Dış Politika27 Mayıs 2005 00:00

Bülent Arınç, Cumhurbaşkanlığı için Washington'da icazet mi aradı? - Savaş Süzal

Meclis Başkanı Arınç Washington’a geldi ve zoraki temaslarını tamamladı gitti. Zoraki diyorum temasları ile ilgili amaç ve resmi söylem çok farklı da ondan. Arınç Washington’dan Chicago’ya hareketinden önce Büyükelçilikte bir basın toplantısı düzenledi. Burda temasları konusunda bilgi verdi. Basın toplantısı sırasında benim yazıma sinirlendiğini de saklamadı. Arınç, birileri bana ve sayın Başbakan’ı küçültecek yazılar yazmış diye kızmış. Anlaşılan o hala Ankara’da uygulamaya koydukları “ben ne söylersem o doğrudur” mantığında. Sayın Arınç bizler değil sizin tutum ve davranışlarınız Türkiye’yi ve sizi küçültüyor. cialis 5mg prix en pharmacie http://cialis20mgsuisse.com/5mg/prix-en-pharmacie cialis 5mg prix en pharmacienew prescription coupons lilly cialis coupon online cialis couponsdiscount drug coupons click free discount prescription cardsitagliptin phosphate and metformin hydrochloride read sitagliptin phosphate side effectscialis walgreen coupon cheap cialis cialis coupon

Basın toplantısında neler anlattı neler. Yani geleneksel her Türk yetkilinin Amerika’yı yeniden keşfinde yaşadığımız onlar benimle çok ciddi konuları konuştu beni çok önemsedi monologu. Ancak basın toplantısında benim sorduğum bir soruya verdiği yanıtları iyi deşifre etmek lazım. Kendisine ortalıkta erken seçim sözlerinin dolaştığını ve seçim kararı alınırsa en erken ne zaman seçime gidilebileceğini sordum. Ne yani Arınç’a hiç anlamadığı ekonomik veya dış politika konularını mı soracaktım. Adam Anayasa uzmanı bir kere.
          

Meclis Başkanı önce bu soruya kızdı ama belli etmedi. Ve “iktidardaki bir partinin hangi gerekçe ile seçime gideceğini, kendisinin parti içinde güçlü bir kişi olduğunu, siyaseti iyi kokladığını” söyledi ve AKP’ninerken seçime gitme niyeti olmadığını vurguladı. Ben kendisi ile bir tartışmaya girmemek için seçim öncesi partilerin geleneksel tutum ve davranış örneği sayılan, muhtarların ve memurların maaşlarına neden zam yapıldığüını, taban fiyatlarını neden artırdıklarını sormadım. Ancak TBMM Başkanının bu ziyareti neden yaptığı da kendi açıklamalarının arasında ki  kelimelerde gizli olduğunu farkettim.
          

Efendim benim tahminim, AKP’yi saran Cumhurbaşkanlığı mücadelesine Arınç’ta katılmış bulunuyor. Aslında bu liderlik yarışında Washington’da ortalığı kızıştırmak içinde elinden geleni yapıyor. Daha doğrusu Washington, AKP’den belki bir son yarar daha sağlarım mantığı ile ve bir son atış daha yaparak parti içinde liderlik arayışına parmağını sokmuş görünüyor. Akşam gazetesinde Babacan’ın atanmasıyla ilgili yoruma bende katılıyorum. Erdoğan Çankaya’ya çıkarken, Abdullah Gül’ün önünü açmak için Babacan’ı baş görüşmeci atadığı yazılmıştı. Yalnız, ben, Gül’ü Başbakanlığa getirme mi yoksa harcamamı olduğu konusundan pek emin değilim ama parti içinde bir hareket olduğu konusunda Akşam gazetesiyle hemfikirim.

Gelelim bizim Anayasa profesörü Arınç’ın temaslarına. Ben baştan inanmamıştım ama Arınç’ın görüşmesine ABD Başkan yardımcısı Cheney’inde katılmasını ve CSIS’te yaptığı konuşmasına baba Bush’un ve Cumhuriyetçilerin içinde bir ekolü temsil eden emekli general Scowcroft’un hazır bulunmasını bu işle bağlantılı bir mesaj gibi değerlendiriyorum. Sanırım Arınç’ın, siyaseti iyi koklama ve AKP içinde ne kadar güçlü olduğu yolundaki sözleri de, o anda ağzından kaçan veya kazara sarf edilmiş sözler değil daha önce düşünülmüş kelamlar gibi.

Daha sonra söylediği sözlerde önemli. Bir kere Amerika ve İsrail’e muhalefetin Anadoluda’ki az sayıda bir gurup aşırı dinci unsurların görüşü olduğunu belirtmesi de bence Washington ve Kudüse mesaj. Zaten ne hikmetse Washington’da koştura koştura musevi lobisi ile temasta bulundu. Kendi tabanları bu temaslara karşıyken bu siyaseti iyi koklayan politikacının erken seçim sözlerinden hoşlanmaması normal ve hatta daha işleri bitmeden amaçlar gerçekleşmeden bu tür bir faaliyete girilmemesi yolunda belki de uyarı. Ayrıca Washington’da islam dünyasuını yönetimlerin mıncıklamasına yardımcı olan Papazlar tarafından yönetilen George Üniversitesi temaslarıda bence ilgi çekici

Basın toplantısında bir soru ile her şeyi iyi bilen Meclis başkanımız Arınç’ın kendisini davet ettiğini ileri sürdüğü ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Hasterd konusunda da bilgisi olmadığı ya da doğru bilgilendirilmediği de ortaya çıktı. Bir gazeteci Ermeni soykırımı konusunun konuşulup konuşulmadığını sorunca Arınç bu konuda Hasterd’ın konya karşı en fazla mücadele eden politikacı olduğunu ve kendisine tam manasıyla güvendiklerini söyledi. Yanlış sayın Arınç yanlış. Belki siz güveniyorsunuz ama ben Washington’da yaşayan bir Türk olarak kendisine hiç mi hiç güvenmiyorum.

Neden mi? Hasterd’ın sözde Ermeni tasarısını çıkarmasını, kendisine sert bir uyarı mektubu yazan dönemin Başkanı Bill Clinton önlemişti. Hasterd, Clinton’u Yüce divana götüren bir Cumhuriyetçi milletvekilini Ermenilerin gönlünü yaparak California’dan yeniden seçtirebilmek için soykırımı tasarısını Meclis Genel Kurulu’a bile getirmişti. Clinton, böyle bir tasarının Amerikan Ulusal Güvenliği için bir tehlike yaratacağını ve sorumluluğun Hasterd’a ait olacağını vurguladığı mektubu kamuoyuna da açıklayarak olayı durdurmuştu. İşte bu nedenle açıklamanız yanlış. Hasterd bir Türk dostu değil sizin gibi sırtında yumurta küfesi olmayan bir politikacı. Anlaşılan anayasa konusundaki görüşlerinizde bu bilgilere benziyor.