Dış Politika15 Nisan 2005 00:00

BATI'NIN GELİŞMESİNİN SIRRI... - Erol Manisalı

Batı kapitalizmi niçin iktisadi olarak öndedir? Avrupa ve Kuzey Amerika kazanan tarafı meydana getirirken Asya, Afrika, Orta ve Güney Amerika niçin geri kalmışlardır? Çünkü Batı kapitalizmi elindeki iktisadi, siyasi, askeri ve kültürel güçleri birlikte kullanagelmiştir. Bazen iktisat önde yer alıp arkasından gelen askerlere ve siyasetçilere yol açtı. Bazen de tankların, roketlerin ve siyasetin, şirketlerin yerleşmelerine ortam yarattığı yakın tarihte sıkça görüldü. acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canadacialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmacienaproxennatrium site naproxen kruidvat

Ama bir şey hep geçerli oldu; iktisadi, siyasi, askeri ve kültürel güçler bir arabanın dört tekerleği gibi bütünleşerek ''sistemin'' egemen olmasına yol açtı. Bugün gelişmişlik ile azgelişmişlik arasındaki en önemli fark, ''bu dört faktörü birlikte kullanabilme becerisinde'' ortaya çıkıyor. Kullananlar gelişmiş, ''kullandırılmayanlar'' azgelişmiş oluyor.

İktisat, siyaset, askeri güç ve kültür gelişmenin parçalarıdır. Bir lego gibi birleştirilip birbirlerini tamamlayabildikleri zaman resim ancak ortaya çıkar.

Büyük Ortadoğu Projesi, ABD ve Avrupa'nın bölgeyi, ''iktisadi, siyasi, askeri ve kültürel güçlerin, eşgüdümlü bir biçimde kullanarak'' kendilerine bağlama projesidir.

İçinde iktisat vardır; askeri üsler vardır; yerel siyasilerin devşirilmesi vardır; hatta Papa'nın cenazesi bile BOT'ye katkıda bulunmuştur. Prens Charles 'ın düğünü bile ''Batı kapitalizminin ihtişamının bir pazarlaması olarak'' kullanıldı. Prens ya da kraliçe öne çıkarılarak Anzaklar, Gurkalar unutturulmak istenir.

- Avrupa Birliği, Avrupa ülkelerinin iktisadi, siyasi, askeri ve kültürel güçlerini bütünleştirerek Batı kapitalizmi içindeki emperyal paylarını arttırma projesidir.

Avrupa ve ABD, kendileri iktisadi, siyasi, askeri ve kültürel güçlerini, ''bu güçlerin aralarında tamamlaşma sağlayarak'' kullanırlarken ''diğerlerinin, bunu yapmamaları için her türlü çabayı gösterirler'' . Örneğin diğerleri özellikle borçlandırılmalıdırlar; yönetimleri IMF veya diğer kurumlarca güdülmelidir.

Türkiye örneğinin 'Batı'dan farkı'...

Türkiye özellikle borçlandırılmıştır. Liberal politikalar dayatılarak dış ticaret açıkları arttırılırken Gümrük Birliği rejimi ile, ülkenin dış ticaret politikası Brüksel'e bağlanmıştır. Bu nedenle dış ticaret açığı 30 milyar doların üzerine çıkmıştır.

Türkiye, ''kendi iktisat politikası olmayan bir ülke yapıldı'' . Siyasi düzeni ve karar mekanizmaları da büyük ölçüde elinden alındı. AB'nin içinde olmadığı halde AB'ye bağımlı hale özellikle getirildi.

İç güvenliği ''federal bir yapı dayatılarak'' içerden çökertilmeye başlandı.

Kültür olarak kendi kimliği ile karşı karşıya getirilmek isteniyor. Kendi dili ile eğitim yapmayan; ulusal bir eğitim politikası bulunmayan; eğitim kurumlarının birçoğu ''Batı kapitalizmi tarafından doğrudan doğruya yönlendirilen'' bir ortam yaratıldı.

Siyaset ve kültür adamları ''şahsen ilerleyebilmek için, emperyalizm ile işbirliğini'' vazgeçilmez olarak görmeye başladılar.

Sonuçta Türkiye'de ''kendi halkı (ve ülkesi) yerine Batı emperyalizmi ile işbirliğini'' öne çıkaran bir kesim oluşturdular. Bunlar azınlıkta olmalarına rağmen dil, kültür ve ticari çıkar gibi konularda Batı emperyalizminin bir parçası durumuna gelmişlerdir.

- Bazen çokuluslu dev şirketlerine bağlayarak,

- Bazen misyonerlerine bağlayarak,

- Bazen de doğrudan doğruya Brüksel'e bağlayarak bütün bunları yaptılar.

Türkiye'nin iktisadi, siyasi, askeri ve kültürel güçleri arasında eşgüdümü (ve tamamlaşmayı) sağlaması her şeyi değiştirecektir. Ancak burada sorun yumurta-tavuk hikâyesindeki gibidir. Bu siyasi iradeyi oluşturamıyoruz. Çünkü bunu oluşturacak iktisadi, siyasi, kültürel ve güvenlik güçleri arasında işbirliği yok.

İçlerinden bazıları, ''gitmişler, dışarıdakilerle işlerini yürütüyorlar'' . İçimizdeki Danimarkalılar bunlar...

Gelişmekte ve çağdaş uygarlığa ulaşmak için iktisadi, siyasi, kültürel ve askeri öğeler arasındaki tamamlaşmaları gerçekleştirmek zorundayız.