Dış Politika12 Mayıs 2005 00:00

Seninle bir dakika!! - Savaş Süzal

Belki Türkiye’deki meslektaşlarımız pek farkında değil ama Türkiye’de Tayyip bey ve takımı sayesinde yeniden ateşlenen bir farklı milliyetçilik var. Bu farklı milliyetçilik Batılıları ve Amerikalıları endişelendiriyor ve hatta korkutuyor. Farklı milliyetçilik dedim, açıklamakta yarar var. **Türk halkı artık öteki Türk yurtlarını falan bıraktı Anadolu’nun elinden gitmekte olduğunu farketti.**Genelde ABD ile müttefik olan Türk milliyetçileri Amerika’yı düşman ilan etmiş durumda. Sağcısı solcusu aynı sloganı, aynı kaygıları, aynı sorunları irdeliyor. Demek tüm ideolojiler tehlikenin farkında. Tehlikeyi yaratan AKP yalnız farkında değil. Sonuç, şimdiki milliyetçilik Türkiye’nin egemenliğini ulusal sınırlarını ve bağımsızlığını korumaya yönelik ve giderekte kuvvetleniyor. discount drug coupons codesamples.in free discount prescription cardescitalopram i alkohol nguoiviendong.net escitalopram i alkohol

Günlerdir, Tayyip Bey, Amerika’ya gelme ve Bush ile beş dakika görüşme konusunda neden bu kadar ısrarlı diye düşünüp duruyorum. Geçenlerde bir internet sitesinde okudum ve hakta verdim. Başbakan İngilizce bilmediği için görüşme süresinin yarısı tercümeyle geçecek. O zaman bu 10 dakika neden bu kadar önemli? Jeton birden, Bebek katili konusunda Avrupalı patronların kararı ardından AKP hükümetinin daha önce kararlaştırdıkları, “Mahkeme usul hakkında karar vermiştir, APO milletin vicdanında mahkum olmuştur, bunu kimse kullanmaya kalkmasın” sloganı ile düştü. Yapmayın Allahınızı severseniz Tayyip bey, kimsenin bu kararı kullanmasına gerek yok ki. Türkiye bu kararla yeteri kadar küçüldü zaten. 

      Evet Tayyip Bey neden Washington’a gelme konusunda bu kadar ısrarlı? Çünkü, savaş suçluları ile ilgili Cenevre konvensiyonunu bile tanımayan Bush ve ekibinden yardım istemek ve ne kadar çaresiz kaldıklarını vurgulamak için diye geliyor aklıma. Hani Semiha Yankı’nın söylediği ve aklımda inşallah yanlış kalmayan şarkısı gibi “seninle bir dakika, insana hayat veriyor canım”. Hemde Türkiye-ABD arasında mekik dokuma pahasına. İnanın, Turgut Özal bunların yanında zemzemle yıkanmış gibi kaldı.  Baksanıza, Bülent Arınç’ta geliyormuş ve acaba o ne anlatacak Amerikalı politikacılara? Herhalde Bülent Bey’in ortaya koyacağı hukuk ve siyaset cevherleri ardında, ABD Temsilciler Meclisi başkanı Hastler şaşkına dönecek ve anayasa mahkemesini kaldıracaktır. Başbakan ile gelecek Vecdi Gönül’ü Rumsfeld nedense hiç sevmedi, ısrar üzerine randevu veriyor ve bazende görüşmeden çekip gidiyor adamcağız. Peki Enerji bakanı ne yapacak burada?

           Belki Türkiye’deki meslektaşlarımız pek farkında değil ama Türkiye’de Tayyip bey ve takımı sayesinde yeniden ateşlenen bir farklı milliyetçilik var. Bu farklı milliyetçilik Batılıları ve Amerikalıları endişelendiriyor ve hatta korkutuyor. Farklı milliyetçilik dedim, açıklamakta yarar var. Türk halkı artık öteki Türk yurtlarını falan bıraktı Anadolu’nun elinden gitmekte olduğunu farketti. Genelde ABD ile müttefik olan Türk milliyetçileri Amerika’yı düşman ilan etmiş durumda. Sağcısı solcusu aynı sloganı, aynı kaygıları, aynı sorunları irdeliyor. Demek tüm ideolojiler tehlikenin farkında. Tehlikeyi yaratan AKP yalnız farkında değil. Sonuç, şimdiki milliyetçilik Türkiye’nin egemenliğini ulusal sınırlarını ve bağımsızlığını korumaya yönelik ve giderek te kuvvetleniyor.

İşin acı tarafı bu akıma ne yazık önderlik edecek sağda veya solda bir lider olmaması. Bahçeli ve ekibi son Ecevit hükümetiyle yıprandı, değişme sözü verdi ne yazık ki bunu sağlayamadı ve hatta APO’yu idam bile ettiremedi. DYP ise kendi içinde bir kaos yaşıyor. Milliyetçi seçmenlerden oy alarak bağımsız olarak Meclise giren Ağar’ın çabalarına rağmen bu parti de bir siyasi parti gibi hareket etmiyor. Erkan Mumcu’nun başına geçmesine rağmen, ANAP’ın sabıka dosyası öylesine kabarık ki halk artık bu partiden dürüst birilerinin çıkacağına inanamıyor. Öteki sağcı partileri ise tanınmıyor. Sol ise başka bir karışıklık içinde CHP içindeki bürokrat ihtiyatı ve korkusu sürüyor. Soldaki öteki partiler yerini bile belirlemekten aciz.

           Peki ne yapılabilir? Belki bu sağdaki üç parti biraraya gelerek tüm kaynaklarını üst üste koyup şimdiden yeni bir parti ortaya çıkarıp ellerindeki üç beş milletvekiline de bir gurup kurdurup seslerini duyurmaya ve tutarlı kavgacı bir muhalefet oluşturmaya şimdiden başlayabilir. Sol da, aynı şekilde bu darmadağınıklığı kesip prensiplerde anlaşarak birayaya gelebilir. Soldaki oyların oranının yüzde 40 lardan şimdilerde 20lere indiği söyleniyor. Onlarında biraraya gelerek aynı taktiği uygulaması gerek. Yani parçala böl yönet taktiklerine karşı, birleş ve kozunu kurduğun parti platformunda paylaş yönüne gidilebilir.

           Bu arada bizim AB yanlısı ve taraftarı gurup sesini kısmış gibi görünüyor. Herhalde onlarda halkın tepkisi nedeniyle bir taktik kararlaştırıyorlar. Belki de yalakalık yaptıkları Ampul iktidarının savunma sloganı tutar diye bekliyorlar. Dikkat ettim AB’ye giriş konusunda milletin beynini yıkayanlar birden bire ortadan çekiliverdiler. Hayırdır inşallah.

           Evet sevgili okurum her halde yaşlılık dedikleri bu olsa gerek, lafı ammada dolaştırıp uzattım. Aslında her şey beklendiği gibi gelişti ve gelişiyor. Biz boşuna yırtınıyormuşuz gibi geliyor içimden.