DENİZ FENERİ VE MÜDAFAA-İ HUKUK - GÖKHAN GÜLER
24 Nisan 2005 tarihi itibarı ile KKTC’nin kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın Cumhurbaşkanlığı görevi sona ermiştir. Rauf Denktaş Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olmayarak görevini bırakmıştır. Rauf Denktaş bundan sonra ne yapacaktır? Köşesine çekilip evinde terliklerini giyerek emekli hayatı mı yaşayacaktır? İçimizde böyle olması için dua eden bir kısım insanımızın olduğu gerçek... Rauf Denktaş ilerlemiş yaşına rağmen kenara çekilip emekli hayatı yaşayacağına, inandığı uğurda mücadelesine devam edecektir, bu yönde sinyaller vermektedir.levitra and diabetes sexual dysfunction in diabetesacheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canadanew prescription coupons lilly cialis coupon online cialis couponsdiscount drug coupons codesamples.in free discount prescription cardnaproxennatrium go naproxen kruidvatbuscopan floridafriendlyplants.com buscopan plusoxcarbazepine dosage bilie.org oxcarbazepin
24 Nisan 2005 tarihi itibarı ile KKTC’nin kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın Cumhurbaşkanlığı görevi sona ermiştir. Rauf Denktaş Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olmayarak görevini bırakmıştır. Rauf Denktaş bundan sonra ne yapacaktır? Köşesine çekilip evinde terliklerini giyerek emekli hayatı mı yaşayacaktır? İçimizde böyle olması için dua eden bir kısım insanımızın olduğu gerçek...
Rauf Denktaş ilerlemiş yaşına rağmen kenara çekilip emekli hayatı yaşayacağına, inandığı uğurda mücadelesine devam edecektir, bu yönde sinyaller vermektedir. Rauf Denktaş 18’li yaşlarda başladığı mücadelesini 81’li yaşlarda hala devam ettirmektedir. Rauf Denktaş’ın bu azim ve kararlılıkla verdiği mücadele pek çok vatandaşımıza örnek olmalıdır...
Rauf Denktaş 18’li yaşlarda başladığı mücadelede; yeri gelmiş avukatlık yapmış, yeri gelmiş savcılık yapmış, yeri gelmiş mücadelenin basit bir neferi olmuş, yeri gelmiş Kıbrıs Türk Halkına karşı girişilen mücadelede direnişi örgütlemiş, yeri gelmiş eline silah almış, yeri gelmiş eline kalem almış, yeri gelmiş eline çiçek almış ve yeri gelmiş Kıbrıs Türk Halkının önüne düşerek lideri olmuştur...
Bugün sizlere bir süre önce Türkiye basınında okuyucu mektubu köşesinde okuduğum bir hikayeyi aktararak bu konuyu şimdilik burada bırakmak istiyorum.
‘’ RAUF DENKTAŞ’ın 1980’li yıllarda ABD’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Nelson Ledsky ile arasında geçen ilginç bir diyalog : Ledsky, Denktaş’a artık çekilmesi gerektiğini ima eder. Daha sonraki birkaç görüşmede de yine Denktaş’a çekilmesi gerektiği şeklinde imalarda bulununca Denktaş, Ledsky’ye şöyle cevap verir ; ABD’nin Missouri zırhlısı bir gece Akdeniz’de yol almaktadır. Missouri’nin süvarisi, rotası üstünde bir ışık görür ve 250 metre güneye çekil diye mesaj gönderir. Karşıdan ‘Ben çekilemem, sen çekil!’ diye mesaj gelir. Missouri’nin süvarisi kızar, ben Missouri’yim, diye cevaplar. Karşıdan cevap gelir. ‘Ben de deniz feneriyim!’.
ABD Kıbrıs Temsilcisi Nelson Ledsky, kahvesindeki son yudumuda içer ve görüşmeyi bitirir! Sayın Rauf Denktaş bizler için hep ‘DENİZ FENERİ ’ olacak ve bizlere hep yol gösterecektir!‘’
MÜDAFAA-İ HUKUK OLUŞUYOR...
Türkiye’de 3 Kasım 2002’de meydana gelen seçimlerde sandığa 10 milyon civarı bir seçmen gitmemiştir. Sonuç olarak AKP tek başına iktidara gelmiştir. Bu noktada Genç Parti faktörünü de atlamamak gerekir... KKTC’de de 14 Aralık 2003 tarihinde yapılan seçimler ve sonrasında yapılan seçimlere katılım oranı incelendiği zaman, seçimlere katılım oranının git gide düştüğü ve en son yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde seçmenin % 30’unun sandığa gitmediği görülüyor...
Türkiye’de AKP’nin iktidara gelmesinin ardından, KKTC’de de CTP iktidara gelmiştir. KKTC’de artık Başbakan, Meclis Başkanı ve Cumhurbaşkanı CTP’den... Türkiye’de hükümette olan AKP Kıbrıs’ta 14 Aralık 2003 seçimlerinden itibaren yapılan her seçime etki etmeye çalışmış ve neticede CTP’nin iktidara taşınmasında aktif rol oynamaya çalışmıştır...
Kıbrıs konusu ile ilgili olarak AKP hükümetine günümüzde bir soru yönlendirildiğinde AKP’li yöneticiler bakın ne diyor; ‘’ Kıbrıs Türk Halkı kendi iradesi ile Annan Planına % 65 evet dedi. Başbakanlığa ve Cumhurbaşkanlığına CTP’yi getirdi. Onlar neyi istiyor ise Kıbrıs’ta o oluyor’’ mesajını veriyorlar... Sanki KKTC’deki seçimlere etki etmeye çalışan , seçmenleri CTP’ye yönlendirebilmek maksadı ile Adaya adamlarını gönderenler, sanki onlar değilmiş gibi gayet raha hareket etmektedirler...
Türkiye’de ve KKTC’de son zamanlarda bir hareketlilik var. İçerisinde muhafazakarların , sağcıların, solcuların, milliyetçilerin ve benzeri düşünce guruplarına mensup insanların bulunduğu kişiler siyasi düşünce ayrılığı gütmeden biraraya gelmektedir. Biraraya gelen kişiler ülkenin geleceği ile ilgili olarak kaygılarını dile getiriyorlar. Bu şekilde biraraya gelenler bir anlamda Müdafaa-i Hukuk çatısı altında değişik isimler altında biraraya toplanıyorlar, ve ‘’ milli ‘’ bir refleks gösteriyorlar...
Mustafa Kemal Türkiye tehlikedeyken kesinlikle siyasi bir ayrılık aramamıştır. Yanında Ziya Gökalp vardı, yanında Akçora vardı, bunların ikisi de Türkçü’ydüler. Hemen arkasında Mehmet Akif Ersoy vardı, solcular vardı. Taban tabana zıt düşünceye sahip insanlar ve guruplar vardı...
Şimdi Türkiye ve KKTC’de durum aynı. Böyle bir şeyin örgütlenmesi lazım. Aklı başında partiler bu tür ilişkilere girmelidir. Bu tarihi sorumluluktan kaçmak mümkün değil...
Bu konuda KKTC’de kısa bir süre önce Milli Güçler Konseyi kurldu. Türkiye’de de Müdafaa-i Hukuk ve benzeri amaçla kurulmuş partiler üstü örgütlerin artık harekete geçmeleri gerek. Haydi ne duruyorsunuz ? Zaman durup başımıza bir şeylerin gelmesini bekleme zamanı değil...