Dış Politika11 Mayıs 2005 00:00

İsrail ile ilişkiler - Ferruh Sezgin

F-16'ların aktif ve pasif ikaz sistemleriyle ilgili yazılımların ABD tarafından kasıtlı olarak verilmemesi ve bunları elde etmek isteyen Türkiye''ye İsrail harp sanayinin işaret edilmesiyle başlayan bu sürecin hedefi Türkiye''nin askeri teknolojide İsrail''e bağımlı kılınması ve Ankara''daki karar mekanizmalarının iradesinin ipotek altına alınması idi. Dolayısıyla, Türkiye''yi asıl yönlendirenler Washington''daki Siyonist merkezlerdir. Bu nokta gözden kaçırılırsa, Türk-İsrail ilişkileri üzerinde sağlıklı değerlendirmeler yapılamazlevitra and diabetes sexual dysfunction in diabetescialis manufacturer coupon drug coupon drug coupon cardabilify abilify alkohol abilify

Başbakan Erdoğan''ın hangi açıdan bakarsanız bakın "yanlış" olan İsrail gezisi pek çok çevre için yeni bir "İsrail propagandası" fırsatı doğurdu. Türkiye ile Arap devletleri arasında, giderilmesi pek mümkün görünmeyen bir "gerginlik ve güvensizlik" ortamının var olduğu bir "doğru"dur ve siyasi ilişkilerin düzenlenmesinde bu doğru gözardı edilemez.

Ancak, bazıları Arap devletlerinin Türk kompleksinden veya serbest iradelerinden, bazıları da Yahudi-Hıristiyan koalisyonunun yönlendirmelerinden kaynaklanan bu rahatsızlığın alternatifi "İsrail ile iyi ilişkiler" midir? Türk-Arap ilişkilerindeki rahatsızlıklar; Türkiye''de İsrail''e sempati duyanlar veya hararetli İsrail taraftarları veyahut İsrail muhipleri nazarında, Türk-İsrail ilişkilerini iyileştirmenin de ötesinde, Türkiye''nin İsrail''e bağımlı kılınması için emsalsiz bir fırsattır.

Başbakan Erdoğan''ın İsrail ziyareti, Türkiye''deki İsrail sempatizanlarına -veya taraftarlarına veyahut lobisine- yeni bir "görev yapma şansı" bahşetmiştir.

Bu çevreler, özetle, Türkiye ile İsrail arasındaki iyi ilişkilerin Türkiye''ye şu avantajları getirdiğini ileri sürmektedir: " 1994 tarihli Güvenlik ve İşbirliği Anlaşması Türkiye''ye, PKK''yı destekleyen Suriye, İran ve Yunanistan''a karşı bir müttefik bulma şansı vermiştir. " Kafkasya''daki Rusya-Ermenistan-İran işbirliğine karşı oluşturulan Türkiye-Azerbaycan-Gürcistan-İsrail yakınlaşması ile Türkiye''nin elde ettiği ilk somut kazanç, PKK''ya karşı verilen mücadelede ABD ve AB''den sağlanamayan askeri teknoloji ve istihbaratın İsrail''den sağlanması olmuştur. " Türkiye, İsrail istihbaratının yardımları sayesinde, Suriye ve İran hakkında istihbarat bilgilerine de ulaşmış ve Orta Doğu''da stratejik derinlik kazanmıştır. " Türkiye, İsrailliler için cazip bir turizm merkezi haline gelmiş, bunun sonucunda turizm gelirlerini önemli ölçüde artırmıştır. " İsrail''in sahip olduğu ileri tarım teknolojisi, Türkiye''nin GAP''ta yapacağı üretime büyük katkı sağlayacaktır. " Türkiye üzerinden İsrail''e su, doğalgaz, optik kablo, elektrik taşıyacak hatların tamamlanması ise Türk-İsrail ilişkilerinin stratejik işbirliği düzeyine ulaşmasının altyapısını oluşturacaktır. Türk-İsrail ilişkilerine pembe gözlüklerle bakmak ve herkesi de aynı gözlükleri takmaya yönlendirmek, acaba ne kadar doğru? Bir de, madalyonun diğer yüzüne bakalım: " Türkiye ile İsrail arasında askeri işbirliğini de kapsayan iyi ilişkiler, Washington''ın yönlendirmesi ile başla(tıl)mıştır.

F-16''ların aktif ve pasif ikaz sistemleriyle ilgili yazılımların ABD tarafından kasıtlı olarak verilmemesi ve bunları elde etmek isteyen Türkiye''ye İsrail harp sanayinin işaret edilmesiyle başlayan bu sürecin hedefi Türkiye''nin askeri teknolojide İsrail''e bağımlı kılınması ve Ankara''daki karar mekanizmalarının iradesinin ipotek altına alınması idi.

Dolayısıyla, Türkiye''yi asıl yönlendirenler Washington''daki Siyonist merkezlerdir.

Bu nokta gözden kaçırılırsa, Türk-İsrail ilişkileri üzerinde sağlıklı değerlendirmeler yapılamaz. " Kürtçülük ve bunun içinde PKK isyanı İsrail kaynaklıdır ve halen de desteklenmektedir.

İsrail''in Kürtçülüğe olan desteği, Irak''ın 1975''te bastırdığı Mustafa Barzani isyanından çok öncelere dayanır ve asıl sebep olan "ideolojik sebep" dışında Mezopotamya-GAP bölgesinin su, enerji, tarım alanlarını Kürtler üzerinden ele geçirmeyi hedef alır.

" Yahudi asıllı Kürtler''in İsrail''de iskanı, eğitilmesi ve bir kısmının Irak''a geri gönderilmesi; Dicle ve Fırat''ın suları üzerine uluslararası denetim getirilmesi isteği; GAP bölgesinde ve Konya Ovası''nda İsrail''e tarım alanları (kibbutz''lar) tahsisi talepleri ve Türkler üzerinden dolaylı toprak satın almalar; Musul-Yumurtalık petrol boru hattının sık sık sabotajlara maruz bırakılması; Abdullah Öcalan''ın Kenya''da Türk görevlilere teslim edilmesi; gibi operasyonlar ve politikalar, Türkiye-İsrail ilişkilerinde İsrail tarafının "iyi niyet taşımadığını" ve taşımasının da mümkün olamayacağını göstermektedir. " Aynı kötü niyet, Türkiye-İsrail askeri işbirliğinde de kendini göstermektedir ve Çin ile Hindistan''a askeri teknoloji ihraç eden İsrail, Türkiye ile ciddi ölçülerde ortak askeri yatırımlardan kaçınmaktadır. " Büyük Türkili''nin güney sınırları Kıbrıs-Halep-Kerkük hattından geçer.

Ancak, bu hattın kuzeyi, Türkiye''nin bir bölümü de dahil, aynı zamanda Arz-ı Mev''ud''un da sınırları içindedir.

Turan ve Arz-ı Mev''ud idealleri arasındaki kaçınılmaz çatışma, Türkiye-İsrail arasındaki iyi ilişkileri engeller. Türkiye üzerinden İsrail''e su, doğalgaz, optik kablo, elektrik taşıyacak hatların tamamlanması konusuna gelince… Öteden beri zaten bilinen, ama Radikal''in Ankara Temsilcisi Murat Yetkin''in 3 Mayıs 2005 tarihli yazısı ile bir kere daha kamuoyuna duyurulan bu projeler demeti, Türkiye için hayati önem taşımaktadır.

Zira, anahtarı Türkiye''nin elinde bulunacak su, elektrik, doğalgaz, iletişim sistemleri eliyle İsrail''in Türkiye''ye bağımlı kılınması, bu sayede Türkiye''nin İsrail''e olmaya başlayan askeri bağımlılığının dengelenmesi, yine bunlar sayesinde İsrail''in Türkiye üzerindeki ideolojik tehdidinin asgariye indirilmesi gibi konular, Türkiye için "beka konuları"dır ve Milli Güvenlik Kurulu''nun (MGK) görev alanı içindedir.

Ama, MGK tarafından bu perspektiflerle hiç ele alındı mı acaba? Ne yazık ki, sanmıyorum.