Dış Politika26 Nisan 2005 00:00

TÜRKİYE SADIK BİR MÜTTEFİK DEĞİLMİŞ!

Washington merkezli CATO Enstitüsü Başkan Yardımcısı Dr. Ted Galen Carpenter, Türkiye'nin sadık bir ABD müttefiki ya da Ortadoğu ile Kafkaslarda bir denge faktörü olmadığını söyledi. Carpenter, bu yöndeki açıklamayı Daha Büyük New York Helenik Toplumları Federasyonu Ulusal Ortaklık Komitesi tarafından düzenlenen etkinlikte yaptı. Kıbrıs sorunuyla ilgili olarak Carpenter, Ankara'nın, BM planının Kıbrıslı Rumlar tarafından reddedilmesinin ardından kendini "iyi çocuk" olarak göstermeye çalıştığını söyledi. Türkiye'nin AB ve ABD'yi istismar ettiğini ifade eden Carpenter, Türkiye'nin Kıbrıs sorunundaki tutumunun daha da katı olacağını kaydetti. levitra and diabetes diabetes sexuality treatment sexual dysfunction in diabetescialis coupons printable link discount prescription drug cardsymbicort turbuhaler 200 6 cena blog.phmglobal.com symbicort cenacialis walgreen coupon site cialis coupon

ABD'nin hem Soğuk Savaş döneminde, hem de Soğuk Savaş sonrası dönemde Türkiye'ye özel bir şekilde davranmış olduğuna işaret eden Dr. Carpenter, Soğuk Savaş sonunda ABD'nin "kilit taş güç tezini" benimsediğini anımsatarak, Türkiye'nin "kilit taş gücü" olarak görüldüğünü ifade etti.

Dr. Carpenter, yaptığı analizde yukarıda belirtilen tezle ilgili tüm dört temel argümanı ele aldı ve Türkiye'nin tutumunun hem Ortadoğu, hem de Kafkaslar ve ayrıca Avrupa Birliği için güçlüklere yol açtığı sonucuna vardı.


Türkiye'nin "sadık bir müttefik" olması tezini değerlendiren Dr. Carpenter, bunun Soğuk Savaş döneminde doğru olmasına rağmen Türkiye'nin Irak'taki son zamanlardaki tutumunun bunun tam tersinin söz konusu olduğunu kanıtladığını vurguladı. Dr. Carpenter, Türkiye'nin müttefik uçaklarına Irak'ı bombalamaları için üslerini kullanmasına izin verirken, müttefik askerlerine Irak'taki kuzey cepheyi açmayı reddetmiş olduğunu anımsattı.

Türkiye'nin bölgede bir istikrar faktörü olmasıyla ilgili tartışmalara ilişkin Dr. Carpenter, Türklerin, Kürtlerin Kerkük'ün kontrol altına alması halinde Irak'ın istila etmekten söz etmesi ve Ermenilere karşı tehdit oluşturmasının bunun tam aksini ispatladığını belirtti.

Türkiye'nin laik bir ülke olduğunu ve batının parçası olduğunu iddia edenlere yanıt veren Dr. Carpenter, kimsenin Erdoğan'ın partisinin rehberliği altında bunu iddia edemeyeceğini ifade etti. Carpenter, Türk basınında yer alan haberlerin Amerikan ve Yahudi karşıtlığının yükselişte olduğunu gösterdiğini belirtti.

Dr. Carpenter, "tüm bunlar, Türkiye'nin tuhaf bir popülist ulus olmaya başladığının işaretlerini gösteriyor" dedi.

Türkiye'nin AB üyeliğini destekleyenlere yönelik olarak Dr. Carpenter, Türk Parlamentosu'nun, ekonomik önlemler, işkenceye son verilmesi ve insan haklarının korunması konusundaki yasayı kabul etmesine rağmen Türk yetkililerinin buna uymadığını söyledi.

"Kanunlaştırmak başka bir şeydir, pratikte uygulamak başka bir şeydir" diyen Dr. Carpenter, Türk hükümetini yozlaşmakla ve organize insan hakları ihlalleri ile suçladı.

Dr. Carpenter, Ankara'nın, AB standartlarını sulandırmasını ve belli uygulamalarda başka bir yöne bakmasını beklediğini söyledi.

Dr. Carpenter, AB liderliğine, Türkiye'nin tutumunu değiştirmemesi halinde AB'ye üye devlet olamayacağını netleştirmesi çağrısında bulundu.

Dr. Carpenter, Annan Planı'nın başarısız olduğu zaman Türkiye'nin, suçu Kıbrıslı Rumlara yıkarak, dünyaya "iyi çocuk" olarak görünmeye çalıştığını ifade etti.


"Türkiye, AB ve ABD'nin tepkisini istismar etmektedir ve Kıbrıs'ın parçasını işgal etmeye devam etmesine rağmen AB'ye girebileceklerine inanıyor" diyen Dr. Carpenter, Türkiye'nin Kıbrıs'taki tutumunu daha da zorlaştıracağını vurguladı.