Dış Politika6 Haziran 2005 00:00

KUZU KUZU ÇEKİLME SENARYOSU MU? - Hasan Ünal

Acaba Erdoğan ''kuzu kuzu'' açıklamasını asker çekme senaryosuna Türkiye''yi hazırlamak için mi yapmıştır? Zaten son zamanlarda Rumlara jest olarak Ada''dan beş ila on bin civarında asker çekilmesi gibi laflar ortalıkta ve özellikle Kıbrıs''ta dolaşıyorken ve Talat hükümeti bu tür senaryoları etrafa pompalarken Başbakan Erdoğan neden böyle konuşma ihtiyacı duymuştur? Kısaca söylemek gerekirse, Erdoğan''ın bu sözleri sıradan bir gaf değildir ve sadece amacını aşan sözler olarak değerlendirilemez. Çünkü Kıbrıs''ta Talat''ın etrafındaki sivil toplum kuruluşları bir süredir Ada''daki Türk askeri aleyhine kampanyalar yürütüyorlar.symbicort turbuhaler 200 6 cena symbicort a alkohol symbicort cenacleocin 150 mg read cleocin 300 mgkamagra link kamagra gel

Başbakan Erdoğan''ın Kıbrıs konusunda son söyledikleri yenilir yutulur cinsten değil.

Yaptığı değerlendirmenin haksız olması bir yana, zamanlaması da oldukça tehlikeli.

Kıbrıs''taki Türk askeri varlığının Suriye''nin Lübnan''dan çekildiği gibi geriye çekilmeye zorlanması hangi mantığa sığar? Benzetme yanlış.

Kıbrıs''a Türk askerinin uluslararası anlaşmalar uyarınca girdiğini herkes bilir.

BM gözetiminde yapılan bütün müzakerelerde Türk askeri varlığı veri olarak kabul edilmiş ve nihai bir barış anlaşasını ardından bu gücün ne kadarının geri çekileceği, ne kadarının Ada''da daimi olarak kalacağı gibi hususlar tartışılagelmiştir.

Bugüne kadar hiç bir uluslararası merci Türkiye''nin Kıbrıs''a askeri müdahalede bulunmasını sorgulayan ifadeler kullanamamıştır.

Sağolsun kendi Başbakanımız o boşluğu isabet ve cesaretle doldurmuş bulunuyor (!). Bu lafların bugünlerde söylenmiş olması ise ayrıca üzerinde durmayı gerektiriyor.

Malum, geçen yıl Annan planına Türk tarafı büyük bir çoğunlukla ''evet'' derken Rum tarafı kahir ekseriyetle ''hayır'' dedi.

Ancak Kıbrıs Cumhuriyeti sıfatıyla ve Ada''nın tamamının hükümeti olarak AB''ya alındı.

O günden beri Talat ve Erdoğan hükümetleri yanlış politikalar uyguladılar.

Referandum sonuçlarını KKTC''nin bilhassa İslam ve Türk dünyasında tanınması için kullanmadılar. Bu arada Rum tarafının siyaseti billurlaştı.

Şimdi Rumlar BM''ye de söyledikleri gibi taleplerini çok açık hale getirdiler: Ada''daki Türk askeri derhal ve hızlı bir takvim çerçevesinde ön şartsız olarak çekilsin.

Garanti anlaşması yırtılarak çöp sepetine atılsın.

Ada''ya 1974''den bu yana yerleşmiş olan ve ''yerleşikler'' olarak anılanların büyükçe bir bölümü Anadolu''ya geri gönderilsin.

1974 harekatı ile Güneye gitmek zorunda kalmış bulunan Rumların tamamı kuzeye geri gelip, mülklerine sahip çıksınlar.

Güneyde Kıbrıs Cumhuriyeti sıfatıyla faaliyet gösteren Rum yönetimi kendi otoritesini kuzeye de genişletsin ve sorun çözülsün (!).

Yani tam teslimiyet... Rumlar bu önerileri şu ana kadar en azından iki kez BM yetkililerine de ilettiler.

Acaba Erdoğan ''kuzu kuzu'' açıklamasını asker çekme senaryosuna Türkiye''yi hazırlamak için mi yapmıştır? Zaten son zamanlarda Rumlara jest olarak Ada''dan beş ila on bin civarında asker çekilmesi gibi laflar ortalıkta ve özellikle Kıbrıs''ta dolaşıyorken ve Talat hükümeti bu tür senaryoları etrafa pompalarken Başbakan Erdoğan neden böyle konuşma ihtiyacı duymuştur? Kısaca söylemek gerekirse, Erdoğan''ın bu sözleri sıradan bir gaf değildir ve sadece amacını aşan sözler olarak değerlendirilemez. Çünkü Kıbrıs''ta Talat''ın etrafındaki sivil toplum kuruluşları bir süredir Ada''daki Türk askeri aleyhine kampanyalar yürütüyorlar.

Güya Kuzey Kıbrıs''taki adi suçlar Türkiye''den gidenler yüzünden artıyormuş ve aslında Kuzey Kıbrıs bir tür işgal altındaymış gibi yeterince inandırıcı görünmeyen gerekçeler havalarda uçuşuyor.

Önce Türkiye''ye Ek Protokol''ü imzalatmak için her türlü telkinde bulunan Talat ve arkadaşları, arkasından da bu Protokol''ün uygulamaya konulmasının yaratacağı tehlikelere dikkat çekip, bunun KKTC''nin varlığına zarar vereceğinden dem vuruyurlar.

Bunlara karşıymış gibi görünen Erdoğan ise Kıbrıs''tan ''kuzu kuzu'' çekilmekten bahsediyor.

Acaba senaryo şu mu: Önce Protokol imzalanacak.

Ardından Talat''ın yan kuruluşları gibi çalışan STK''lar güya milli makyajlı laflarla harekete geçerek Türkiye''nin Kıbrıs Türkünü sattığını söyleyecekler.

Ada''daki Türk askeri aleyhine gösteriler organize edecekler.

Bu arada Erdoğan 8 Nisan günü Bush''un Kıbrıs ve diğer bütün alanlarda taleplerine zaten olumlu karşılık vermiş olacak.

Ve bütün bunların ardından ABD ve bazı müttefikleri Türkiye''nin Ada''daki askerlerinin oradaki halk tarafından istenmediğini ileri sürecekler ve çekilmesini talep edecekler.

Erdoğan da ''zaten başka çaremiz yok'' diyerek, gereğini yerine getirecek.

Böyle bir senaryoya sürüklenirken, Harp Akademilerinde yaptığı konuşmada Kıbrıs''ın Türkiye için stratejik öneminin azalmadığını; tam tersine arttığını söyleyen Genelkurmay Başkanı ne yapacak?