Dış Politika3 Nisan 2005 00:00

BBC Haberciliği Hikayenin tamamını anlatmıyor.

1976-1982, 1987-1992 yılları arasında BBC Ortadoğu muhabirliğini yapan Tim Llewellyn, İsrail- Filistin çatışması, BBC ve batı medyası hakkında açıklamalarda bulundu. Llewellyn, İsrail Ordusu himayesindeki Falanjistlerin, Sabra ve Şatilla’da Filistinliler’e yaptıkları katliamlardan sonra bu kamplara giren ilk gazetecilerden birisidir. Llewellyn, açıklamalarında şunları söyledi: new prescription coupons free prescription cards discount online cialis couponsnaproxennatrium site naproxen kruidvat

 

Bugünlerde İsrail’in Filistin’i işgali ile Suriye’nin Lübnan’ı işgali ile çok kıyaslanıyor, ancak İsrail işgali ile Suriye’nin işgali karşılaştırılamaz. Her ikisi de  işgal olsa da bu kelime bu iki durumda bambaşka anlamlar taşımaktadır. Lübnanlılar Suriye bizi işgal etti diyor.Suriye gerçekten de Lübnan’da siyasi olarak büyük bir etkiye sahip ve Lübnan’da askerleri var. Ancak Lübnan’da hiçbir zaman bir Lübnanlı’nın X noktasından Y noktasına serbestçe gidebilmek gibi sorunları olmadı. İsrail işgali altındaki Filistin’de ise durum bu. Orada işgal, günlük hayatın içinde ağırlığıyla fiziki ve baskın bir şekilde kendisini hissettiriyor. İşte temeldeki bu nedenden dolayı, Lübnan’daki Suriye varlığı Filistin’deki İsrail işgali ile kıyaslanamaz.

 

Bence BBC’nin İsrail-Filistin çatışmasını olduğu gibi tüm gerçekliği ile aktarmak için cesareti yok. BBC’nin gelecekte bir kurum olarak var olma endişesi var. BBC, Filistin olayında  işgalci ile işgal altında olanı karıştırarak korkakça davranıyor. BBC haberciliği burada hikayenin tamamını anlatmıyor. Filistin’deki İsrail işgali genişletilirken veşiddeti artırılırken BBC, Balkanlar’da ya da Afrika’da benzer durumlar için yaptığı habercilikten çok daha farklı bir habercilik yapıyor. BBC maruz kaldığı baskı nedeniyle kaygılanıyor.  Heşeyden önce BBC’nin üzerinde bu konuda yoğun bir İsrail baskısı var ve tabii böylece bir hikayeyi doğru dürüst anlatmaya kalkarsanız her zaman anti-Semitizm yapmakla suçlanabilirsiniz. Hassas politik konulara değinmek risklidir ve İsrail hassas bir konudur. Bu konu, Güney Afrika, Sırbistan,Kosova, Bosna, Sierra Leone, ya da Ruanda hakkında haber yapmaya benzemez. Filistin’de görev yapanlar muhabirler baskı altındadır. Bu kesin. Eğer kendilerine doğrudan söylenmiyorsa , onlar patronlarının konuşmalarından, yayınlanan haberlerden bunu hissederler.

 

 Artık haberlere eskiden olduğundan çok  daha fazla karışılıyor. Öyle zamanlarda yaşıyoruz ki artık olayların arkasında ne olduğunu araştırmaktan ziyade yüzeysel, sadece olayların oluş şeklini derinliği olmayan biçimsel şekliyle anlatan haberciliğe önem veriliyor. Şu oldu, bu oldu, o bunu dedi türünden haberler revaçta. Bu doğru bir habercilik değil. Bu tür yüzeysel habercilik insanların aslında neler olup bittiğini anlayabilmelerine imkan tanımıyor. Bu tip habercilik 24 saat habercilikle beraber doğdu ve onunla beraber yayıldı. Reyting savaşları yüzünden herşey daha fazla Amerikanlaşıyor ; yüzeyselleşiyor.

 

İsrail’de sansür uygulanıp uygulanmadığı sorusuna da Llewellyn şu cevabı verdi:

 

Haberlerin doğrudan sansürlendiği düşünmüyorum. Bu iş çok daha gizli ve derinden yapılıyor. Varlığı hissedilen ancak uygulayan tarafından her zaman reddedilebilen bir baskı kesin olarak var. İngiltere’de de habercilik alanında kaygı verici gelişmeler var. Kendi kendine uygulanan sansürün endişe verici boyutlara ulaştı.Medyada çok zararlı bir kendinden sansür var. İnsanlar düşünüyorlar,ancak düşünceleri güçlü kurumları kızdırabilecek düşünceler, bunu biliyorlar. Bu kurumlar İsrail ya da İngiliz hükümeti gibi kurumlar. Sonuçta gazeteciler sansür işini kimsenin  başka bir şey yapmasına gerek kalmadan kendi kendilerine yapıyorlar.

 

Bu haberin  İngilizce olarak tamamını ; electronicIntifada.net de okuyabilirsiniz.