Siyaset2 Ocak 2005 00:00

Kontörlü Kimlik - Özcan Yeniçeri

Dünya gerçekten kişilerin ne olduğunu değil ne yediğinin ve nasıl eğlendiğinin sorgulayan bir döneme girmiştir.Doğal olarak tacirler bireylerin kafa ve yüreklerinden daha çok mide ve zevklerini hedef alırlar.Dünyayı tanımak, anlamak ve anlamlandırmak önemini yitirirken, eğlenmek, yemek/içmek ve gezmek gibi değerler gittikçe öne çıkmaktadır.Günümüzde “olmak” “sahip olmak” karşısında, düşünmek ise eğlenmek karşısında ağır bir yenilgiye uğramıştır.Kuşkusuz bu durum büyük çabaların ürünüdür.discount drug coupons lilly coupons for cialis free discount prescription cardcialis manufacturer coupon open drug coupon cardcleocin 150 mg read cleocin 300 mgrenovation vejle renovation skive renova

Bu sonucu almak için küresel güçler toplumlarda öncelikle aşağılık kompleksi ve yenilmişlik duygusu aşılamışlardır.

Böylece genç nesillerin güvensizlik, ümitsizlik ve yetersizlik duygusuna gark olması sağlanmıştır.

Aidiyet duyguları, grup bağları ve ortak değerler de önemsizleştirilerek bireylerin kendi toplumlarına yabancılaşması sağlanmıştır.

Böylece toplumla müşterekleri azalmış bireylerin ideallerini maddi değerler karşılığında takas etmeleri mümkün olmuştur.

İdealleri önemsizleştirilen bireylerin toplumla olan bağları koparılarak ya da zayıflatılarak değersizlik illetinin kucağına düşmesi sağlanmıştır. Bu bağlamda toplumlara tatmin sunmadan önce tatminsizlik duygusu aşılanarak ruhsal boşluk yaratılmıştır.

Bireylere küresel oyuncuların sunduğu mal ve hizmet şeklindeki yeni değerlerle donatılmış kültürel hapları yutturulmuştur.

Zira bireyler bu hapları yutmadıkları sürece bir şeylerinin eksikliklerini bünyelerinde duymazlar.

Tatmin için sunulan mal ve hizmet biçimindeki haplar da yeni tatminsizlik duygusu yaratacak şekilde planlanmıştır.

Böylece birey içtikçe susayan susadıkça içen bir kimliğe bürünerek vücudu üzerindeki kontrolünü kaybeder.

Bu bağlamda bir anlamda bireyi topluma taşıyan damarlardaki kan çekilmiş, yaratılan boşluğu da küresel şirketlerin sunduğu değerler tıka basa doldurulmuştur.

Böylece bireylerin insani özlerinin içi boşaltılarak müzik, dans, otomobil, seks, spor bir çeşit yeni kontörler olarak ortaya çıkmıştır.

Birey de içi sürekli boşalıp dolan kontörler vasıtasıyla sürekli kontrol edilir olurlar.

Artık liberal birey kendisini satın aldığı kadar mutlu ve değerli görmeye başlar.

Oyun büyük oynanır.

Kontörlü kimlik sahibi kılınmış malum bireyler, kendi milletlerinin töre, alışkanlık, kimlik ve yapılarını bile kusur olarak görmeye başlarlar.

Örneğin; Fujita gibiler “Japonların bu kadar kısa boylu ve sarı benizli olmalarının nedenini, ikibin yıldır balık ve pirinçten başka bir şey yememiş olmalarına” bu yüzden bağlarlar.

Onlara göre Japonlar “eğer McDonald’s hamburgerlerini ve kızarmış patatesleri bin yıl süreyle yiyecek olursa, boyları uzar, ten renkleri açılır ve saçları sarı olur” ..

Fujita, “Ginza’da Amerikalı turistler hamburger yiyecek olurlarsa buna dikkat etmek gerekir diye düşünün, diyor.

Onlar yerelliği, milliliği ve kimliği mal ve hizmet pazarlamasının aracı olarak kullanmak istediklerinde ancak hatırlarlar. Bu yüzden yeniliğe doymayan Amerika merkezli çok uluslu şirketler, ülke dışından sürekli olarak üslup ve uygulayıcı ithal ediyor, işlemden geçiriyor ve ihraç ediyor.

Çünkü bu şirketler yalnızca mal ve hizmet değil aynı zamanda onlara yapışmış olan değerleri ve kavramları da satmaktadırlar.

Yunşiang Yan’ın ifade ettiği gibi “Uluslararası iş dünyası gerçekten de kitle iletişim araçlarını büyük gücü aracılığıyla küresel tüketici ihtiyaçları yaratmış, sonra da kültürel ürünleriyle bu ihtiyaçları karşılamışlardır”. Bütün göstergeler liberal kimliklilerin kontörlü hale geldiğine işaret etmektedir.

Liberal birey boşaldığında bir miktar da ücret ödeyerek doldurulan elektronik bir karttan çok da farklı değildir.

Onu kimin doldurduğu ya da kime hizmet ettiği umurunda değildir.

Onun için önemli olan yeteri kontörü olup/olmadığıdır.