Dış Politika6 Mayıs 2005 00:00

Bize de onlar öğretti - Emin Pazarcı

Türkiye'de polis göstericileri coplayamaz.Göstericiler, kendisine taşlarla saldırsa dahi, polis kılını kıpırdatamaz. Gözaltına alınan sanığa, kesinlikle kötü muamele yapılamaz. Söz konusu Amerika olursa, durum farklı... Orada her şey serbest. Tutukladığın insanı çırılçıplak soyabilirsin. Onları üst üste yığıp, önünde fotoğraf çektirebilirsin. Canın isterse, köpek gibi boyunlarına tasma geçirip gezdirebilirsin. Hatta, insan bile öldürebilirsin...levitra and diabetes sexual dysfunction in diabetesfusidinezuur voetschimmel click fusidinezuur acnesymbicort turbuhaler 200 6 cena blog.phmglobal.com symbicort cenacleocin 150 mg read cleocin 300 mgmicardisplus 80/25 mg click micardis plus 80 12.5 mgdiscount card prescription discount coupon for cialis prescription drugs discount cards

Medeniyetin gereğidir bu!

"Medeni" ülkeler her türlü işkenceyi yapabilirler. Ama, sen yapamazsın.

Bizim polisimiz, İstanbul'da kadınlara karşı cop kullandı. Bütün dünya ayağa kalktı. Canı sıkılan, önüne gelen Türkiye'yi protesto etti.

Geçen yıl ABD askerleri Felluce'de bir cinayet işlediler. Caminin içinde yaralı yatan silahsız bir Iraklı'yı katlettiler.

Bu cinayet "savaşın gereği" sayıldı... Katil ABD askerleri yargı önüne bile çıkarılmadı.

Yine Irak'ta, Ebu Gureyb Cezaevi'nde akıl almaz işkenceler yapıldı. Tutuklular çırılçıplak soyuldu. Bazılarının boyunlarına tasmalar geçirildi. Her türlü insanlık dışı uygulamadan örnekler verildi. Cezaevinde işkence sonucu ölenler oldu.

İşkenceciler, insanlık dışı bu uygulamaları yaparken, hatıra fotoğrafları bile çektirdiler.

ABD'li bayan asker Linda England, bu işkencelerin sembolü oldu. Çektirdiği iğrenç fotoğraflar bütün dünya basınında yayınlandı.

Hemen bir açıklama yapıldı:

- Olayla ilgili soruşturma açılmıştır.

Peki soruşturma sonunda ne oldu? Bu fotoğrafların "infaz memurlarının eğitimi için" çekildiği açıklandı. İğrenç işkencelere garip bir kılıf bulundu. Linda England'a bir gün bile ceza verilmedi.

Yapılan işkenceler, ABD askerlerinin yanına kâr kaldı!

* * *

Demek ki...

Bunların "insan hakları" diye uydurdukları değerlerin tamamı hikâye!..

"İnsan hakları" güçlünün belirlediği bir kavram. Sınırlarını onlar çiziyorlar. Ardından da diledikleri gibi kullanıyorlar. İşlerine gelirse dayatıyorlar, işlerine gelmezse ayaklarının altına alıp çiğniyorlar.

Biz de sürekli olarak bağırıyoruz:

- Hedefimiz, insan haklarında batı standartlarını yakalamak...

Aman kalsın...

Bırakın yakalamayalım!

* * *

Bu Amerika, her yıl "insan hakları raporları" yayınlıyor. Bütün ülkeleri alt alta yazıp sorguluyor.

Bizi de listenin en alt sıralarına koyuyor.

Oysa, biz hiç bir zaman insan hakları konusunda ABD'nin ulaştığı o kötü sicili yakalayamadık. Türkiye'nin en karanlık dönemi olan 12 Eylül 1980 İhtilâli'nden sonra bile cezaevlerinde bu derece işkence yapılmadı.

Üstelik, o dönemde de bu işin arkasında Amerika vardı. Türkiye'de işkence yapanları onlar eğittiler. İşkenceyi Türk polisine Amerikalılar öğrettiler.

* * *

Ebu Gureyb Hapishanesi'nde yaşananlar devede kulak...

Biz, internet sitelerinde çok daha vahimlerini gördük. ABD askerlerinin Iraklı kadınlara tecavüz sahnelerini izledik. 3-5 tanesinin birden hayvanca kadınların ve kızların üzerine çullanmalarını seyrettik.

Hepsi örtbas edildi, unutuldu gitti.

Onlar unutuldu, ama bizim polisimizin İstanbul'daki coplama görüntüleri hiçbir zaman unutulmayacak. Çünkü, biz daha onlar kadar "medeni" olamadık!