KIBRIS ÇATIŞMALARA GEBE! - Ayşe KOCATÜRK -
GKRY, bugün (29 NİSAN 2005) KKTC’DE, 1974 öncesi eski Rum arazisi, evi, malında oturan ya da bu malları satan kişilere yani KKTC’deki Türk halkına, ellerine ulaşması için tebligat mektubu yollamaya başladı. Bu tebligat mektuplarını bilinçsizce imzalayarak teslim almaya başlayan Kıbrıs Türkleri GKRY mahkemeleri önüne eski Rum mallarını satmak, devretmek gibi konularda yargılanmayı kabul ettiği anlamına gelmektedir.. Sözkonusu Tebligat mektuplarının imzalanmaması gerekmektedir. cialis manufacturer coupon open drug coupon card
ACİLEN TÜM KIBRIS TÜRKLERİNE VE KKTC’DE TOPRAĞI OLAN TÜRK KARDEŞLERİMİZE DUYURULUR!
YENI RUM PSKOLOJİK SAVASINDA
KIBRIS ÇATIŞMALARA GEBE!
HEDEFLENEN SENARYODA EMPERYALIST GÜÇLERİN HEDEFİ...
GKRY, bugün (29 NİSAN 2005) KKTC’DE, 1974 öncesi eski Rum arazisi, evi, malında oturan ya da bu malları satan kişilere yani KKTC’deki Türk halkına, ellerine ulaşması için tebligat mektubu yollamaya başladı.
Bu tebligat mektuplarını bilinçsizce imzalayarak teslim almaya başlayan Kıbrıs Türkleri GKRY mahkemeleri önüne eski Rum mallarını satmak, devretmek gibi konularda yargılanmayı kabul ettiği anlamına gelmektedir.. Sözkonusu Tebligat mektuplarının imzalanmaması gerekmektedir. Bakınız, anılan haberin açıklamasında Rum Hükümet Sözcüsü Kipros Hrisostomidis ne diyor?
“GKRY Sözcüsü Kipros Hrisostomidis, KKTC’deki eski Rum mallarının istismar edildiğini iddia ederek, “Rum hükümetinin, uluslararası hukukun ihlalinin sona erdirilmesi için elinden gelen herşeyi yaptığını” söyledi. Hrisostomidis, önceki gün yapığı açıklamada, “ bu istismarın BM çözüm planının kabul edilmiş olması halinde bile engellenemeyeceğini, AB’den Ankara’ya, AİHM mülkiyetle ilgili kararına saygı gösterme çağrısında bulunmasını istediğini belirtti..” (http://www.moi.gov.cy/moi/pio/pio.nsf/l_briefing_en/l_briefing_en?OpenDocument)
Rumlar, Adayı Helenleştirme yolunda uyguladıkları Psikolojik Savaşın bir başka örneğini bu açıklama ile bizlere göstermişlerdir.. GKRY’nin hazırlattığı tebliğ yazılarını KKTC’de eski Rum mallarını tutan Kıbrıslı Türklere ya da 1974 sonrası adaya gelen Türklere yollamaya başlaması hiç kuşkusuzki kabul edilemez bir konudur ve bu konunun hemen önüne geçilmelidir. Psikolojik olarak yıpratılmaya çalışılan Türk halkına destek açıklamaları ilgili makamlardan(KKTC ve TC’den) hemen gelmelidir.
Bahsekonu girişim ve açıklamalar ile Rumlar,
- Adada var olan sorunu daha da karmaşık hale sokmaya çalışacaklardır.
- Bu yolla daha önce Rumların mal mülk konusunda AİHM’ne dava açmaları yolunun önünü kesmek için KKTC’de kurulan Tazmin Komisyonuna yönlendirilmek isteyen kişiler, maalesef Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin, KKTC’deki Tazmin Komisyonunu kısa zaman önce yeterli bulmadığını ifşa eden açıklaması ile KKTC’deki Komisyonu hiçe saymış ve Rumların KKTC ya da TC aleyhine açılacak davaları direkt kendi kanalından kabul edeceği mesajını vermiştir.
- Karşı harekat unsurlarınca başlatılan bu girişim ile KKTC DEVLETİ gözardı edilmekte,
- ayni zamanda halk arasında bir Moral bozukluğu yaratılmak istenmekte, bunun sonucunda da insanlarımızın oturduğu yerleri benimsememesine vesile olacak eylemler ve açıklamalar yapılmaktadır.
- Devamla, bu durumda özellikle Güney’de çalışan ve eski Rum malları olan, onları satan Kıbrıs Türklerinin zora girerek Rum mahkemeleri ile yüz göz olmalarına, bu tebliğe imza verip de mahkemeye gitmeyenlerin ise bir daha GKRY’ne geçemeyecek konuma gelmelerine, bu da güneyde çalışanların işsiz konuma gelmelerine sebep olacak ortamlara girilmesine sebep olacaktır.
Tüm bunların sonucunda oluşacak Kötü senaryolara devam etmek gerekirse, KKTC Devletine verdiği tapulara halkın benimsememesi, Devlete güveninin sarsılması ve Güneyin uygulamaları “uluslararsı hukuk yolunda girişim”adı altında yasallaştırılmaya çalışılmakta olduğu söylemine inanmasıdır. Bu konuda karşı tarafın bu girişimlerine KKTC’de destek verecek kişiler Rum söylemlerini medya yolu ile halka duyuracaklar, ve Rum çıkarlarına hizmet edeceklerdir.
Peki olası böyle durumda ne olacak?
KKTC’deki son zamanlardaki inşaat alanında olan kalkınmanın önüne geçilecektir. Kıbrıs Türklerinin adada varılması hedeflenen uzlaşı/çözüm bulunması sürecinde, önümüze daha da beter konulacak olan, daha da çok haklarımızın elinden alıncağı, Kıbrıs Türklerinin azınlık olacağı, Türkiyenin Akdenizde egemenliğinin sona ereceği, yani adanın Yunan olmasına vesile olacak yeni versiyon Annan planının kabul etmesinin zemini hazırlanacaktır..
Sözkonusu yaşanacak sıkıntılardan bıkacak halka, plana “evet” derseniz “size villalar evler verilecek, tapular sizin olacak...” mesajları yani propogandaları yapılmaya devam edilecek ve “evet” denmesi sağlanacaktır. Bu aşikardır.
Türk halkı bu konulara duyarlı olmalıdır. Bu konu oldukca önemlidir. Gereken tedbirleri, açıklamaları hükümetlerimiz alamamsı halinde Davamıza zarar gelecektir. Kanayan yaramızı daha da acıtacaktır. Daha önce de belirtmiştim yine belirtiyorum, Adada etnik çatışmalara sebep olacak konulardan bir tanesi de mal-mülk konusu ve bu konuda annan planında yer alan hükümlerdir.
Özellikle Annan planında eski Rum mallarının 3’de 1’nin “Türk Kurucu Devlet” sınırları dahilinde olsa bile Rumlara verileceği, eski Rum mallarını kullanan ve “Türk Kurucu Devleti” içerisinde kalan Türklerin kullandıkları eski Rum evlerinde ise her Rum ailenin haftada 3 gece konaklama hakkı olacağını biliyormuydunuz? Bu ve buna benzer akıl ve mantık dışı koşulların yer aldığı bir planda ki bu belirttiklerim sadece çok az bir kısmından olanlardır, bir sukünet ortamı olması çok ama çok zordur..
Bugün birçok aile reisi şunu söyler “Evime elin gavuru gelecek, haftada 3 gece konaklasın, vallahi gan çıkar, golayısa gelsin de galsın, benim eşim, gızım evde olacak da ben izin verecem ha elin gavuruna...hade bakayım, kim paşa göreceyik..gan çıkar, ne olacağısa olur, galibam tekrar silahlanacayık....”
Evet, gerçekler bunlar kıymetli kardeşlerim. Kıbrıs’ta kara fırtına kopacaktır. Bunun kopması için çalışan özellikle Amerika, İngiltere ve Avrupa, çıkacak hadiseleri bahane ederek adada özellikle de üs yaratmak isteyecektir. İngilizler, üslerinin devamını sağlamak için ki sukünet içinde olan Kıbrısta İngiliz üslerinin varlığı sorun olacağından, adada var olan sorunu daha da şiddetle devam ettirmeleri gerekiyor, ikili oynayarak, böl-yönet politikası ile bunu sağlamaya çalışmaktadır..Diğer taraftan, özellikle Büyük Orta Doğu Projesi ile bölgede etkin olmak isteyen, Türkiye Cumhuriyeti’nin bölgedeki etkinliğini sona erdirmek isteyen ve gücü eline geçirmek isteyen Amerika adada önce bir uzlaşı yaratmaya destek vermekte ardından da bu hadiselerin yaşanmasına yardımcı olacaktır..Tıpkı geçmişte olduğu gibi..
Bu noktada şunu ifade etmek istiyorum, Hiç düşündünüzmü neden Amerika’nın GKRY Büyükelçisi Michael Klosson Annan planı dönemide KKTC’de köy köy gezerek plana “evet” detirtmeye çalışmıştır? Neden USAID yardımları ile Kıbrıs Türkleri milli bilinçleri, tarihlerinden yoksunlaştılımaya çalıştırılmaktadırlar? “İki toplumlu etkinlikler” adı altında “barış, ortak kimlik..”gibi kavramlar temelinde insani hava yaratmaya çalışarak, olası anlaşmaya Türklerin Devletlerinden vazgeçerek, Rumlarla birleşmelerine evet demeleri sağlamaya çalışmnaktadırlar...
Düşününüz bunları.....Kara Fırtına olacak, bu sürece girildi..Türk askeri adadan çıkması yönünde yapılan baskılar, GKRY’ni tanıma anlamına gelecek Ankara Protokolünün Türk hükümeti tarafından imzalanması için var olan mevcut baskılar ve artacak baskıların sonucunda eğer protokol imzalanırsa hem KKTC ortadan kalkacak, hem de “tüm adanın tek sahibi ve milleti olduğunu” ifade eden rumlara bu hak kendi elimizle verilecektir, dolayısıyle de adada Rumların tabiri ile “işgalci” konumunda olan Türk askerinin adadan çekilmesi süreci başlayacak ve önüne geçilmeyecek bir çözülme süreci başlayacaktır...
Tüm bu olması istenen hadiseler karşısında, şöyle gözümüz yaşlı, bağrımız yanık gözlerimizi kuzeye çeviriyor, başımızı göğe kaldırarak Anadoluya bakıyoruz ve soruyoruz tüm bunları gören ve de önüne geçmeyi amaç edinen bir Türk hükümeti politikası varmı? Varsa nerde?....
Yorum ve takdir sizlerindir..
Ayşe KOCATÜRK