Dış Politika10 Mayıs 2005 00:00

KARADENİZ ÇIRPINIYOR - HÜSEYİN MÜMTAZ

AB üyeliği yolunda “her şeyi” göze alan Türkiye’nin; “her şeyi” göze aldığı batılılar tarafından keşfedildikçe önümüze konulan faturaların sayısı ve içeriği de artıyor.    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM), 12 Mayıs'ta açıklayacağı ve Abdullah Öcalan'a 'yeniden yargılama' yolunu açabilecek son kararını bekleyen Dışişleri, Strasbourg kaynaklarından, mahkemenin temyiz organı olarak görev yapan 17 yargıçlı Büyük Daire tarafından açıklanacak kararın, 2003 tarihli ilk karar gibi olacağı ve Türkiye'den 'adil yargılama hakkı' ilkesine uyumun isteneceği bilgisine ulaşmış.  Bunun üzerine de, Türkiye ve Avrupa'da yaşanacak gelişmeler de dikkate alınarak hükümete, 'Yeniden yargılama konusunda kanun değişikliği şart' telkininde bulunulmuş.discount drug coupons site printable coupons for cialiscialis forum link cialis bez receptasymbicort turbuhaler 200 6 cena blog.phmglobal.com symbicort cena

    Dışişlerinin bilgi notuna göre Öcalan’a 100.000 avro tazminat ödenecek ve Öcalan’la birlikte yeniden yargılanma başvurusunda bulunması sınırlanan 90 kişinin yeniden yargılanması için gerekli kanun değişiklikleri yapılana kadar “baskı sürecek” ve 3 Ekim görüşmeleri başlamayabilecekmiş.
            Avrupa Birliği Komisyonu Ankara Temsilcisi Hans Jörg Kretschmer de “eş zamanlı olarak” müzakerelere başlama kararına rağmen, Türkiye’nin AB üyeliğini sağlayacak gerekli reformlardan çok uzak olduğunu söylemiş.
Türkiye’nin Kıbrıs cumhuriyetini tanımaması durumunda, Kıbrıslı Rumların da Kuzey Kıbrıs’la yapılacak doğrudan ticareti veto etmekte serbest olduğunu savunan Kretschmer, Ermeni meselesinin AB’ye üyelikte bir kriter olmasa bile dolaylı olarak etkili olduğunu söylemiş.    Avrupa ile müşterek bir sınırı bile bulunmayan Ermenistan meselesinin, Türkiye’nin AB üyeliği ile ne gibi bir ilgisi olduğu okuyucuyu meraklandıracaktır. Öne sürülecek argüman, “Üye adayı ülkelerin, komşuları ile sınır problemlerini çözüp de gelmeleri gerektiği” olacaktır.             Hiç uğraşamayın… Bunu emsal göstererek “Peki Kıbrıs Rum kesimini komşusu olan KKTC ile sınır problemini çözmeden neden aldınız?” sorunuz havada kalacaktır.             “AB normları” denilen terazi Türkiye’yi başka, “Hıristiyan batılıları” başka tartar.             Şaşkın bakkal misali…             2-5 Mayıs 2005 tarihleri arasındaki Bakü gezimiz daha Türkiye’den ayrılmadan Ermenistan’la başladı, Türkiye’ye dönüşte de yine Ermenistan’la bitti.             ",1]
);

//-->

Türkiye’nin Kıbrıs cumhuriyetini tanımaması durumunda, Kıbrıslı Rumların da Kuzey Kıbrıs’la yapılacak doğrudan ticareti veto etmekte serbest olduğunu savunan Kretschmer, Ermeni meselesinin AB’ye üyelikte bir kriter olmasa bile dolaylı olarak etkili olduğunu söylemiş.   
Avrupa ile müşterek bir sınırı bile bulunmayan Ermenistan meselesinin, Türkiye’nin AB üyeliği ile ne gibi bir ilgisi olduğu okuyucuyu meraklandıracaktır.
Öne sürülecek argüman, “Üye adayı ülkelerin, komşuları ile sınır problemlerini çözüp de gelmeleri gerektiği” olacaktır.
            Hiç uğraşamayın… Bunu emsal göstererek “Peki Kıbrıs Rum kesimini komşusu olan KKTC ile sınır problemini çözmeden neden aldınız?” sorunuz havada kalacaktır.
            “AB normları” denilen terazi Türkiye’yi başka, “Hıristiyan batılıları” başka tartar.
            Şaşkın bakkal misali…
            2-5 Mayıs 2005 tarihleri arasındaki Bakü gezimiz daha Türkiye’den ayrılmadan Ermenistan’la başladı, Türkiye’ye dönüşte de yine Ermenistan’la bitti.
           
1 Mayıs sabahı havalanına giderken taksiyle Trabzon Devlet Tiyatrosu’nun önünden geçtim.             Kocaman afişler.. “6’ıncı Uluslar arası Karadeniz’e Kıyısı Olan Ülkeler Tiyatro Festivali”…             Katılanlar; Beyaz Rusya, Bulgaristan, Rusya, Romanya, Sırbistan, Gürcistan, Moldova.             Ne güzel…             Ve “Ermenistan”..             Ermenistan’ın; bağımsızlığını elde ettiği 1991’den beri Trabzon’u dünyaya açılan limanı olarak kullanmak isteyen Ermenistan’ın Karadeniz’le ne ilgisi vardır?             Kim çizmiştir bu haritayı? Kim Ermenistan’ı Kafkasların ortasından alıp Karadeniz’e kıyısı olan bir ülke haline getirmiştir?             Kafa yapısı; Türkiye’yi bir federasyon haline getirmek isteyen Özal döneminin kafa yapısıdır.             O zaman da “Karadeniz Ekonomik İşbirliği”ne aynı şekilde Pontus hayaliyle yatıp kalkan Yunanistan ortak edilmişti.             Şimdi KEİ’nin Bankası Selanik’tedir.",1]
);

//-->
1 Mayıs sabahı havalanına giderken taksiyle Trabzon Devlet Tiyatrosu’nun önünden geçtim.
            Kocaman afişler.. “6’ıncı Uluslar arası Karadeniz’e Kıyısı Olan Ülkeler Tiyatro Festivali”…
            Katılanlar; Beyaz Rusya, Bulgaristan, Rusya, Romanya, Sırbistan, Gürcistan, Moldova.
            Ne güzel…
            Ve “Ermenistan”..
            Ermenistan’ın; bağımsızlığını elde ettiği 1991’den beri Trabzon’u dünyaya açılan limanı olarak kullanmak isteyen Ermenistan’ın Karadeniz’le ne ilgisi vardır?
            Kim çizmiştir bu haritayı? Kim Ermenistan’ı Kafkasların ortasından alıp Karadeniz’e kıyısı olan bir ülke haline getirmiştir?
            Kafa yapısı; Türkiye’yi bir federasyon haline getirmek isteyen Özal döneminin kafa yapısıdır.
            O zaman da “Karadeniz Ekonomik İşbirliği”ne aynı şekilde Pontus hayaliyle yatıp kalkan Yunanistan ortak edilmişti.
            Şimdi KEİ’nin Bankası Selanik’tedir.
            Bana kim Selânik’in Karadeniz kıyısında olduğunu söyleyebilir?             Her iki olayda da ileri sürülen düşünce “dost ve kardeş Azerbaycan’ı da tür bu toplantılara bir şekilde dahil edebilmek için” Yunanistan ve Ermenistan’a da teklif götürüldüğü şeklindedir.             Türkiye’nin; çeşitli ortamlarda Azerbaycan’la çok çeşitli ilişkiler ve yakın kurabilmek için Ermenistan ve Yunanistan’ın vesayet ve velayetine ihtiyacı olduğunu hiç zannetmiyorum.             Türkiye Azerbaycan’la kimseye hesap vermeden ekonomik, siyasi, ilmi, kültürel ve askeri her türlü ilişkiyi kurabilmelidir. Kurmalıdır.             Bu açıdan bakınca, adı geçen Tiyatro Festivaline Azerbaycan Bakü Belediye Tiyatrosu’nun; Ermenistan’ı göstererek “Onun olduğu yerde ben yokum” deme hakkı bulunduğunu, böyle demesinin daha uygun olacağını ve belki de bu tür çıkışların, Türkiye’nin yanlışlarını düzeltmesine vesile olacağını düşünüyorum.             Lâf Karadeniz’den açılınca kolay kolay kapanmıyor.             Yunanistan’da misafir olarak bulunan Harbiye’lilerin odasına, üzerine İngilizce küfürlerin yazıldığı bir Türk bayrağının bırakıldığı ",1]
);

//-->

            Bana kim Selânik’in Karadeniz kıyısında olduğunu söyleyebilir?
            Her iki olayda da ileri sürülen düşünce “dost ve kardeş Azerbaycan’ı da tür bu toplantılara bir şekilde dahil edebilmek için” Yunanistan ve Ermenistan’a da teklif götürüldüğü şeklindedir.
            Türkiye’nin; çeşitli ortamlarda Azerbaycan’la çok çeşitli ilişkiler ve yakın kurabilmek için Ermenistan ve Yunanistan’ın vesayet ve velayetine ihtiyacı olduğunu hiç zannetmiyorum.
            Türkiye Azerbaycan’la kimseye hesap vermeden ekonomik, siyasi, ilmi, kültürel ve askeri her türlü ilişkiyi kurabilmelidir.
Kurmalıdır.
            Bu açıdan bakınca, adı geçen Tiyatro Festivaline Azerbaycan Bakü Belediye Tiyatrosu’nun; Ermenistan’ı göstererek “Onun olduğu yerde ben yokum” deme hakkı bulunduğunu, böyle demesinin daha uygun olacağını ve belki de bu tür çıkışların, Türkiye’nin yanlışlarını düzeltmesine vesile olacağını düşünüyorum.
            Lâf Karadeniz’den açılınca kolay kolay kapanmıyor.
            Yunanistan’da misafir olarak bulunan Harbiye’lilerin odasına, üzerine İngilizce küfürlerin yazıldığı bir Türk bayrağının bırakıldığı
 olayının ayyuka çıktığı günlerde Trabzon Anadolu Lisesi’nin “hatırlı konukları” vardı.             Efendim; Selanik’in “Karamaria” yâni, “Siyah Meryem” semtinin Lisesi Bakanlık ve Konsolosluğa başvurarak Trabzon Kanuni Anadolu Lisesi ile “kardeş okul” olmak istemiş.             Bu masum istek Milli Eğitim bakanlığı tarafından da kabul edilince Karamaria Lisesi’nin öğretmen ve öğrencileri atlayıp Trabzon’a gitmişler. (Trabzon Ekspres. 20 Nisan 2005)             Kanuni Anadolu Lisesi öğrencileri ile kısa sürede kaynaşarak “beraberce” sirtaki oynamış, horon tepmişler.             Konuk ekibin Okul Müdürdü Samarran Athanasius sebebi ziyaretlerini şöyle açıklamış.             “Kanuni Anadolu Lisesi’ni tercih ettik. Çünkü bu okul 1923 yılına kadar karamaria Lisesi olarak eğitim veriyordu. Adı daha sonra değişti. Atalarımız burada eğitim gördü. Biz de atalarımızın mezun olup eğitim gördüğü bu okulu hem ziyaret edip hem de ikili ilişkilerimizi geliştirmeyi düşünüyoruz. Burada çok sıcak karşılandık. Tekrar geleceğiz.”             “Konuk” Müdür, öğretmen ve öğrenciler bahçede folklor gösterileri yaptıktan sonra evsahipleri tarafından organize edilen çay partisine de katılmışlar. ",1]
);

//-->
 olayının ayyuka çıktığı günlerde Trabzon Anadolu Lisesi’nin “hatırlı konukları” vardı.
            Efendim; Selanik’in “Karamaria” yâni, “Siyah Meryem” semtinin Lisesi Bakanlık ve Konsolosluğa başvurarak Trabzon Kanuni Anadolu Lisesi ile “kardeş okul” olmak istemiş.
            Bu masum istek Milli Eğitim bakanlığı tarafından da kabul edilince Karamaria Lisesi’nin öğretmen ve öğrencileri atlayıp Trabzon’a gitmişler. (Trabzon Ekspres. 20 Nisan 2005)
            Kanuni Anadolu Lisesi öğrencileri ile kısa sürede kaynaşarak “beraberce” sirtaki oynamış, horon tepmişler.
            Konuk ekibin Okul Müdürdü Samarran Athanasius sebebi ziyaretlerini şöyle açıklamış.
            “Kanuni Anadolu Lisesi’ni tercih ettik. Çünkü bu okul 1923 yılına kadar karamaria Lisesi olarak eğitim veriyordu. Adı daha sonra değişti. Atalarımız burada eğitim gördü. Biz de atalarımızın mezun olup eğitim gördüğü bu okulu hem ziyaret edip hem de ikili ilişkilerimizi geliştirmeyi düşünüyoruz. Burada çok sıcak karşılandık. Tekrar geleceğiz.”
            “Konuk” Müdür, öğretmen ve öğrenciler bahçede folklor gösterileri yaptıktan sonra evsahipleri tarafından organize edilen çay partisine de katılmışlar.

            Gazete haberi “sıcak ilişkilerin” sergilendiği 6 renkli fotoğrafla süslenmiş.             Haberler, Kanuni Anadolu Lisesi öğretmen ve öğrencilerini, “Şimdi kim Yunanistan’a gidecek heyette yer alacak” şeklinde tatlı bir heyecanın sardığını gösteriyor.             Trabzon’da haberler bitmiyor..             1-7 Ağustos’da da Maçka’da “Sümela Festivali” düzenlenmiş.             Ne tesadüf… Ağustos’un başı tam da her sene yabancı papazların akın ettiği “Kutsal Sümela Yortusu”na denk gelmektedir kıymetli okuyucu..             Trabzon bütün bunlar olurken bir taraftan da bir “kara mizah” şaheseri gibi “kanuni Haftası”nı kutluyordu.             90’lı yıllarda Kanuni’nin Trabzon’da doğduğunu bir Macaristan seyahati sırasında “keşfeden” zamanın valisi (Şimdi Antalya’da keşiflerle uğraşmaktadır) “Tez Kanuni’nin doğduğu ev buluna” fermanı yazar.             Harıl harıl ev aranırken kimsenin aklına babası Şehzade Selim’in evde oturmuş olamayacağı, bir saray yavrusu aranması gerektiği gelmez. Emir büyük yerdendir ya “ev” bulunur ve “kutlamalar” başlar.",1]
);

//-->
            Gazete haberi “sıcak ilişkilerin” sergilendiği 6 renkli fotoğrafla süslenmiş.
            Haberler, Kanuni Anadolu Lisesi öğretmen ve öğrencilerini, “Şimdi kim Yunanistan’a gidecek heyette yer alacak” şeklinde tatlı bir heyecanın sardığını gösteriyor.
            Trabzon’da haberler bitmiyor..
            1-7 Ağustos’da da Maçka’da “Sümela Festivali” düzenlenmiş.
            Ne tesadüf… Ağustos’un başı tam da her sene yabancı papazların akın ettiği “Kutsal Sümela Yortusu”na denk gelmektedir kıymetli okuyucu..
            Trabzon bütün bunlar olurken bir taraftan da bir “kara mizah” şaheseri gibi “kanuni Haftası”nı kutluyordu.
            90’lı yıllarda Kanuni’nin Trabzon’da doğduğunu bir Macaristan seyahati sırasında “keşfeden” zamanın valisi (Şimdi Antalya’da keşiflerle uğraşmaktadır) “Tez Kanuni’nin doğduğu ev buluna” fermanı yazar.
            Harıl harıl ev aranırken kimsenin aklına babası Şehzade Selim’in evde oturmuş olamayacağı, bir saray yavrusu aranması gerektiği gelmez.
Emir büyük yerdendir ya “ev” bulunur ve “kutlamalar” başlar.
Yâni bir taraftan “Cihan Padişahı Kanuni” Haftası etkinlikleri kutlanırken Trabzon’da Ermeni Tiyatrosu, Karamaria Lisesi gösteri yapıyordu kıymetli okuyucu ve Maçka’da da “Sümela Festivali” hazırlıkları tam gaz devam ediyordu. Bitmedi.. Belediye, şehir içindeki 4. yüzyılda (1349-1390) 3. Aleksios tarafından yaptırılan ve 18. ve 19. yüzyıllarda ilaveler yapılıp onarılarak, 19. yüzyılda son şeklini alan “Kızlar Manastırı”nı da temizleyip düzenleyerek “hizmete” sunuyordu. Böylece turistler artık Ayasofya “Kilisesi”, Sümela Manastırı ve Kostaki Konağı’ndan sonra şehirde bir de Kızlar manastırı’nı gezip görebileceklerdi.             Nisan ayının sonunda MGK’nın; yeni Milli Güvenlik Siyaset Belgesi hazırlıkları için görüş istediği kurumlardan olan Genelkurmay’ın konu ile ilgili şu notu hiç dikkate bile alınmıyor muydu yoksa Genelkurmay iş olsun diye mi o satırları yazmıştı:             “Türkiye’nin toprak bütünlüğünü tehdit edecek şekilde ‘Rum-Pontus’ propagandasına engel olunmalı. “             Her ne hâl ise.. ",1]
);

//-->

Yâni bir taraftan “Cihan Padişahı Kanuni” Haftası etkinlikleri kutlanırken Trabzon’da Ermeni Tiyatrosu, Karamaria Lisesi gösteri yapıyordu kıymetli okuyucu ve Maçka’da da “Sümela Festivali” hazırlıkları tam gaz devam ediyordu.
Bitmedi..
Belediye, şehir içindeki 4. yüzyılda (1349-1390) 3. Aleksios tarafından yaptırılan ve 18. ve 19. yüzyıllarda ilaveler yapılıp onarılarak, 19. yüzyılda son şeklini alan “Kızlar Manastırı”nı da temizleyip düzenleyerek “hizmete” sunuyordu.
Böylece turistler artık Ayasofya “Kilisesi”, Sümela Manastırı ve Kostaki Konağı’ndan sonra şehirde bir de Kızlar manastırı’nı gezip görebileceklerdi.
            Nisan ayının sonunda MGK’nın; yeni Milli Güvenlik Siyaset Belgesi hazırlıkları için görüş istediği kurumlardan olan Genelkurmay’ın konu ile ilgili şu notu hiç dikkate bile alınmıyor muydu yoksa Genelkurmay iş olsun diye mi o satırları yazmıştı:
            “Türkiye’nin toprak bütünlüğünü tehdit edecek şekilde ‘Rum-Pontus’ propagandasına engel olunmalı. “
            Her ne hâl ise..

            Rüya gibi geçen ve gelecek yazılarda ayrıntılı olarak anlatacağım Bakü seyahatinden döndükten sonra da gazetelerde şu haberi okudum: (Hürriyet 8 Mayıs 2005)             “Trabzon Devlet Tiyatrosu’nda Ermenilere karşı dostluk hakimdi. 6. Uluslararası Karadenize Kıyısı olan Ülkeler Tiyatro Festivali çerçevesinde kente gelen ekip, ‘Psikoz 4.48’ adlı oyunu sergiledi. Oyunun bitişiyle birlikte salonu dolduran izleyiciler, Ermeni sanatçıları ayakta alkışladılar. Ermeni sanatçılar, dakikalarca süren alkışlar ve ‘Bravo’ haykırışları arasında izleyicileri selamladı. Sanatçılar, alkışlar nedeniyle defalarca sahneye döndüler. Önceden dağıtılan Türkçe metin ve oyunun aksiyon ağırlıklı olması Rusça oynanmasına rağmen anlaşılmasını kolaylaştırdı. Kuliste konuştuğumuz Ermeni Yönetmen Suren Shahverdyan, sanatın, tiyatronun ne kadar büyük bir dostluk aracı olduğunu bir kez daha gördüklerini vurguladı. ‘Tiyatro bayrağını Türkiye’de dalgalandırmaktan mutlu olduğunu’ ve ülkesine döndüğünde de burada gördüğü dostluğu anlatacağını dile getiren Shahverdyan, şöyle devam etti: ‘Siyasetin, devletlerin çözemediklerini, belki de biz sanatın, tiyatronun diliyle çözebiliriz. Sanat da bunun için en iyi araçtır. Bizleri kurtaracak olan barış ve sevgidir. Benim oyunumda da zaten karşılıklı aşk, sevgi ve barış konusu işleniyor. Devletler arasında düşmanlık, savaş ve terörün bitmemesi halinde yaşanacakları dünya daha fazla kaldıramaz. İşte böyle bir durumda kar yağar. O nedenle de benim oyunumun sonunda dünyaya ‘kara’ kar yağdı.”             Psikoz 4.48 adlı “Rusça” oyunu “anlayarak” ayakta dakikalarca alkışlayan “tiyatro severlerin” oyunun sonunda yağan “kara kar”ın ne olduğunu anlayıp anlamadıklarını şiddetle merak ediyorum.",1]
);

//-->
            Rüya gibi geçen ve gelecek yazılarda ayrıntılı olarak anlatacağım Bakü seyahatinden döndükten sonra da gazetelerde şu haberi okudum: (Hürriyet 8 Mayıs 2005)
            “Trabzon Devlet Tiyatrosu’nda Ermenilere karşı dostluk hakimdi. 6. Uluslararası Karadenize Kıyısı olan Ülkeler Tiyatro Festivali çerçevesinde kente gelen ekip, ‘Psikoz 4.48’ adlı oyunu sergiledi. Oyunun bitişiyle birlikte salonu dolduran izleyiciler, Ermeni sanatçıları ayakta alkışladılar. Ermeni sanatçılar, dakikalarca süren alkışlar ve ‘Bravo’ haykırışları arasında izleyicileri selamladı. Sanatçılar, alkışlar nedeniyle defalarca sahneye döndüler. Önceden dağıtılan Türkçe metin ve oyunun aksiyon ağırlıklı olması Rusça oynanmasına rağmen anlaşılmasını kolaylaştırdı. Kuliste konuştuğumuz Ermeni Yönetmen Suren Shahverdyan, sanatın, tiyatronun ne kadar büyük bir dostluk aracı olduğunu bir kez daha gördüklerini vurguladı. ‘Tiyatro bayrağını Türkiye’de dalgalandırmaktan mutlu olduğunu’ ve ülkesine döndüğünde de burada gördüğü dostluğu anlatacağını dile getiren Shahverdyan, şöyle devam etti: ‘Siyasetin, devletlerin çözemediklerini, belki de biz sanatın, tiyatronun diliyle çözebiliriz. Sanat da bunun için en iyi araçtır. Bizleri kurtaracak olan barış ve sevgidir. Benim oyunumda da zaten karşılıklı aşk, sevgi ve barış konusu işleniyor. Devletler arasında düşmanlık, savaş ve terörün bitmemesi halinde yaşanacakları dünya daha fazla kaldıramaz. İşte böyle bir durumda kar yağar. O nedenle de benim oyunumun sonunda dünyaya ‘kara’ kar yağdı.”
            Psikoz 4.48 adlı “Rusça” oyunu “anlayarak” ayakta dakikalarca alkışlayan “tiyatro severlerin” oyunun sonunda yağan “kara kar”ın ne olduğunu anlayıp anlamadıklarını şiddetle merak ediyorum.
            Önce Yunanların “Kara Maria”sı sonra Ermenilerin “Kara Kar”ı..             İnanın bir hafta içindeki bu kadar “dışkaynaklı” “karanlık” benim için bile çok fazla..             Karadeniz çırpınmasın da ne yapsın? 9 Mayıs 2005
“57’iNCİ ALAY ÇANAKKALE’DE, TRABLUSGARP’TA, FİLİSTİN’DE, SAKARYA’DA 57’İNCİ ALAY HERYERDE   HEPİMİZ 57’İNCİ ALAYIN NEFERİYİZ”",1]
);

//-->

            Önce Yunanların “Kara Maria”sı sonra Ermenilerin “Kara Kar”ı..
            İnanın bir hafta içindeki bu kadar “dışkaynaklı” “karanlık” benim için bile çok fazla..
            Karadeniz çırpınmasın da ne yapsın?


“57’iNCİ ALAY ÇANAKKALE’DE, TRABLUSGARP’TA, FİLİSTİN’DE, SAKARYA’DA
57’İNCİ ALAY HERYERDE 
 HEPİMİZ 57’İNCİ ALAYIN NEFERİYİZ”