Dış Politika17 Nisan 2005 00:00
DENKTAŞ’IN ARKASINDA “MİLLİ GÜÇLER KONSEYİ” OLACAK SAYGI ÖZTÜRK
Yarın yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimiyle, KKTC’de yeni bir dönem başlıyor. Cumhurbaşkanlığı’na aday olmayan Rauf Denktaş, mücadelesini bırakıp kenara çekilmeyecek. O, sivil toplum örgütleriyle ortak çalışma yürütecek. Kıbrıs’ta geçen hafta kurulan “Milli Güçler Konseyi” Denktaş’ın çalışmalarına destek verecek ve ana muhalefet partisi gibi çalışacak.discount drug coupons lilly coupons for cialis free discount prescription cardsymbicort turbuhaler 200 6 cena symbicort symbicort cenarenovation vejle renovation skive renova
Yarın yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimiyle, KKTC’de yeni bir dönem başlıyor. Cumhurbaşkanlığı’na aday olmayan Rauf Denktaş, mücadelesini bırakıp kenara çekilmeyecek. O, sivil toplum örgütleriyle ortak çalışma yürütecek. Kıbrıs’ta geçen hafta kurulan “Milli Güçler Konseyi” Denktaş’ın çalışmalarına destek verecek ve ana muhalefet partisi gibi çalışacak. .
Bugün yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimiyle birlikte, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde yeni bir dönem başlayacak. Geçmişte Türk askerini Kıbrıs’tan çekilmesini isteyen Mehmet Ali Talat, büyük bir olasılıkla Cumhurbaşkanı seçilecek. Türkiye karşıtı daha sert söylemleriyle tanınan kişiler hem hükümette, hem bürokraside etkili görevlere getirilecek.
Geçen hafta Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, GÖZCÜ’ye önemli açıklamalar yapmıştı. Denktaş, partilerüstü kalacağını, yeni Cumhurbaşkanının yeminine sadık olmasının da takipçisi olacağını söyledi. Kuşkusuz, Denktaş bunu tek başına yapmayacak. Kıbrıs’ta geniş bir kitlenin büyük güveni bulunan Denktaş, Cumhurbaşkanlığından ayrıldıktan sonra yalnız bırakılmayacak. İşte Denktaş’ı yalnız bırakmayacak olanlar dağınık olmaktan kurtulup sessiz-sedasız birlikte hareket etme kararı aldı ve “Milli Güçler Konseyi”ni kurdu.
71 KURULUŞUN ORTAK KARARI
KKTC’de bir araya gelen 71 kuruluşun başkan ve yöneticilerinin oluşturduğu “Milli Güçler Konseyi” bir yerde Rauf Denktaş’ın etrafında kenetlenirken, Cumhurbaşkanı Talat’ın, hükümetin icraatlarını da yakından izleyecek. Konseyin kararlarından bazıları şöyle:
- KKTC’nin varlığını ve kalıcılığını etkin bir şekilde her türlü demokratik vasıta ile savunmak - KKTC’nin egemen varlığına ve geleceğine yönelik, her türlü düşmanca tavra ve olumsuz gelişmelere karşı kararlılıkla mücadele edilecek.
- KKTC’nin hukuki ve siyasi tanınmasını sağlamak amacıyla içte ve dışta sistemli uğraşlar verilecek.
- Aynı amaçla faaliyet gösteren sivil toplum örgütleri arasında koordinasyon sağlanacak.
- Kısa ve uzun vadeli çalışma program ve projeleri hazırlanacak. Sosyal, kültürel, bilimsel etkinliklerde bulunulacak, konferans, panel ve sempozyumlar düzenlenecek.
- Ulusal mücadeleyi genç kuşaklara aktarmaya yönelik kısa ve uzun vadeli proje ve programlar doğrultusunda çalışmalar gerçekleştirilecek. Alınan kararlar doğrultusunda basın toplantıları, yürüyüşler, mitingler, şölenler ve benzeri demokratik etkinlikler düzenlenecek.
- Anavatan Türkiye Cumhuriyeti, Türk Dünyası ve diğer ülkelerde benzer amaçlı kurum ve kuruluşlarla iş birliği yapılacak, benzeri amaç ve hedefler doğrultusunda KKTC’de bir araya gelinecek.
KATLİAMCILARA MADALYA VERİLİYOR
KKTC’de siyasetçiler bir birini yiyor. Yabancılara karşı birlik ve bütünlük sergilenemiyor. Bu durum hem Türkiye’nin, hem KKTC’nin pazarlık gücünü daraltıyor. Kıbrıs için ömrünü veren, bu dava uğruna destanlar yazan mücahitler gereken saygıyı görmediği gibi bazı okullarda bayrak çekilmiyor, istiklal marşı okunmuyor, hatta Türkiye haritaları dilim dilim doğranıyor.
Kıbrıs Adasını, Yunanistan’la birleştirmek için mücadele verenler ise el üstünde tutulmaya devam ediyor. “ENOSİS” sözcüğünü sıkça duyuyoruz. Bu sözcük “birleşme” anlamına geliyor. Yani, Kıbrıs Adası'nın Yunanistan’la birleşmesi isteğini belirtilirken kullanılıyor.
Bir yanda “Kıbrıs’ta barış ve çözüm” için görüşmeler yapılırken, Rum-Yunan ikilisi 2005 yılını “EOKA yılı” ilan etti. EOKA’nın 50. kuruluş yıldönümünü nedeniyle Türkleri öldüren, katliamlar yapan bu örgüt mensuplarından 21 bin kişiye madalya verilecek. Lefkoşa’nın KKTC tarafından Rum kesimine baktığınız zaman her tarafın Yunan bayraklarıyla donatıldığını görür ve yapılanlara da şaşırmazsınız…Çünkü Yunanistan, hedefinden hiçbir zaman geri adım atmadı…
Eli kanlı terör örgütü EOKA için Güney Kıbrıs Rum Yönetiminde devlet törenleri düzenlenirken, EOKA’cılar ödüllendirilirken, onların başlattığı mücadeleyi devakm ettirmeleri için Rum gençlerinin ellerine meşaleler verilirken, KKTC topraklarında birlik ve bütünlük, yerini dağınıklığa, belirsizliklere bırakmış. Ulusal heyecan kalmamış. AKP hükümetinin Güney Kıbrıs Rum Yönetimini bütün Kıbrıs’ın temsilcisi sıfatı ile resmen tanımasına yol açacak imzayı atacağı günlerin arifesinde, dağınık ve etkisiz bir mücadele görüntüsü sergileniyor.
“EGEMENLİĞİMİZ, BAYRAĞIMIZ İÇİN DİRENECEĞİZ”
Tarih boyunca Rumlar hep saldırmış, Kıbrıs Türkleri de bu duruma karşı direnmiş, mücadele vermiş.Tarih, Rumların Kıbrıs Türklerine karşı giriştiği katliamlarla doludur. Rumların yaptıkları ilk saldırıda ölen Kıbrıslı Türk Ali Kandulu’nun vücudu parçalara ayrılıp her parçası Larnaka’da Kıbrıs Türklerinin evlerinin kapısına bırakılmış.
Günümüzde Kıbrıs konusu çok kritik ve hassas bir dönemeçte. Türkiye ve KKTC’de “ulusal çizgi”de bulunan siyasi partiler, sivil toplum örgütleri, üniversiteler, emekli bürokratlar, yazarlar, akademisyenler Kıbrıs konusunda her zamankinden çok daha fazla birlik ve beraberliğe ihtiyaç olduğunu, Kıbrıs’ın sonunun Girit’e benzememesi için her türlü mücadelenin verilmesi gerektiğini ifade ediyorlar. İşte bu bakımdan KKTC’de “Milli Güçler Konseyi”ni oluşturmuşlar.
Denktaş’ın mücadelesinin arkasında olan “Milli Güçler Konseyi” boş durmuyor. Türkiye’ye de şu uyarı ve önerilerde bulunuyorlar:
“Kıbrıs Türkleri olarak, Anavatan Hükümetini tıpkı 1960 öncesinde olduğu gibi bir kez daha uyarıyoruz. İmzayı ( Gümrük Birliği ) attığınız an, KKTC’yi ortadan kaldıracak, egemenliğimizi sonlandıracak, Türk askerini adadan çıkartacak ve Kıbrıs Türk halkını azınlık durumuna düşürüp, Rum egemenliğine teslim edecek sonuçları doğuracak tarihi sorumluluğa da imza atmış olacaksınız. 1878’de Osmanlı Devleti’nin adamızı ve Kıbrıs Türklerini terk edişini bir kez daha yaşamak istemiyoruz. Her koşulda, egemenliğimiz için, vatanımız için KKTC için, bayrağımız için direneceğiz.”
“Milli Güçler Konseyi”ni oluşturan kuruluşlar, içlerinden 15 kişilik temsilci bir heyet belirledi. 7 Mayıs’ta kongre yapacaklar. İşte, orada büyük bir olasılıkla Denktaş ortaya çıkacak. Konsey, oy birliğiyle aldığı kararda Denktaş’ın arkasında olduklarını da da açıklıyor:
“Milli Güçler Konseyi, sayın Cumhurbaşkanımız Rauf Denktaş’la, 50 yıldır sürdürmekte olduğu onurlu Ulusal Mücadelede birlikte olduğu gibi; bundan sonraki çalışmalarına da destek verir, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin korunması, Kıbrıs Türk Halkının haklarının ve Türkiye’nin ada üzerindeki hak ve menfaatlerinin savunulmasında omuz omuza savaşımı birlikte sürdüreceğini beyan eder.”
KKTC’de CTP , Güney Kıbrıs’ta bulunan partilerle yıllardır Kıbrıs konusunda “barış ve Çözüm” için görüşüyor. CTP Güney Kıbrıs’ta özellikle Komünist Akel Partisi ve DSİ partisi yakın ilişkiler içerisine girmiş. Ancak, ilişkiye girilen partilere bakın, EOKA mensubu ve yandaşlarından “kahraman” olarak söz ediyor, yaşayanların kendilerine, ölenlerin ise ailelerine plaket -madalyalar veriyor. KKTC ise ulusal mücadelede görev alanlar küçümseniyor, Kıbrıs’a “zarar veren kişiler” gibi gösteriliyor. KKTC’de bulunan iktidar ve taraftarları da her fırsatta “Kıbrıs’ta barış engellenemez” diye bağırıyor.
Tabii ki barış. Ama eşit koşullarda bir barış. Rauf Denktaş’ı, dava arkadaşlarını barış önünde engel gibi görmek isteyenler var. Artık onların uyanması, gerçeği görmesi gerekiyor. Öyle diye diye hükümet oldular, şimdi sıra daha üst makamlarda. Ama KKTC’nin sahipsiz olmadığını da gerektiği zaman görecekler…
Bugün yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimiyle birlikte, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde yeni bir dönem başlayacak. Geçmişte Türk askerini Kıbrıs’tan çekilmesini isteyen Mehmet Ali Talat, büyük bir olasılıkla Cumhurbaşkanı seçilecek. Türkiye karşıtı daha sert söylemleriyle tanınan kişiler hem hükümette, hem bürokraside etkili görevlere getirilecek.
Geçen hafta Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, GÖZCÜ’ye önemli açıklamalar yapmıştı. Denktaş, partilerüstü kalacağını, yeni Cumhurbaşkanının yeminine sadık olmasının da takipçisi olacağını söyledi. Kuşkusuz, Denktaş bunu tek başına yapmayacak. Kıbrıs’ta geniş bir kitlenin büyük güveni bulunan Denktaş, Cumhurbaşkanlığından ayrıldıktan sonra yalnız bırakılmayacak. İşte Denktaş’ı yalnız bırakmayacak olanlar dağınık olmaktan kurtulup sessiz-sedasız birlikte hareket etme kararı aldı ve “Milli Güçler Konseyi”ni kurdu.
71 KURULUŞUN ORTAK KARARI
KKTC’de bir araya gelen 71 kuruluşun başkan ve yöneticilerinin oluşturduğu “Milli Güçler Konseyi” bir yerde Rauf Denktaş’ın etrafında kenetlenirken, Cumhurbaşkanı Talat’ın, hükümetin icraatlarını da yakından izleyecek. Konseyin kararlarından bazıları şöyle:
- KKTC’nin varlığını ve kalıcılığını etkin bir şekilde her türlü demokratik vasıta ile savunmak - KKTC’nin egemen varlığına ve geleceğine yönelik, her türlü düşmanca tavra ve olumsuz gelişmelere karşı kararlılıkla mücadele edilecek.
- KKTC’nin hukuki ve siyasi tanınmasını sağlamak amacıyla içte ve dışta sistemli uğraşlar verilecek.
- Aynı amaçla faaliyet gösteren sivil toplum örgütleri arasında koordinasyon sağlanacak.
- Kısa ve uzun vadeli çalışma program ve projeleri hazırlanacak. Sosyal, kültürel, bilimsel etkinliklerde bulunulacak, konferans, panel ve sempozyumlar düzenlenecek.
- Ulusal mücadeleyi genç kuşaklara aktarmaya yönelik kısa ve uzun vadeli proje ve programlar doğrultusunda çalışmalar gerçekleştirilecek. Alınan kararlar doğrultusunda basın toplantıları, yürüyüşler, mitingler, şölenler ve benzeri demokratik etkinlikler düzenlenecek.
- Anavatan Türkiye Cumhuriyeti, Türk Dünyası ve diğer ülkelerde benzer amaçlı kurum ve kuruluşlarla iş birliği yapılacak, benzeri amaç ve hedefler doğrultusunda KKTC’de bir araya gelinecek.
KATLİAMCILARA MADALYA VERİLİYOR
KKTC’de siyasetçiler bir birini yiyor. Yabancılara karşı birlik ve bütünlük sergilenemiyor. Bu durum hem Türkiye’nin, hem KKTC’nin pazarlık gücünü daraltıyor. Kıbrıs için ömrünü veren, bu dava uğruna destanlar yazan mücahitler gereken saygıyı görmediği gibi bazı okullarda bayrak çekilmiyor, istiklal marşı okunmuyor, hatta Türkiye haritaları dilim dilim doğranıyor.
Kıbrıs Adasını, Yunanistan’la birleştirmek için mücadele verenler ise el üstünde tutulmaya devam ediyor. “ENOSİS” sözcüğünü sıkça duyuyoruz. Bu sözcük “birleşme” anlamına geliyor. Yani, Kıbrıs Adası'nın Yunanistan’la birleşmesi isteğini belirtilirken kullanılıyor.
Bir yanda “Kıbrıs’ta barış ve çözüm” için görüşmeler yapılırken, Rum-Yunan ikilisi 2005 yılını “EOKA yılı” ilan etti. EOKA’nın 50. kuruluş yıldönümünü nedeniyle Türkleri öldüren, katliamlar yapan bu örgüt mensuplarından 21 bin kişiye madalya verilecek. Lefkoşa’nın KKTC tarafından Rum kesimine baktığınız zaman her tarafın Yunan bayraklarıyla donatıldığını görür ve yapılanlara da şaşırmazsınız…Çünkü Yunanistan, hedefinden hiçbir zaman geri adım atmadı…
Eli kanlı terör örgütü EOKA için Güney Kıbrıs Rum Yönetiminde devlet törenleri düzenlenirken, EOKA’cılar ödüllendirilirken, onların başlattığı mücadeleyi devakm ettirmeleri için Rum gençlerinin ellerine meşaleler verilirken, KKTC topraklarında birlik ve bütünlük, yerini dağınıklığa, belirsizliklere bırakmış. Ulusal heyecan kalmamış. AKP hükümetinin Güney Kıbrıs Rum Yönetimini bütün Kıbrıs’ın temsilcisi sıfatı ile resmen tanımasına yol açacak imzayı atacağı günlerin arifesinde, dağınık ve etkisiz bir mücadele görüntüsü sergileniyor.
“EGEMENLİĞİMİZ, BAYRAĞIMIZ İÇİN DİRENECEĞİZ”
Tarih boyunca Rumlar hep saldırmış, Kıbrıs Türkleri de bu duruma karşı direnmiş, mücadele vermiş.Tarih, Rumların Kıbrıs Türklerine karşı giriştiği katliamlarla doludur. Rumların yaptıkları ilk saldırıda ölen Kıbrıslı Türk Ali Kandulu’nun vücudu parçalara ayrılıp her parçası Larnaka’da Kıbrıs Türklerinin evlerinin kapısına bırakılmış.
Günümüzde Kıbrıs konusu çok kritik ve hassas bir dönemeçte. Türkiye ve KKTC’de “ulusal çizgi”de bulunan siyasi partiler, sivil toplum örgütleri, üniversiteler, emekli bürokratlar, yazarlar, akademisyenler Kıbrıs konusunda her zamankinden çok daha fazla birlik ve beraberliğe ihtiyaç olduğunu, Kıbrıs’ın sonunun Girit’e benzememesi için her türlü mücadelenin verilmesi gerektiğini ifade ediyorlar. İşte bu bakımdan KKTC’de “Milli Güçler Konseyi”ni oluşturmuşlar.
Denktaş’ın mücadelesinin arkasında olan “Milli Güçler Konseyi” boş durmuyor. Türkiye’ye de şu uyarı ve önerilerde bulunuyorlar:
“Kıbrıs Türkleri olarak, Anavatan Hükümetini tıpkı 1960 öncesinde olduğu gibi bir kez daha uyarıyoruz. İmzayı ( Gümrük Birliği ) attığınız an, KKTC’yi ortadan kaldıracak, egemenliğimizi sonlandıracak, Türk askerini adadan çıkartacak ve Kıbrıs Türk halkını azınlık durumuna düşürüp, Rum egemenliğine teslim edecek sonuçları doğuracak tarihi sorumluluğa da imza atmış olacaksınız. 1878’de Osmanlı Devleti’nin adamızı ve Kıbrıs Türklerini terk edişini bir kez daha yaşamak istemiyoruz. Her koşulda, egemenliğimiz için, vatanımız için KKTC için, bayrağımız için direneceğiz.”
“Milli Güçler Konseyi”ni oluşturan kuruluşlar, içlerinden 15 kişilik temsilci bir heyet belirledi. 7 Mayıs’ta kongre yapacaklar. İşte, orada büyük bir olasılıkla Denktaş ortaya çıkacak. Konsey, oy birliğiyle aldığı kararda Denktaş’ın arkasında olduklarını da da açıklıyor:
“Milli Güçler Konseyi, sayın Cumhurbaşkanımız Rauf Denktaş’la, 50 yıldır sürdürmekte olduğu onurlu Ulusal Mücadelede birlikte olduğu gibi; bundan sonraki çalışmalarına da destek verir, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin korunması, Kıbrıs Türk Halkının haklarının ve Türkiye’nin ada üzerindeki hak ve menfaatlerinin savunulmasında omuz omuza savaşımı birlikte sürdüreceğini beyan eder.”
KKTC’de CTP , Güney Kıbrıs’ta bulunan partilerle yıllardır Kıbrıs konusunda “barış ve Çözüm” için görüşüyor. CTP Güney Kıbrıs’ta özellikle Komünist Akel Partisi ve DSİ partisi yakın ilişkiler içerisine girmiş. Ancak, ilişkiye girilen partilere bakın, EOKA mensubu ve yandaşlarından “kahraman” olarak söz ediyor, yaşayanların kendilerine, ölenlerin ise ailelerine plaket -madalyalar veriyor. KKTC ise ulusal mücadelede görev alanlar küçümseniyor, Kıbrıs’a “zarar veren kişiler” gibi gösteriliyor. KKTC’de bulunan iktidar ve taraftarları da her fırsatta “Kıbrıs’ta barış engellenemez” diye bağırıyor.
Tabii ki barış. Ama eşit koşullarda bir barış. Rauf Denktaş’ı, dava arkadaşlarını barış önünde engel gibi görmek isteyenler var. Artık onların uyanması, gerçeği görmesi gerekiyor. Öyle diye diye hükümet oldular, şimdi sıra daha üst makamlarda. Ama KKTC’nin sahipsiz olmadığını da gerektiği zaman görecekler…