MİLLETLERARASI DOSTLUK VE İŞBİRLİĞİ ÜZERİNE - E.Tümgeneral İlhan Atabaş
Müttefiklerimizin, batılı dostlarımızın dostluk ve anlayışlarını Türkiye hakkındaki niyet ve tutumlarını belirleme açısından, şu olay da hatırlanmaya değer bir ders teşkil etmektedir. Olay Washington'da, NATO askeri komitesinin karargahında geçer. Bu karargah henüz Avrupa'ya taşınmamıştır ve Fransa askeri kanattadır. Bu Karargahta Türk subayları da vardır. Bir gün karargahta kurmay başkanlığı görevi İngilizlerden Fransızlara geçer. Yeni kurmay başkanı Fransız tümgeneral, karargahtaki proje subaylarını toplar ve kendisine tevdi edilen proje dosyalarını subaylar arasında yeniden bir dağıtıma tabi tutar. naproxennatrium go naproxen kruidvat
MİLLETLERARASI DOSTLUK VE İŞBİRLİĞİ ÜZERİNE
Dünya barışı, milletlerarası işbirliği, insan kardeşliği, dostluk, saldırgana karşı barışı ve düzeni korumak için ittifak, haklı, kutlu bir emel için silah arkadaşlığı güzeldir.
Türk düşüncesi meşru, hayati, zaruri olmayan savunma amacını aşan savaşları cinayet kabul eder. Milletimizin son iki yüz elli yıl içindeki savaşları; genel hatları ile haksız saldırılara karşı savunma niteliği taşıyan savaşlardır.
Aziz milletimiz savaş durumunda dostlarına, müttefiklerine karşı vefalı, fedakar, düşmanlarına karşı mert ve bağışlayıcıdır. Bu görüş ve anlayış milletimizde seciye halini aldığı için Türk insanı, aldatıldığını, ihanete uğradığını, müttefiklerinin art niyetli olduğunu anlamakta gecikir. Gerçeği anlayınca da büyük acı duyar.
Türkiye I.. Dünya Savaşına Almanya’nın müttefiki olarak katılmış, ittifakın zaferi için bütün insan kaynaklarını seferber ederek Alman Başkumandanlığının genel planı ve stratejisi doğrultusunda kullanılması fedakarlığına katlanmıştır. Müttefikimiz Almanya ise, Türkiye’nin değişik savaş cephelerinde başarı kazanarak harpten madden ve mânen güçlenmiş olarak çıkmasından endişe etmiştir. Nihai zafer için ümidinin zayıfladığı dönemde, gizlice İtilafçı güçlerle Türkiye’yi (Osmanlı İmparatorluğunu) paylaşarak harbe son verme teklifi ile pazarlık girişiminde bulunmuş, başarı ümidi taşıdığı dönemlerde ise insan kaynakları ağır şekilde yıpratılmış Türkiye’yi bir emri vaki ile fiilen işgal edip uydulaştırma, sömürgeleştirme hazırlığına yönelmiş, Çarlık Rusya’sının yenilip çökmesinden sonra zulüm ve baskıdan, soykırımdan kurtulmak için yardım çağrısında bulunan Türk-İslam halklarının çağrısına, feryadına kulak vererek harekata geçen Osmanlı Ordularının Kafkasya’ya girişini önlemek için Gürcü ve Rus hükümetleri ile maddi menfaat ve imtiyazlar edinme karşılığı anlaşmalar yaparak engeller çıkarmıştır.
Bilinen, görünen düşmana karşı güvenlik tedbiri, en olumsuz şartlar içinde dahi imkansız değildir.
Dost görünen, müttefik bilinen gizli düşmanın şerrinden korunmak özel itina ve şuur uyanıklığı gerektirir.
NATO kolektif güvenlik sistemi içindeki müttefiklerimizin, ittifakın değişik safhalarındaki tutum ve davranışları da düşündürücü, ibret vericidir.
Sovyet güç ve tehdidinin ileri seviyede bulunduğu dönemde Türkiye ile ilişkilerinde, davranışlarında itinalı ve saygılı olan müttefiklerimizin Sovyetler Birliği’nin çözülmesinden sonra nasıl ittifakla, dostlukla bağdaşmayan saygısız düşmanca tavırlar aldıkları, herkesin görebileceği bir açıklığa kavuşmuştur.
Yurt bütünlüğümüze ve millet birliğimize karşı dolaylı bir saldırı niteliğini kazanan tutumla kiralık cinayet çetelerine, terör örgütlerine açık ve gizli barınak sağlayan, medya desteği veren, onların koruyucusu durumuna giren sözde müttefiklerimizin seviye ve politik seciyeleri de ibretle değerlendirilmelidir.
Müttefiklerimizin, batılı dostlarımızın dostluk ve anlayışlarını Türkiye hakkındaki niyet ve tutumlarını belirleme açısından, şu olay da hatırlanmaya değer bir ders teşkil etmektedir.
Olay Washington'da, NATO askeri komitesinin karargahında geçer. Bu karargah henüz Avrupa'ya taşınmamıştır ve Fransa askeri kanattadır. Bu Karargahta Türk subayları da vardır. Bir gün karargahta kurmay başkanlığı görevi İngilizlerden Fransızlara geçer. Yeni kurmay başkanı Fransız tümgeneral, karargahtaki proje subaylarını toplar ve kendisine tevdi edilen proje dosyalarını subaylar arasında yeniden bir dağıtıma tabi tutar. Bu dağıtımda bizim Kur. Albay Atıf Erçıkan'a "Sovyetler Birliği'ne karşı uygulanacak Psikolojik Harp Harekatı” dosyasını yanlışlıkla verir. Toplantı biter, herkes odalarına çekilir. Albay Erçıkan masanın başına henüz geçmiştir ki yanlışlığın farkına varan iri yarı iki albay içeriye girer; biri İngiliz, diğeri Amerikalıdır. Dosyayı Albay Erçıkan'dan geri isterler, "Kurmay Başkanı bu dosyayı sana yanlışlıkla vermiş, onu geri istiyor" derler. Albay Erçıkan çok zeki, intikal sürati fazla, İngilizce'si çok iyi, milli duyguları kuvvetli bir subaydır. (Kendisini 1961 'de, bu görevden Erzurum'a 3 ncü Ordu İstihbarat Başkanlığı'na atandığı zaman tanıdım, sonra Tümgeneral iken Brüksel'de 1969-70 yıllarında beraber çalıştık, korgenerallikten emekli olduktan sonra, 1980'de evine, eşimle birlikte yaptığım bir nezaket ziyaretinde, bu olayı bizzat Korgeneral Erçıkan'dan, yani olayı bizzat yaşayan kişiden dinledim ve zannediyorum benden başka da bu olayı kendisinden dinleyen veya bu kadar teferruatı ile hatırlayan şu anda hayatta başka kimse yok.)
Albay Erçıkan dosyanın kapağını bile açmamıştır, içinde ne olduğunu bilmiyordur, ama bu işte bir hainlik olduğunu sezer ve gelenlere itiraz eder. "Kurmay Başkanı bu dosyayı bana yanlışlıkla değil, bilerek verdi. Bu dosyayı size vermem" der. Ağız dalaşı devam ederken, albaylardan birisi dosyayı masanın üzerinden almak ister, ama Albay Erçıkan daha çevik davranır, dosyayı kapar, çekmecesine atar ve kilitler. Bu sefer tehdit safhası başlar.
Albaylar: "Bu dosyanın gizlilik derecesini biliyor musunuz?" derler. Erçıkan: "NATO'daki en yüksek gizlilik derecesi olan Cosmic top secret'dir." der.
Albaylar: "Hayır, burada ondan daha yüksek bir gizlilik derecesi vardır. Adı Vagram'dır. Bu dosyadan, değil bir bilgiyi dışarı sızdırmak, bir kelimeyi dahi sızdırırsan; bil ki ölürsün" derler.
Erçıkan: "Ben de dosyayı iyice okuduktan sonra kendi Genelkurmay Başkanıma arz ederim, başka kimseye söylemem" der ve kavga biter.
Bu kavganın sebebi olan dosyada ne vardır? Rahmetli Korgeneral Erçıkan dosyayı bana kısaca şöyle anlattı:
"DOSYADA, SOVYETLER BİRLİĞİ'NİN MERKEZİ OTORİTESİNİ ÇÖKERTMEK AMAÇLANMIŞTIR. BU AMACA VARMAK İÇİN KULLANILACAK PSİKOLOJİK HARP VASITALARI, TEŞKİLATLARI ZİKREDİLİYOR. PSİKOLOJİK HARBİN HEDEF KİTLELERİ İSE GAYRİ RUS MİLLETİDİR. DOSYANIN SONUNDA, V.S. BİR BÖLÜM VARDIR. ORADA, SOVYETLER BİRLİGİ'NİN MERKEZİ OTORİTESİ ÇÖKTÜĞÜ ZAMAN ORTAYA ÇIKACAK MANZARA TASVİR EDİLMEKTEDİR. RUSYA'DAN BAŞKA ON BEŞ ON ALTI YENİ DEVLETİN MEYDANA GELECEĞİ ÖNGÖRÜLÜR. TOPKI BUGÜNKÜ GİBİ. SORUN BUNDAN SONRA HATIRLARINA GELİR VE ŞÖYLE DENİR: MEYDANA GELECEK YENİ DEVLETLERDEN BEŞ-ALTI TANESİ TÜRK DEVLETİ OLACAKTIR; BUNLARIN İŞGAL ETTİKLERİ COĞRAFYA STRATEJİK YÖNDEN ÇOK DEĞERLİ VE TABİİ KAYNAKLARI BAKIMINDAN DA ÇOK ZENGİNDİR. TÜRK MİLLETİNİN CENGÂVERLİĞİ DE TARİHEN SABİTTİR. BU DEVLETLER BATIDAKİ TÜRKİYE CUMHURİYETİ İLE BİRLEŞİRSE, O ZAMAN, HİTLER ALMANYA’SINDA VEYA STALİN RUSYA’SINDAN DAHA TEHLİKELİ BİR KUVVET BATILILARIN KARŞISINA ÇIKAR. BÖYLE BİR TEHLİKEYİ YARATMAMAK, TÜRKİYE İLE DOĞU TÜRKLERİNİ BİRLEŞTİRMEMEK İÇİN ALINACAK TEDBİRLER NELERDİR? SORUSU İLE DOSYA SONA ERMİŞTİR.”
Bu sorunun cevaplarının bulunması görevi Albay Atıf Erçıkan'a verilmektedir. İngilizler ve Amerikalıların heyecanlanmakta ve endişelenmekte hakları vardır.
Bu olayda bilhassa üzerinde durulması gereken hususlar, zannediyorum
dikkatinizi çekmiştir:
1- NATO yetkilileri, hasım tarafta yıkılması gereken hassas binayı doğru tespit etmişler ve bu Sovyet binasının er geç çökeceğini 1950'lerde tespit edip, bütün gayretlerini bu hedefe teksif etmişlerdir. GERÇİ BİZİM ATATÜRK'ÜMÜZ
DAHA 1933'DE BU GERÇEĞİ GÖRMÜŞTÜR. Ama, Sovyetlerin 1991'de kendiliğinden dağılması, aslında kendiliğinden olmamış, başta NATO ülkeleri, bir çok ülkenin şuurlu olarak Sovyetler Birliği'ne uyguladıkları yıkıcı politikaların sonunda gerçekleşmiştir.
2-Sovyetler Birliği merkezi otoritesinin çökmesi ile meydana gelecek manzarayı daha o günlerde, doğru tahayyül ve tasvir etmişlerdir.
3-Bunlardan çok daha önemli olan husus; yeni Türk Devletleri ile Türkiye'nin birleşmesine mani olmanın gerektiğini daha 1960'larda kabul edip, buna karşı tedbir aramalarıdır. Nitekim aradıkları tedbirleri bulmuşlardır.
Bunları da şöyle özetleyebiliriz:
a)Türkiye ile Doğu Türklüğü arasında tampon, sözde devletler koymak (Ermenistan ve Kürdistan gibi) ve bu devletleri desteklemek.
b)Türkiye'nin kuvvetlenip lider Devlet olmasına mani olacak siyası ve
ekonomik bütün tedbirleri uygulamak. ..
Korgeneral Atıf Erçıkan’ı hürmetle anıyor, Allah’tan (C.C.) rahmet diliyorum.
Bütün çevre ülkelerden ve Rusya Federasyonu’ndan, sözde dostumuz olan müttefiklerimizden gördüğümüz açık, örtülü davranışların tek sebebi süper güç konumunda bulunduğumuz yüzyıllarda oluşmuş ırkçı, dinci bağnazlıklarıyla kemikleşmiş şuuraltı Türk düşmanlığı değildir. Türkiye’nin kardeş Türk Devlet ve toplumlarıyla işbirliği ve dayanışmasını geliştirerek, tekrar, büyük güç olmasından korkulmaktadır.
Türkiye sadece kardeş Türk Devlet ve toplumları ile değil, bütün dünya ile barış esası ve dostluk temeli üzerinde işbirliği yapma arzusundadır. Ancak dünya barışı ve milletlerarası işbirliği ilkesi doğrultusunda samimi gayretimizi sürdürürken gerçekleri dikkatten kaçırmamalıyız.
(E) TÜM GENERAL İLHAN ATABAŞ