Dış Politika17 Nisan 2005 00:00

TÜRKİYE'YE MÜDAHALE ZEMİNİ DÖŞENİYOR...

Amerika Birleşik Devletleri makamlarının önüne binlerce arşiv belgesi, yüz binlerce kitap koyun, ikna etmeniz mümkün değil. ''Ermeni soykırımı'' kararlarının içerdiği tehdide, kâğıtla ve kitapla değil, ancak yine politik araçlarla karşı konulabilir. ABD eyaletlerinden ve Avrupa parlamentolarından "Ermeni soykırımı' yasalarının çıkarılmasından ve dünya ölçeğinde kamuoyu yaratılmasından sonra, konuyu BM'ye taşımayı planlıyor.new prescription coupons free prescription cards discount online cialis couponsescitalopram i alkohol escitalopram tbl escitalopram i alkoholsymbicort turbuhaler 200 6 cena symbicort symbicort cenadiscount card prescription racindirt.com prescription drugs discount cards

Bugün Tayyip Erdoğan yönetimi ve Batı güdümlü bazı basın kuruluşları, 90. yılında Ermeni soykırımı kampanyasını, ABD'nin Büyük Ortadoğu veya yeni adıyla Genişletilmiş Ortadoğu Projesi kapsamı içinde yürütüyorlar.

Türkiye'nin Batı güdümlü güçlerinin Ermeni soykırımı konusundaki tavırları, çeşitli aşamalardan geçerek bugünlere geldi. Birkaç yıl öncesine kadar Batılı müttefiklerinin ''Ermeni soykırımı'' konusundaki girişimleri kamuoyundan gizleniyordu. ABD ve Avrupa devletlerinin Türkiye'ye yönelen tehdit ve düşmanlıkları gizlenemez hale gelince, bu kez suç ''Ermeni lobisinin'' üzerine atılıyordu. Batı yanlısı yönetimler ve holding medyası, ABD ve Avrupa devletlerinin ''Ermeni soykırımı'' tasarılarını uzun yıllar toplumumuzdan gizlediler. Türkiye'de ''Ermeni soykırımı'' tasarılarına karşı ulusal bir direnişin oluşmasını önleme düşüncesi, bir zaman bunu gerektirdi. Örneğin ABD Temsilciler Meclisi'nde on ay bekleyen tasarı, hem hükümet hem de basın tarafından Türkiye kamuoyundan gizlenmiştir. İkinci kanıt: Türkiye kamuoyu, Fransız yasama organına gelen sözde ''Ermeni soykırımı kararı'' konusunda da uyutulmuştur.

Üçüncü kanıt: Avrupa Parlamentosu'nun 1987 yılındaki ''Ermeni soykırımı kararı'' Türkiye halkına duyurulmamıştır.

Dördüncü kanıt: Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu, 1985 yılında, ''Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sorunu Üzerine İnceleme'' başlıklı raporu kabul ederek Türkiye'yi ''Ermeni soykırımı'' yapmakla suçlamıştır, hiç kimsenin haberi yoktur. Beşinci kanıt: Birleşmiş Milletler Savaş Suçları Komisyonu, 1948 yılında Sevr Antlaşması'nı, ''İnsanlık suçuna karşı ilk örnek'' girişim olarak kabul etmiştir. Türkiye halkına bu konuda bilgi verilmemiştir. Altıncı kanıt: Reagan 'dan başlayarak Bush 'u, Carter 'ı, Clinton 'ı, son çeyrek yüzyılın bütün ABD başkanları, her yıl nisan ayında Türkiye'yi ''Ermeni soykırımı'' yla suçladılar. Bizim hükümet ve basınımız ise onlara ''thank you'' diyerek kamuoyunu aldatma görevi yaptılar.

2005 yılında yönetimin ve holding medyasının yeni bir tavra girdiği görülüyor. Tayyip Erdoğan yönetimi de, holding basını da, ABD merkezli ''soykırım'' kampanyasının başarısı için, artık maskeyi atmış bulunuyorlar. Çünkü çıkarlarını ve kaderlerini ABD'nin Büyük Ortadoğu Projesi'ne bağlamışlardır. Biliyorlar ki, Türkiye'nin, Irak'ın kuzeyinde hizaya getirilmesi için patronlarının bu girişimlerine ihtiyaç vardır.

BÜYÜK MÜTTEFİKİN KUTSAL SOPASI

Batı güdümlü medya, Irak'ta, Yugoslavya'da, Çeçenistan'da, Sinciang-Uygur bölgesinde, Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti'nde, hep ABD'nin ''kasap'' , ''katil'' , ''terörist devlet'' vb. suçlamalarını seslendirmediler mi? Hep ABD marka ''insan hakları'' sopasını sallayanların hınk deyiciliğini üstlenmediler mi? Şimdi aynı sopa, yine diz çökertmek amacıyla, bu kez de Türkiye'ye karşı sallanmaktadır. O nedenle ABD ve AB yanlılarının aslında ''Ermeni soykırımı'' adı altındaki girişimleri desteklemede üzerlerine düşen rolleri oynamaları şaşırtıcı değildir.

ABD'yi ''büyük müttefik'' sayanlar, o ''büyük müttefik'' in ''insan hakları'' sopasını da büyütüyor, kutsallaştırıyor ve bu sopanın önünde herkesin kendileri gibi secde etmesi için her yola başvuruyorlar.

Görünüşü kurtaran abartılı ve palavracı çıkışlar ise bu rolün bir gereği olmaktadır. Nitekim o ateşli başlıkları atan gazete ve televizyonlar, Batılı istihbarat servislerinin ısmarladığı ''Ermeni soykırımı'' kitaplarını yazan maaşlı takımını yazar ve profesör diye baş köşelere oturtmuşlardır. Rand Cooperation'dan Hamburg Sosyal İncelemeler Enstitüsü'ne kadar istihbarat görevi yapan sözde bilim ve araştırma kuruluşlarının devşirdiği sözde tarihçiler, gerçekte psikolojik savaş elemanları, artık basının ve bu televizyonların en gözde yazarlarıdır.

Aynı medya, ''Ermeni soykırımı'' tasarısı Rus parlamentosunda özellikle komünist milletvekillerinin çabasıyla kabul görmediği zaman, bu önemli olayı haber bile yapmıyor veya tek sütunla geçiştiriyor. Sovyet Arşivi'ndeki belgelere dayanan bilimsel araştırmaların yayımlanması da önlenmiştir. Basın, Türkiye halkının gerçek dostlarının Batı'da değil Doğu'da olduğunu görmesini istemiyor.

ABD ve AB, ''Ermeni soykırımı'' kampanyasında Türkiye nüfus kâğıtlı görevlileri harekete geçirmiş ve bir entel lobisi oluşturmuştur. Bir kısım gazeteci ve akademisyenler, konferanstan konferansa taşınmakta ve ''Ermeni soykırımı'' tezlerini doğrulayan konuşmalar yapmaktadırlar.

BİLİMSEL ÇALIŞMALARA ÇELME

Hükümet ve kamu kuruluşları, Türkiye'nin kaynaklarını, Cumhuriyetin 75. yılında ve başka vesilelerle Batıcı entel takımına tahsis ederken gerçek bilimsel çalışmaları çelmelemiştir. Başbakanlık'a bağlı Tanıtma Fonu, ''Ermeni soykırımı'' tezlerini çürüten belgelerle dolu olan Sovyet Arşivi'nin araştırılması için kaynak taleplerini MİT'ten gelen yazılarla reddetmiştir. Çünkü onların sorunu, Türkiye'nin karşılaştığı tehditleri göğüslemek değil, yurtseverliğe ve emekçi hareketine göz açtırmamaktır.

Hükümetin de, basının da tutumu, bulundukları yerle ilgilidir. Yıllardır iktidar mekanizmalarını kullanarak bankaları boşaltanlar ve şimdi devlet bankalarını özelleştirenler, Türkiye'yi ''Ermeni soykırımı suçlusu'' ilan eden ABD'ye ve AB'ye muhtaç ve mecburdurlar. Gaflet, ihanet, ikiyüzlülük, ne varsa hepsi bu mecburiyetin türevleridir.

Yakın zamana kadar ikinci taktik, ABD ve Avrupa'nın rolünü gizlemekti. Türkiye düşmanlığı suçu, Ermeni lobisinin üzerine atılıyor ve ''büyük müttefikler'' gözlerden saklanıyordu. ABD ve Avrupa devletleri, birbiri peşi sıra ''soykırım'' kararları çıkarıyorlar; ancak ''müttefikler'' in Ermeni lobilerince iğfal edildiği söyleniyordu. Hükümet erkânına, parti liderlerine, holdinglerin gazete ve televizyonlarına bakılacak olursa dünya, ''Ermeni lobisi'' nin parmağında dönüyordu; ABD ve AB dahil, bütün Atlantik devletlerini ''Ermeni lobisi'' yönetiyordu!

Türkiye'nin hâkim güçleri, büyüklü küçüklü bütün NATO müttefiklerinin Frankenştayn suratlarına ''Ermeni lobisi'' maskesi takmışlardı. ABD ve Avrupa emperyalistleri, tehditlerini cepheden ve açıkça yönelttikçe, Türkiye'deki ''Ermeni lobisi'' tüketimi de olağanüstü boyutlara varıyordu. Ancak artık bu ''Ermeni lobisi'' paravanasına ihtiyaç kalkmıştır, paravananın arkasındaki Frankenştayn, gerçek yüzüyle ortaya çıkmıştır. Ve asıl vahim olanı, ''Ermeni soykırımı'' kampanyası, bütün dünyada ''Ermeni lobisi'' falan değil, doğrudan doğruya döneklerden ve devşirmelerden oluşturulan ''Türk lobisi'' tarafından yürütülmektedir. ABD, Türkiye'ye karşı, kendi ''Türk'' lobisini oluşturmuştur.

AKP merkezli tarikat ağı, holding gazete ve televizyonları, NGO denen Batı güdümlü ''sivil toplum'' kuruluşları, Helsinki Muhipler Cemiyeti, İnsan Hakları Cemiyeti, Sınırsız Gazeteciler türünden maaşlı beşinci kol takımları, işbirlikçi vakıflar vb. örgütlenme ağı, Türkiye ulusal devletine karşı, dört koldan ABD ve AB hesabına çalışmaktadırlar. Dolarlar, Euro'lar herkesin gözü önünde dağıtılmaktadır. ''Projeler'' yapılmakta, hıyanete fiyat biçilmekte ve ödemeler yürümektedir.

Batı tarafından satın alınan NGO entelijansiyası, Yugoslavya ve Irak deneyiminde görüldüğü gibi, yeni model ABD darbesi ve işgalinin ''sivil'' mangalarına dönüştürülmüşlerdir. 50.

CUMHURİYET