AKEPE, RUMLARIN GİZLİ AYVALIK FAALİYETİ ve RAHMİ KOÇ! - Halil Gür
"Yapay Kürt devletinin yasayabilmesi için Zaho'nun Hatay, Mersin, Bodrum, Kusadasi, Ayvalik ve Istanbul gibi merkezlerle ticari baglanti içinde olmasi ekonomik bir zorunluluktur... Bu merkezlerde narko dolardan beslenen gruplarin yaninda yeni gruplarin da türeyerek bir Kürt burjuvazisi olusturma çabalarinin ilk adimi sokagin ele geçirilmesi taktigidir....!!!!'' Ayvalik merkezli Kuzey Ege harekâtinin boyutlarindan Türk kamuoyunun ne kadar haberi var? cialis forum link cialis bez receptabuscopan link buscopan plus
28 Mart 2004 seçimlerinden sonra Ayvalik merkezli Kuzey Ege'de çok ciddi hareketlenmeler yasanmaktadir. Yunanistan'in Midilli Adasi bu süreçte karargâh olarak görev yapmaktadir.
Bu hareketlenmelerin hiz kazanabilmesi için Ahmet Tüfekçi'nin Ayvalik Belediye Baskanligindan düsürülmesi gerekiyordu. Profesyonel bir el AKP, CHP, MHP, ANAP, DSP, ÖDP ve hatta Tüfekçi'nin aday oldugu DYP'nin de bir kesimini ortak bir paydada bulusturmayi basardi. Ondan sonradir ki, Tüfekçi'yi baskanliktan düsüren o profesyonel el, Ayvalik merkezli Kuzey Ege harekâtina alenen hiz verdi.
28 Mart 2004 seçimlerinden sonra Midilli Valisi Paulos Voyacis adeta 15'er günlük periyotlar halinde Ayvalik gümrügünden Türkiye'ye giris yapmaya basladi. Voyacis, bu gelislerinde Çanakkale'nin Küçükkuyu ilçesinden baslayarak, Balikesir'in körfez ilçeleri Altinoluk, Akçay, Burhaniye, Ayvalik ile Izmir'in Dikili, Aliaga ve Karaburun ilçelerinde ayak basmadik yer birakmamistir. Bu ilçelerdeki Belediye Baskanlari, özellikle Ayvalik Belediye Baskani, kendi illerinin valilerini bu kadar siklikla görmüyorlar. Çünkü bunun bir de Midilli tarafi var. Baskanlar da birçok gerekçeyle sik sik Midilli'ye gitmenin bir yolunu buluyor. Kiliseler ibadete açilacak
Midilli Valisi Paulos Voyacis, Izmir'de Aya Nikola Kilisesi'nde
düzenlenen, Bartholomeos'un da katildigi bir ayin sonrasi Ayvalik'in yeni seçilen CHP'li Belediye Baskani Hasan Bülent Türközen'i makaminda ziyaret etmistir.
Yunanistan'in Alpha ve Et 3 TV kanallarinin da katildigi bu ziyaret, yerel basina Türközen: "Kiliseler ibadete açilacak" basligiyla yansimistir. (22.04.2004 -Olay- Yerel Gazete)
Ayvalik'taki kiliseleri ibadete açma temelinde kurulan dostluk, Türközen'in iki defa Midilli'ye bir defa de Girit'e gidisiyle, Midilli Valisi Voyacis'in Ayvalik'a bizim sayamadigimiz gelisleriyle bir hayli derinlestirilmistir. (?!)
Olusturulan bu dostluktan sonraki süreçte, Ayvalik'taki kiliselerin restorasyonu ve ilk firsatta ibadete açilabilmeleri için bir çok kisi ve kurulus bir anda ve hep birden yogun bir faaliyete girismistir.
Önce Rahmi Koç Kültür Vakfi ve Ayvalik Belediyesi isbirligiyle Alibey Adasi'ndaki Ayos Yannis Sapel'inin açilacagi müjdesi (?!) verilmistir.
Yine Alibey Adasi'nda bulunan mülkiyeti Bayindirlik ve Iskan
Bakanligi'na ait Taksiyarhis Kilisesi'nin onarimi için Rotary Kulübü'nün devreye girdigini görüyoruz.
Rotary Kulübü, gerekli izinleri alma konusunda Ayvalik Belediyesi'ne teklif getiriyor. Kulüp, kilisenin Ayvalik Belediyesi'ne tahsisini saptamak ve onarimi içinde AB'den kredi temini hususunda taahhütte bulunuyor. Sonuçta Istanbul Rotary Kulübü ile Ayvalik Belediyesi arasinda bu konuda bir protokol imzalaniyor.
Burada ilginç olan Istanbul Rotary Kulübü'nün Taksiyarhis Kilisesi'nin açilabilmesi için Ayvalik Belediyesi adina, Bayindirlik ve Iskan Bakanligi nezdinde is takibi taahhüdünde bulunmasi ve bu durumun protokole baglanmasidir. Belediye ve Bakanlik arasinda gelismesi gereken bir konu Rotary Kulübü'ne ihale edilmektedir.
Amaç, kiliselerin açilmasi sürecinde devlet kademelerinde bir gecikme ya da tikanma söz konusu olunca, Rahmi Koç Kültür Vakfi ve Rotary Kulübü gibi kuruluslarla, konuyu AB'nin ilgili kademelerine tasiyip süreci tekrar hizlandirmak istemeleridir.
Devlet, kendi kendini sikayet edemeyecegine göre,bu kuruluslara devleti sikayet ettirmek daha kolay olacaktir
Kürt devletinin liman ve burjuvazi ihtiyaci ve Ayvalik
Bu konuda, Sener Üsümezsoy'un 18.10.2004 tarihli TÜRKSOLU'ndaki yazisindan bir alinti yapmak istiyorum.
"Yapay Kürt devletinin yasayabilmesi için Zaho'nun Hatay, Mersin, Bodrum, Kusadasi, Ayvalik ve Istanbul gibi merkezlerle ticari baglanti içinde olmasi ekonomik bir zorunluluktur... Bu merkezlerde narko dolardan beslenen gruplarin yaninda yeni gruplarin da türeyerek bir Kürt burjuvazisi olusturma çabalarinin ilk adimi sokagin ele geçirilmesi taktigidir.
Kürt burjuvazisinin talepleri bu yüzden artik güneydogunun Türkiye'den ayrilmasi degil, Türkiye'nin büyük sehirlerinde ve limanlarinda ekonomik, siyasi haklar ve daha da ileri gidersek Kürt burjuvazisinin buralardaki egemenligidir."
Üsümezsoy'un yukaridaki tespitinde görüldügü gibi Ayvalik merkezli Kuzey Ege, yapay Kürt devletinin de ilgi alanina girmektedir.
Tabiat Parki - Ayvalik ve Patriça
Ayvalik'in tabiat parki ilan edilisi ve sonrasinda yasananlardan basina yansiyanlarin fotograflarini çekip bir yazi yazmistik. O nedenle konuyu detaylandirmiyoruz. Ancak, arastirmaci-yazar Hüseyin Adigüzel'in Ufuk Ötesi ve Orkun Dergilerinin Ekim 2004 sayilari ile 18.10. 2004 tarihli TÜRKSOLU Dergisi'nde Ayvalik ile ilgili yayinlanan gerçekten ciddi tespitlere dayanan yazilarindan kisa bir özetlemeyle devam etmek istiyorum.
Adigüzel, "Ayvalik'ta kiliseler restore edildikten sonra, cemaat nereden bulunacak?" diye soruyor, ardindan Ayvalik ve çevresinde misyonerlik çalismalarinin hizla devam ettigine isaret ederek, Rum'un Ayvalik'tan toprak ve mülk satin alabilmesi için gereken altyapinin hazirlanmasi çalismalarinin tamamlanmak üzere oldugunu belirtiyor.
Holdingler, tabiat parki içinde olmasina ragmen Ayvalik'in Alibey Adasi'nin kuzey batisini olusturan Patriça'da büyük arazi alimlari gerçeklestirmisler. Simdi de, basta Ayvalik Belediyesi olmak üzere, belirli çevreler Patriça'nin tabiat parki alaninin disina çikarilmasi için yogun bir faaliyete girmis durumdalar.
Çalismalar netice verdiginde Patriça ve çevresi tabiat parki kapsami disina çikarilacak, holdinglerce burada alinan araziler kiliselere cemaat olusturmak maksadiyla fahis fiyatlara Rum ve Yunanlilara satilacak.
Adigüzel'in yukaridaki tespitlerine sunlari eklemek istiyorum.
Patriça, tabiat parki içinde olmanin yanisira ayni zamanda askeri bölge sahasinda. Bu durum Patriça'da büyük miktarlarda arsa alimi gerçeklestirenler için bir baska engel olusturuyor.
Ayvalik Belediyesi bu engelin asilabilmesi için yogun bir faaliyet içerisinde.
Yerel basina (15 Eylül 2004 tarihli Hürses Gazetesi) yansiyan su haber konuya isik tutacak nitelikte.
"Ayvalik Adalarinda büyük bir askeri birligin konuslanacagi yönündeki söylentileri gazetemiz muhabirinin Balikesir Milletvekili Turhan Çömez'e iletmesi üzerine Çömez, derhal cep telefonu ile askeri yetkilileri arayarak bilgi aldi ve konusmaya sahit olmasi için Baskan Türközen'e dinletti. Askeri yetkililerden kesin bilgi aldiktan sonra Çömez, "Ayvalik halki endise etmesin, Söylentiler tamamen asilsizdir. Ayvalik adalarinda askeri bir birligin konuslanmasi söz konusu degildir.' açiklamasini yapti."
Haber aynen böyle. Sanki Ayvalik halki, Türk askerinin gelmesinden endise ediyormus gibi bir hava yayilmak isteniyor.
Bu konuya kimler müdahil olmuyor ki! Ayvalik'ta emlakçilik yapan Alman Kay Wolter dahi bu konuda ahkâm kesebiliyor. (06.09.2004 -Olay- Yerel Gazete)
"Mesela askeri bölgelerin iptali sart, bu çok mantiksiz. Yabanci, o yüzden ev almiyor. Yöneticiler bunu dikkate almali. Yoksa döviz yok, para akimi olmasi sart. Turist böyle çekilir."
ABD Istanbul Büyükelçisi Davit Arnett Ayvalik'ta
Bunlar yasanirken Ayvalik'ta ilginç bir gelisme daha oluyor. Balikesir Sanayi Odasi Baskani Rona Yircali'nin davetiyle Balikesir'e gelen Arnett 14 Eylül 2004 gecesine Alibey Adasi'nda balik yiyerek basliyor ve geceyi Ayvalik'ta geçiriyor.
Arnett'in basinin yaklastirilmadigi bu Ayvalik ziyareti, gelismeler göz önüne alindiginda, bize çok mânidar geldi. Herhalde ABD'nin Istanbul Büyükelçisi Davit Arnett Alibey Adasi'na sadece balik yemek için gelmedi.
Rahmi Koç ve Ayvalik
Bu noktada, hafizalarda taze olmasi gereken Patrik Bartholomeos ve Rahmi Koç'un 1997 yilindaki Trabzon maceralarini hatirlatmak faydali olacaktir.
Bilindigi gibi Rahmi Koç, Bartholomeos ve Yunan isadami Kosta Karras 20-28 Eylül 1997 tarihleri arasinda "Din, Bilim ve Çevre Sempozyumu"nu düzenlemislerdi.
Dünya Bankasi, BM Çevre Programi ile Yunanistan Ticaret Bakanligi'nin 1,5 milyon dolar vererek mali destek sagladiklari bu sempozyumu, Avrupa Komisyonu Baskani Jacques Santer himaye ediyor, ayrica ABD Baskan Yardimcisi Al Gore ve ABD Çevre Bakani Tim Wirth'de destekliyordu.
Kosta Karras'in Eleftherios Venizelos adli gemisin, Rahmi Koç'un da özel uçagini tahsis ettigi sempozyum 20 Eylül 1997'de Trabzon'da basladi.
Ancak Trabzon Türk Ocaklari'nin düzenledigi protesto gösterileri nedeniyle çogunlugu Ortodoks papaz olan gemidekiler karaya inemedi.
Gösteriler üzerine Rahmi Koç'un "Çok üzüldüm, mahçup oldum, hatta yerin dibine girdim desem yeridir" seklindeki sözleri basina yansidi.
Rum-Pontus rüyasi görenler hayal kirikligina ugramislardi.
1997 yilinda bunlar yasanirken Rahmi Koç, aniden Ayvalik'i özellikle Alibey Adasi'nin kesfediyor.
Koç, Alibey Adasi'nda birkaç eski evi restore ettirip vakif binasi yapiyor, ardindan yine eski bir binayi restore ettirip yazlik eve dönüstürüyor. Bu arada Ayvalik'ta Koç'a ait Setur Marina da hizmete giriyor.
Artik Koç'un bir ayagi Ayvalik'tadir.
2004 yili Agustos ayi sonunda Ayvalik'a gelen Rahmi Koç, Ayvalik Belediye Baskani Türközen onuruna Ayvalik Setur Marina'da düzenlenen yemekte, Alibey Adasi'ndaki Ayos Yannis Sapeli'ni restore ettirecegi müjdesini veriyor. Rahmi Koç, Ayvalik'ta geçirdigi 4-5 gün den sonra dünya seyahatine çikmak üzere Ayvalik'tan ayriliyor.
Bu arada Alibey Adasi'ndaki Taksiyarhis Kilisesi'nin açilmasi için girisimlerde bulunan Rotary Kulübü yemek organizelerini Koç'a ait Setur Marina'da yapmayi ihmal etmiyor.
Bu bilgiyi verdikten sonra, su notu eklemek sanirim konuyu daha da aydinlatacaktir.
2004 yerel seçimlerinde Rahmi Koç'un Ayvalik Belediye Baskanligi seçimlerine CHP lehine müdahil oldugu ve bu amaçla maddi yardimda bulundugu Ayvalik kamuoyunda yaygin bir kanaat. Ayvalik halkinin büyük çogunlugu, son yasananlara bakarak, bu kanaatini adeta inanç seviyesine çikarmis.
Ayvalik ve açik sehir
Yine 1997 yilina gidiyoruz. Koç, Trabzon macerasindan sonraki günlerde, bu defa Montrö'yü gündeme getirerek "Istanbul ve Çanakkale Bogazlari'nin tek bir idare altinda toplanmasi gerektigi"ni söylüyor, ardindan da bu idarenin "Özel bir kurulus degil, özerk bir kurulus olmasi gerektigi"ni ifade ediyor.
Koç, Montrö Sözlesmesi'nin Bogazlar'i Açik Deniz saydigini
hatirlatarak, bu konuda TBMM'ni, Genelkurmay'i ve Disisleri Bakanligi'ni da ikna edeceklerini eklemeyi ihmal etmiyor.
Böylelikle Türkiye'nin 1936 Montrö Sözlesmesi'yle garanti ettigi haklarini tartismaya açiyor. Kisacasi Istanbul ve Çanakkale Bogazlari, Türk karasularinin disinda kabul edilerek, uluslararasi bir yapinin yönetimine terk edilmek isteniyor.
Burada dikkatimizi çeken nokta Koç'un, Montrö Sözlesmesi'nin Bogazlari Açik Deniz saydigini bilhassa vurgulamasi ve Bogazlar için özerk bir yapayi öne çikararak, uluslararasi bir yönetimi istiyor olmasidir.
Aklimiza ister istemez "Ayvalik da açik sehir olsun, talebini Rahmi Koç ne zaman gündeme getirecek?" diye bir soru takiliyor.
Çünkü tam bu noktada ailesi bir Girit mübadili olan Ayvalikli yazar Ahmet Yorulmaz'in 29.04.2004 tarihinde Radikal'de yayinlanan bir mülakati dikkatimizi çekiyor. Yunanca'dan çevirileri ile mübadilleri anlatan romanlari bulunan ve "Büyük tas binalara, deniz ürünlerine düskünlügüm, anadan yana Venedikli oldugumu düsündürür bana." diyecek kadar da açik görüslü olan Yorulmaz, adi geçen mülakatta, düsmanligin Yunanlilar'da daha fazla yer ettigi görüsüne yer verdikten sonra, sunlari ekliyor:
"Entellektüelleri bile yayilmaci zihniyet sahibi olabiliyor ve bunu büyük bir ustalikla gizliyor. Mesela Ayvalik'in Açik Sehir olmasini istiyorlar."
Bundan sonra sözü daha fazla uzatmanin anlami var mi bilmen. Taslar yerine oturtuluyor ve plan hizli bir sekilde isletiliyor. Ancak, son sözümüzü söylemeden önce Ayvalik'la ilgili su kisa tarihi bilgiyi eklemekte fayda var.
Ayvalik Rumlari 1770'te Cezayirli Hasan Pasa vasitasiyla özerklik elde etmislerdi. Bu özerklik Rumlari simartmisti. l821'de baslayan Mora isyani Ayvalik'a da siçramis ve devlet bu isyani ancak silah gücü ile bastirabilmisti.
Ayvalik Rumlari özerk bir yapida olduklari için devlet içinde devlet gibi hareket ediyorlardi. 1897 Türk-Yunan savasina Yunan için gönüllü asker dahi gönderebiliyorlardi.
Ayvalik'taki Rumlar 1912 Balkan Savasi'nda iyice azitinca, Osmanli yönetimi Ayvalik'taki Rumlari tehcir ederek, zorla Yunanistan'a gönderdi.
Kurtulus Savasi yillarinda tekrar Ayvalik'a dönen Rumlar, savasin kazanilmasindan sonra mübadeleyle Yunanistan'a giderken, Limni, Girit, Midilli gibi adalardan ve Balkanlar'dan gelen Türkler Ayvalik'a yerlestirildiler.
Yeri geldiginde Ayvalik, Yunan için Izmir'den de önemli olmustur.
Kisaca verdigim bu tarihi bilgiden sonra, yazima noktayi sorularla koymak istiyorum.
Tarih, tekerrür mü ediyor - ettiriliyor?
Ayvalik, tekrar Rumlara ait özerk bir bölge haline mi getirilmek isteniyor?
Ayvalik, açik sehir olmaya dogru mu götürülüyor?
Ayvalik, ne zaman açik sehir ilan edilecek?
Ayvalik merkezli Kuzey Ege harekâtinin boyutlarindan Türk kamuoyunun ne kadar haberi var?
Umudumuz odur ki, bu sorularin cevabini Türkiye'de birileri biliyor olsun.