AB projesi ile uygulamaya geçen malların, hizmetlerin, kapitalin ve emeğin serbest dolaşımı ilkesi bu amaçların gerçekleştirilmesi için uygun bir ortam yaratmaktadır.

Brüksel genel olarak ulus-devletlerin kendi ulusal Şrmalarını kayırma eğilimlerini engellemekte ve uluslararası Şrmaların harekat alanını genişletmektedir" Avrupa ve ABD basınının gizlediği gerçek de budur.